zararlar.com https://www.zararlar.com Zararlar, Bitki ve Gıdaların Zararları tr-TR hourly 1 Copyright 2018, zararlar.com Fri, 27 Feb 2015 00:00:00 +0000 Tue, 11 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Sakız Kabağının Zararları https://www.zararlar.com/sakiz-kabaginin-zararlari.html Tue, 22 May 2018 15:38:23 +0000 Sakız kabağının zararları, doğada bulunan her türlü maddenin yanlış kullanımı insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin meyvenin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri sayılabilecek kadar azdır anca Sakız kabağının zararları, doğada bulunan her türlü maddenin yanlış kullanımı insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin meyvenin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri sayılabilecek kadar azdır ancak meyvenin dahi fazla tüketilmesi insan sağlığını olumsuz etkileyerek aslında çok faydalı olan meyve zararlı bir hal alabilir. Eğer biz gece yatmaya yakın meyve yersek yediğimiz meyvenin yararından çok zararını görürüz. Kişinin ruh ile beden sağlığını olumsuz yönde etkileyen her türlü etken insanoğluna zarar vermektedir. Bu makalemizde sizlerle sakız kabağı nedir, nerede yetişir, özellikleri nelerdir en önemlisi de sağlımız üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir bunlara göz atacağız. Sakız kabağının zararları, sakız kabağı kabakgiller ailesinden gelen şekli silindire benzeyen, meyve kısmı yaklaşık yirmi santime kadar ulaşan sert kabuklu ve beyaz renge sahip olan bir kabak türüdür. 

Sakız kabağının zararları, kabakgiller ailesinden gelen bu kabak türünün yetiştiriciliği hemen hemen her şehirde yapılmaktadır. Yurdumuzda sıkça üretimi yapılan bu bitki türü yaz mevsiminde sık tüketilen yazlık kabak türü ailesinden olan sakız kabağının hasadı diğer sebzelere göre farklılık göstermektedir. Sakız kabağının meyve kısımları henüz olgunlaşmadan hasat edilmektedir sakız kabağı kabakgiller ailesinden en sık tüketilen bir sebze türüdür. Sakız kabağının zararları, bu lezzetli sebze çeşidi ya aylarının vazgeçilme sebzesi haline gelmiştir. Yaz sofralarına renk katan sakız kabağı sıcak ve ılıman iklimi oldukça seven bir bitki türüdür. Sakız kabağı aynı zamanda karpu, kavun ve salatalık gibi sebze türleri ile aynı aileden gelen sebze çeşidi olarakta kabul edilmektedir. Sakız kabağının içeriğinde bolca bulunan A vitamini onu daha faydalı bir hale getirmektir. Ancak vitamini açısından oldukça zengin olan sakız kabağı, sağlık bakımından oldukça faydalıdır. Ancak her şeyde olduğu gibi sakız kabağınında belli başlı bazı zararları vardır. Sakız kabağı hakkında vermiş olduğumuz bilgiden sonra şimdide zararları nelerdir bunlara göz atalım.

Sakız Kabağının Zararları Nelerdir
  • Eğer kan basıncınız ile başınız dertte ise sakız kabağı ve diğer kabak çeşitlerini tüketirken dozunda yemeniz gerektiğini unutmayın. Eğer fazlaya kaçarsanız sağlığınıza faydası olan bir sebze türünü zararlı bir hale getirmiş olursunuz.
  • Sakız kabağının sağlık açısından ikinci olumsuz yönü ise eğer alerjik reaksiyonlarınız varsa yine aşırı dozda tükettiğinizde vücutta kaşıntı ve kızarıklığa neden olmaktadır.
  • Sakız kabağı idrar söktürücü özelliğine sahip olan kabak çeşidi yine aşırı dozda tüketildiğinde çok sık idrara çıkmanıza yol açmaktadır.
]]>
Vücuttaki Fazla Demirin Zararları https://www.zararlar.com/vucuttaki-fazla-demirin-zararlari.html Wed, 23 May 2018 15:26:00 +0000 Vücuttaki Fazla Demirin Zararları, başta çeşitli vücut fonksiyonlarını bozarak kendini gösterir. Vücuttaki demir miktarı genetik etkenlerden ya da çevresel nedenlerden dolayı artabilir. Bunun en önemli sebeplerinden biri hemokrom Vücuttaki Fazla Demirin Zararları, başta çeşitli vücut fonksiyonlarını bozarak kendini gösterir. Vücuttaki demir miktarı genetik etkenlerden ya da çevresel nedenlerden dolayı artabilir. Bunun en önemli sebeplerinden biri hemokromatoz adı verilen doğuştan olan bir hastalıktır. Bu hastalarda bağırsaklardaki demir emilimi arttığı için, zamanla organlarda fazla miktarda demir birikimi oluyor.

Bu rahatsızlığa aileden geçen sorunlu (HH) herediter hemokromatoz denilen demir tutulumu yapan HFE geçen genin etkili olduğu belirtilmektedir. Bazı kişilerde ise genetik etkenlerden ziyade Akdeniz anemisi, düzenli alının kan transfüzyonu, alkol kullanımından kaynaklanan karaciğer hastalıkları gibi dış etkenlerden de vücutta demir birikimi olabiliyor.

Vücutta fazla demirin zararları hamilelik döneminde kullanılan demir haplarından da kaynaklanabilir. Demir haplarının fazla kullanımı demir zehirlenmesine neden olabiliyor. Gebelikte demir içeren vitamin haplarının kullanımı aynı zamanda bebeklere de demir zehirlenmesine yol açabiliyor. Bu etkiler nadiren de olsa gebelik sürecinde görülebiliyor.

Hemokromatoz yüzünden demir seviyeleri yüksek olan kişiler, bunu yaşam boyunca fark edemeyebiliyor. Bazı hastalarda karın ağrısı, eklem ağrıları, halsizlik ve yorgunluk gibi belirtiler olabiliyor. Alkol kullanma alışkanlığı olanlarda hastalık nedeniyle yakınmalar daha fazladır. Kadınlarda ise adet kanamasından dolayı kan kaybı yaşandığından belirtiler daha azdır. Ancak kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, mide bulantısı, baş ağrısı gibi belirtiler, kalp kasında fonksiyon bozukluğu, karaciğer sirozu gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Vücuttaki fazla demir hangi testlerle anlaşılır

Vücuttaki fazla demiri belirlemek için, (TIBC) total demir bağlama kapasitesi, ferritin ve (UIBC) doymamış demir bağlama kapasitesi testleri yapılabilir. bazı hastalıklar içine genetik test yapılması gerekebilir. Yapılan testlerle hemokromatoz hastalığının yanında, fazla demire bağlı gelişen başka hastalıklarda tespit edilebilir. Gerekirse karaciğer biyopsisi yapılarak, karaciğerde biriken demir seviyesi ve verdiği hasarlar belirlenebilir. Kişilerde fazla demirle birlikte bazı hastalıklar ya da yakınmalar varsa genetik test yapılması uygun görülür. Bu hastalıklar ve yakınmalar aşağıdaki gibidir;
  • Kanser, eklem iltihapları
  • Libido kaybı, iktidarsızlık, kısırlık ve testis küçülmesi
  • Kronik yorgunluk, halsizlik, ishal, özellikle sağ üst kadran karın ağrısı
  • Deniz ve güneş olmadığı halde cildin bronzlaşması
  • Kalp kası bozukluğu, kalp atışlarının düzensiz olması ve kalp yetmezliği
  • Vücut kıllarının azalması
  • Hipotiroidizm
  • Sıkça nezle, grip gibi hastalıklara yakalanma
Vücuttaki fazla demirin zararları nelerdir

Vücuttaki fazla demir çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Vücuttaki pek çok fonksiyonun bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuttaki demir seviyesinin kontrol altına alınması ve tedavi edilmesi gerekir. Demir fazlalığı yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, karın ağrısı, karaciğer büyümesi ciltte renk değişimleri, çeşitli ruh hali değişimleri gibi çeşitli belirtilere neden olabilir. Demir fazlalığı doğuştan olan hemokromatoz rahatsızlığından kaynaklanıyorsa hastalarda nedeni bilinmeyen kilo kaybı, saç tellerinde incelme, kas iskelet ağrısı, düzensiz kalp atışları, karaciğer ağrısı, ciltte bronzlaşma, grileşme, libidoda düşüş gibi olumsuz etkiler oluşabilir.

Demir fazlalığı uzun vadede kanser riskini arttırmaktadır. Kadınlarda özellikle menopoz sonrasında daha fazla risk taşımaktadır. Ayrıca demir fazlalığından dolayı vücutta oksitlenme etkisi ortaya çıkmakta, bu damarlarda sertleşmeye, vücut hücrelerinde kayıplara, yağlanmaya neden olmaktadır.

Vücuttaki fazla demirin zararları arasında kısırlık sorunu da vardır. Karaciğerdeki demir birikimi, vücut genelindeki demir]]> Gilaburu Zararları https://www.zararlar.com/gilaburu-zararlari.html Wed, 23 May 2018 19:49:38 +0000 Gilaburu Zararları, bir diğer adıyla Frenk üzümü olarak bilinen gilaburu, kırmızı ve yuvarlak renkte domatese benzer şekilde doğada bulunur. Özellikle sağlık alanında bitkisel tedavi yöntemi olarak kullanılır. İçinde C vita Gilaburu Zararları, bir diğer adıyla Frenk üzümü olarak bilinen gilaburu, kırmızı ve yuvarlak renkte domatese benzer şekilde doğada bulunur. Özellikle sağlık alanında bitkisel tedavi yöntemi olarak kullanılır. İçinde C vitamini ve antioksidan özellikleri barındıran bu salkımlı meyvenin kabukları da oldukça faydalıdır. Denizin içerisinde salamura şeklinde bekleyilerik meyve, kendi acısından arıtılır.
Bu meyvenin ağaçları bodur şeklinde olup bu ağaçlar, genellikle ülkemizde İç Anadolu bölgesinde yetiştirilir. Gilaburu suyu olarak da tüketilebilir. Birçok faydası olduğu gibi bitkisel olarak kullanıldığı zaman bazı kişilerde önemli yan etkilere neden olabilmektedir. Ayrıca bazı ilaç ve hastalıklar ile etkileşimi sonucunda gilaburu zararları daha farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Gilaburu Zararları Nelerdir

Ülkemizde de yaygın bir bitkisel tedavi yöntemi olarak kullanılan bu meyvenin ne yazıkki bilnçsizce kullanımı bazı yan etkilere neden olabilmektedir. Bilinen gilaburu zararlarından bazıları şunlardır:
  • Gilaburu meyvesini, özellikle aspirin türü ilaçlara alerjisi bulunan kişilerin kullanımı sakıncalıdır. Bu ilaca fazlasıyla duyarlı olan gilaburuyu tüketmeden önce hastalar, aspirin alerjisi olup olmadıklarını öğrenmeleri gereklidir.
  • Henüz olgunlaşmamış gilaburu meyvesi, insanlarda ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Bu sebeple tüketilmeden önce ham olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • Ayrıca gilaburu zararları içerisinde  en sık görülenlerden biri de sindirim sisteminde meydana getirdiği problemlerdir. İçerisinde çok fazla asit barındırması nedeniyle özellikle mide hastalıkları bulunan kişilerin kullanımı da sakıncalı olarak görülmektedir. Ülser, reflü ve gastrit hastaları mide asidinden dolayı sorun yaşadıkları için gilaburu kullanımları tavsiye edilmemektedir.
  • Ayrıca bağırsaktaki sindirim sisteminin tahriş olmasına neden olabilir. Bu sebeple de bağırsak problemleri olan hastaların kullanımı önerilmemektedir.

]]>
Şeftalinin Zararları https://www.zararlar.com/seftalinin-zararlari.html Thu, 24 May 2018 07:56:03 +0000 Şeftalinin Zararları, hakkında bilinçlenmek bu yararlı meyveden daha iyi faydalanmamıza yardımcı olacaktır. Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden olan şeftali, ülkemizin iklim koşulları nedeniyle bolca yetiştirilmektedir. Baz Şeftalinin Zararları, hakkında bilinçlenmek bu yararlı meyveden daha iyi faydalanmamıza yardımcı olacaktır. Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden olan şeftali, ülkemizin iklim koşulları nedeniyle bolca yetiştirilmektedir. Bazı yörelerimizin şeftali türleri de oldukça tanınmaktadır. Özellikle Bursa şeftalisi yurt dışında bile alıcı bulmaktadır. Taze olarak tükettiğimiz, bunun yanında meyve suyu, reçel marmelat olarak ta sofralarımızda yerini alan bu meyvenin mineral ve vitamin bakımında zengin, antioksidanlar bakımından değerli olduğunu biliyoruz. Peki ya şeftalinin zararları neler olabilir, bunları detaylı olarak makalemizde bulabilirsiniz.

Şeftali yetiştiriciliğinde diğer sebze ve meyvelerde olduğu gibi zayiatın azaltılması için mikrop ve böcekleri, tarım zararlılarını öldürmek için ilaçlar kullanılır. Alınan önlemlere rağmen bu ilaçların ürünlerin içine sızmasına engel olunamıyor. Şeftalide de bu risk bulunmaktadır. Evlerimizde ne kadar yıkarsak yıkayalım bu zararlı etkiden kaçınamıyoruz. Ne yazık ki toplumda her geçen gün artan kanser gibi hastalıkların bir nedeni de budur.

Bu etkenleri göz önüne alarak şeftalinin zararlı etkisinden korunmak için mümkün olduğu kadar organik olanları tercih etmeliyiz. Organik şeftaliler fiyat olarak biraz daha pahalı olsa da, sağlığımızın korunması için önemlidir. İlaçların kimyasal etkilerinden korunmak için buna dikkat etmeliyiz. Bunun dışında şeftali yetiştiriciliği sırasında kullanılan zirai ilaçların doğal olmasına da bakarak, şeftali tüketebiliriz. Sentetik zirai ilaçlar doğal olanlardan daha zararlı etkiler yapar. Olanağınız varsa bu şekilde yetiştirilen şeftalileri tercih etmelisiniz.

Şeftalinin zararları nelerdir
  • Şeftali hamilelik döneminde fazla tüketilmemesi gereken bir meyvedir. Uzmanlar fazla miktarda şeftali tüketmenin kanama riskini arttırdığını belirtmektedir.
  • Şeftali kabuğu tüylü bir yapıda olduğundan boğazda kaşınma ve tahriş gibi etkilere neden olabilir.  Bu yüzden kabuğu soyularak yenmesinde yarar vardır.
  • Şeftali tarım zararlıları tarafından çok rağbet gören bir meyvedir. Bu nedenle zirai ilaç kullanımı daha fazla olur. Bu şeftalinin yüzeyinde pestisit kalıntılarına neden olur. Bu nedenle şeftalinin çok iyi yıkanması gerekir. Yıkamaya dikkat edilmezse karın ağrısı, mide bulantısı ishal, zehirlenme gibi belirtilere neden olabilir. İlerleyen süreçte ise kanser, alzheimer, parkinson gibi hastalıklara bile neden olabilir. Aynı zamanda sinir siteminde hasara yol açabilir. Bu yüzden şeftali hem iyi yıkanmalı hem de kabukları özenle ayıklanarak tüketilmelidir.
  • Şeftali lif oranı yüksek bir meyvedir. Bu faydalı olduğu gibi fazla miktarda tüketildiğinde ishal, kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabilir.
  • Şeftalinin çekirdeklerinde de zehirli maddeler bulunmaktadır. Bu yüzden meyvenin çekirdeği asla tüketilmemelidir. Bu zehirli etki şeftali yapraklarında da bulunmaktadır. Bu nedenle yapraklarının çay gibi hazırlanarak tüketilmemesi gerekir.
  • Şeftali içeriğindeki potasyum nedeniyle kaslara olumlu etkiler yapar. Ancak aşırı miktarda tüketilirse potasyum içeriği yüzünden böbreklere zararlı olabilir.
  • Şeftalinin zararları arasında alerjik etkileri de bulunmaktadır. Gıda alerjileri içinde şeftali en bilinenlerinden biridir. Bu yüzden alerjik yapıda olanlar şeftaliyi dikkatli tüketmelidir.
  • Bu lezzetli meyve ile hazırlanan meyve suyu, reçel, marmelat gibi gıdaların tüketimine de dikkat edilmelidir. Hazırda satılan bu ürünlerde koruyucu madde çok kullanılır. Bu nedenle şeftali ürünlerini evde kendiniz yapmaya gayret etmelisiniz.
Görüldüğü gibi şeftali ne kadar faydalı bir meyve olsa da, dikkat edilmediği zaman zararlı etkilerine maruz kalabiliriz. Özellikle aşırı şeftali tüketimine dikkat edilmelidir. Ayrıca şeftaliyi iyi yıkamalı ve kabuklarını soyarak tüketmemiz gerekir.
]]>
Çinko Oksit Zararları https://www.zararlar.com/cinko-oksit-zararlari.html Fri, 25 May 2018 00:33:17 +0000 Çinko Oksit Zararları, çinko oksit kullanım alanı oldukça fazla olan ve kimyasal formülü ZnO olan bir inorganik kimyasal bileşendir. Beyaz pudra görüntüsündedir. Asidik bir özelliği vardır. Alkalilerde çözünür ancak su Çinko Oksit Zararları, çinko oksit kullanım alanı oldukça fazla olan ve kimyasal formülü ZnO olan bir inorganik kimyasal bileşendir. Beyaz pudra görüntüsündedir. Asidik bir özelliği vardır. Alkalilerde çözünür ancak su ve alkolde çözünmemektedir. Yüksek kırılma hızı, ısı iletkenliğinde yükseklik, genleşme katsayısı düşüklüğü, antibakteriyellik gibi kendine has özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle çinko oksit kendisine pek çok endüstriyel sanayi alanında kullanım yeri bulmuştur. 

Çinko Oksit Kullanım Alanları Nelerdir
  • Çinko oksit boya sanayisinde sıklıkla kullanılan bir maddedir. Genellikle okul ortamında kullanılan suluboyalarda beyaz rengini vermek için çinko oksit kullanılır. Ayrıca beyaz renk vermesinin yanısıra reaktif bir madde olduğundan dolayı kıvam verici olarakta kullanılabilmektedir. Boyaları UV ışınlarından koruyabilmektedir, bu sayede boyanın kurumasını engeller ve solmayı geciktirir. 
  • Porselen, cam ve seramik sanayisinin temel taşlarından birisi çinko oksittir. Kullanılan malzemelerin mekaniksel ve ısıya karşı direncini arttırma görevi üstlenmektedir. Aynı zamanda parlaklık arttırıcı etkiye sahiptir.
  • Akü, kibrit, kimyasal duman ve pil gibi maddelerin yapımında kullanılabilmektedir.
  • Tekstil sanayisinde dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır. Tekstil malzemelerinin beyazlığını ve direncini arttırır. Elastik bir yapı verir, bakteri ve küflere karşı direnç oluşturur. 
  • Bazı metal maddelerin yüzeylerinin kaplanmasında kullanılmaktadır. Aynı zamanda korozyona karşı koruma görevi de bulunmaktadır. 
  • Elektriksel direnci arttırır.
  • Tıbbi ilaç ve kozmetik sanayisinde de geniş bir kullanım alanına sahiptir. Çinko oksitin kurutucu etkisinin olması ile birlikte antiseptik özelliğide bulunmaktadır. Bu sayede hücrenin yenilenmesine katkı sağlar. Tıp alanında kullanılan bazı merhemlerin etken maddesinde çinko oksit vardır. Bu merhemlerin cilt üzerine ince bir tabak halinde sürülmesi derinin su kaybını engeller, böylece cilt kuruluğunu önler. Güneş ve soğuk yanıklarının oluşmasında koruyucu etkiye sahiptir. 
  • Altı bezlenen bebeklerde, çinko oksit içeren krem veya merhemlerin kullanılması ciltte oluşabilecek kızarıklıkları önlemektedir. 
Çinko Oksit Zararları ve Yararları Nelerdir
Çinko oksit maddesi yukarıda saydığımız gibi kendisine çok fazla alanda kullanım yeri bulmuştur. Ancak günümüzde en çok bakım amacıyla veya tıbbi alanlarda merhem/krem olarak kullanılmaktadır. 

Çinko oksit cildi besleme özelliğine sahiptir. Bu nedenle cilde direkt olarak çinko oksitin herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Ancak çinko oksit etken maddeli merhemleri veya kremleri kullanan kişilerde bazı yan etkiler görülebilmektedir. Bu yan etkiler görüldüğü takdirde acilen bir doktora veya sağlık merkezine başvurulması gerekmektedir. Bu yan etkiler şu şekildedir:
  • Mide-karın ağrısı, 
  • Ürtiker dökme, 
  • Yüz bölgesinde (dil, dudak ve boğaz dahil) şişlik oluşumu,
  • Solunum yaparken zorluk çekme,
  • Cilt üzerinde kaşıntı ve batma hissi,
  • Cilt üzerinde pigmental renk değişiklikleri.
Çinko oksitin etken madde olarak kullanıldığı kremlerin yararları ise şunlardır:
  • Antiseptik özelliği bulunur. Bu sayede ciltteki enfeksiyon ve mikropların ölmesini sağlar.
  • Şeker hastalığı (diyabet) nedeni ile ortaya çıkan bazı cilt sorunlarının iyileştirilmesinde yardımcı olur.
  • Bası yaralarını iyileştirir.
  • Yara ve yanık tedavisinde etkilidir.
  • Eşit olmayan cilt tonlarının eşitlenmesini sağlar.
  • Pişikleri iyileştirir, pişik oluşmadan önce koruyucu etkisi bulunur.
  • Cilt üzerindeki tahrişleri iyileştirir.
  • Cilt lekelerini tedavi eder.
  • Sivilce ve akne tedavisinde olumlu etkisi vardır.
  • Göğüs ucu çatlaklarını engeller ve/veya tedavi eder.
  • Deride enfeksiyon]]> Gümüş Suyunun Zararları https://www.zararlar.com/gumus-suyunun-zararlari.html Fri, 25 May 2018 05:28:33 +0000 Gümüş Suyunun Zararları, gümüş suyu antibiyotik kullanımının yetersiz kalması halinde ya da antibiyotik kullanılması gereken alanlarda aktif şekilde kullanılır. Antibiyotikten farkı ise doğal bir karışım olmasıdır. Yan e Gümüş Suyunun Zararları, gümüş suyu antibiyotik kullanımının yetersiz kalması halinde ya da antibiyotik kullanılması gereken alanlarda aktif şekilde kullanılır. Antibiyotikten farkı ise doğal bir karışım olmasıdır. Yan etkilerinin olabildiğince az olması, metabolizmada hasar verici bir etkiye neden olmaması önemlidir. Ağızdan alınan gümüş suyu etkisini altı dakikada göstermeye başlıyor. 

    Kısaca kolloidal gümüş suyu saf su içinde gümüş parçacıklarının homojen şekilde dağılmış halidir. Saf suyun içinde çözünen gümüş partiküllerinin birbirinin aynı elektrik yüküne sahip olması nedeniyle birbirini iter. Böylece saf suda homojen bir dağılımı olur. Bu etken gümüş suyunun vücutta belli bir bölgede yığılma yapmasına da engel oluyor. Dolaşım sisteminde işlevini yerine getirince sindirim sistemi aracılığıyla dışarıya atılır. Gümüş suyunun homojen olması, partiküllerin birbiriyle birbiriyle temas etmemesi, sindirim sisteminden kolay atılması nedeniyle herhangi bir yan etkisi, kalıcı zararı da olmaz.

    Gümüş suyu nasıl kullanılır

    Gümüş suyu buruna, ağza ve kulağa püskürtülerek ya da damlatılarak kullanılabilir. Ciltte gümüş suyu kullanımı ise püskürtülerek ya da cilde yapıştırılan yara bandı gibi malzemenin üzerine damlatılarak kullanılabilir. Ayrıca sıvı maddeleri gaz haline çeviren ve maskeyle solunmasını sağlayan nebilüzatör cihazı yardımıyla kullanılabilir.

    Oral yola gümüş suyu kullanımında sabah akşam birer fincan ölçüsünde yemeklerden yarım saat önce ya da yarım saat sonra alınmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde gümüş suyu ağızda uzun tutularak kana karışması sağlanmalıdır. Bu şekilde kullanımı eklem romatizması ve mide ülserinde çok tercih edilir. Ayrıca gümüş suyu kullanılırken alkol ve sarımsak tüketilmemelidir. Gümüş suyu buzdolabına konulmamalı ve karanlık yerde saklanmalıdır. Gümüş suyu bunların dışında dezenfektan olarak mikroplardan arınması için yüzeylere püskürtülebilir. Eğer nebilazatör cihazıyla uygulanırsa ortamdaki mikroplar arındırılabilir. Klimaların filtrelerine de bu amaçla püskürtülebilir.

    Gümüş suyunun zararları var mı

    Gümüş aynı kadmiyum, kurşun, alüminyum gibi zaman içinde vücutta biriken ağır bir metaldir. Bu nedenle bazı kişiler gümüş suyu kullanımından kaçınır. Ancak kolodial gümüş güvenli bir gümüş solüsyonudur. Bunu arada sırada dahilen kullanmak çok zararlı olmaz. Boğaz ağrısı için antibiyotik yerine gümüş suyuyla gargara yapmak zararlı bir etki yapmaz.

    Gümüş vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bir maden olmasına rağmen ağır bir metal olması nedeniyle zaman içinde birikimi vücuttan zor atılabilir. Ancak bu yoğun gümüş suyu kullanımında söz konusu olabilir. Vücutta birikim yaparsa zehirlenme etkisi gösterebilir. Bu nedenle bilinçsizce gümüş suyu kullanımından kaçınılmalıdır. Bunun dışında bağırsaklardaki zararlı bakterileri yok ederken yararlı bakterilerde yıkıma uğrayabilir. Bu uzun zamanda ciddi risk oluşturabilir. Uzun süre gümüş suyu kullanımında vücutta mavileşme eğilimi olabilir. Buna arjiri adı verilir. Diş etinde, tırnaklarda mavileşme daha bariz olur. Eğer bu şekilde gümüş partikülleri vücutta birikim yaparsa bunun temizlenmesi için henüz bir yöntem bulunmamaktadır.

    Gümüş suyunun zararları arasında nadiren görülen gümüş alerjisi de dikkate alınmalıdır. Bunu test edebilmek için bileğinizi içine biraz gümüş suyu sürerek bir süre bekletebilirsiniz. Eğer bir olumsuzluk olursa gümüş suyu kullanmamanız gerekir. Ayrıca doğru saf suyla ve saf gümüşle hazırlanmayan gümüş suyu kullanırsanız, cilt altında ve vital bölgede birikim oluşabilir. Buna agreya rahatsızlığı adı verilmektedir.
    ]]>
    Hamilelikte Cips Yemek Zararlı mı? https://www.zararlar.com/hamilelikte-cips-yemek-zararli-mi.html Fri, 25 May 2018 07:51:42 +0000 Hamilelikte Cips Yemek Zararlı mı, hamilelikte kadınların yaşam tarzından beslenmesine kadar belli bir disiplinde olması gerekir. Bu sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için önemlidir. Hamilelikte Cips Yemek Zararlı mı, hamilelikte kadınların yaşam tarzından beslenmesine kadar belli bir disiplinde olması gerekir. Bu sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için önemlidir. Bu dönemde kadının bebeğinin gelişimine katkı sağlayacak besinleri tüketmesi gerekir. Zararlı olabilecek gıdalardan uzak durmalıdır. Cips normal zamanda bile sağlığımıza zararlı etkiler yapabilen bir atıştırmalıktır. Bu nedenle hamilelikte cips yemek zararlı olabilir.

    Hamilelikte cips neden zararlıdır

    Cips daha çok bol nişasta içeren patatesten hazırlanır. Yüksek sıcaklıkta işlem gören cipslerin içeriğindeki maddelerin bir kısmı kimyasal reaksiyona girerek başka maddelere dönüşebiliyor. Akrilamid denilen bu madde, cipsin işlenme süresi uzadıkça artar. Bu maddenin değil hamilelikte normal zamanda bile vücuda alınmaması gerekir. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde cips tüketmemelidir.Cipslerde oluşan akrilamid maddesinin kanser riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu madde genellikle plastik maddelerin üretimi sırasında kullanılır. Bu nedenle hamilelikte cips tüketimi önerilmez.

    Cipslerin üretiminde oluşan akrilamid maddesi anne ve bebek sağlığı için olumsuz riskleri beraberinde getirir. Ancak hamilelikte cips tüketmek bunun dışında da riskler taşır. Cips üretimi sırasında çeşitli işlemler yapılır. Bu işlemlerde cipsin içine soya sosu, tuz, koruyucu madde ve baharat gibi pek çok madde ilave edilir. Bu maddelerinde hamilelik üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bebeğin sağlıklı gelişimine olumsuz etki yapabilir ve hamilelikte düşük riskine neden olabilirler. Anne adayında olumsuz bir etki yapmasalar bile bebekte istenmeyen reaksiyonlara neden olabilirler. Bu yüzden hamilelikte cips yemek zararlıdır diyebiliriz.
    ]]>
    Pul Biberinin Zararları https://www.zararlar.com/pul-biberinin-zararlari.html Fri, 25 May 2018 22:44:15 +0000 Pul biber, kırmızı biberin güneş ışığı altında bekletilerek bazı işlerden geçip baharat haline gelmesidir. Genellikle yemeklere tat vermesi için kullanılan pul biber çoğu kişi tarafından çok sevilmektedir. Ancak yemeklere verm Pul biber, kırmızı biberin güneş ışığı altında bekletilerek bazı işlerden geçip baharat haline gelmesidir. Genellikle yemeklere tat vermesi için kullanılan pul biber çoğu kişi tarafından çok sevilmektedir. Ancak yemeklere vermiş olduğu lezzetin yanı sıra sağlık açısından birçok zararı bulunmaktadır. Tadının acı olması ve yapım aşamaların da güneşte bekletilmesi pul biberin bazı zarar verici özelliklerini ortaya çıkarır. Pul biberin vermiş olduğu zararları beraber inceleyelim ;

    • Pul biber çok fazla tüketildiği zaman mideye ve mide yollarını tahriş edebilir, 
    • Bağırsakların çalışmasını yavaşlatır ve yollarına zarar verebilir, 
    • Basur hastalığı olan kişinin rahatsız olmasına neden olabilir veya bu hastalığı ortaya çıkarabilir, 
    • Ülser, gastrit ve bu gibi mide hastalıklarını tetikleyip oluşmasına neden olabilir, 
    • Hazımsızlık ve karın ağrısı gibi bazı durumları ortaya çıkarabilir, 
    Görüldüğü üzere pul biber sağlık açısından birçok hastalığı tetikleyip çıkmasına veya ilerlemesine neden olabilir. Bu sebepten dolayı bu tür hastalığı olan kişiler pul biberden uzak durmalıdır. Hastalığı bulunmayan kişiler de herşeyin fazlası zarar kaidesi ile pul biberi az miktar da kullanmalıdır. Bir diğer durum, sahte olarak üretilmiş olan bazı pul biberler insan sağlığı için büyük ölçü de tehdit unsuru haline gelmiştir. Bu sebeple pul biber alan kişi aldığı yerin güvenilir olduğuna dikkat etmelidir. 
    ]]>
    Üzerlik Tohumu Zararları https://www.zararlar.com/uzerlik-tohumu-zararlari.html Sat, 26 May 2018 02:24:07 +0000 Üzerlik Tohumu,Tarihi çok eskilere dayanan bir bitkidir. Halk dilinde nazar otu olarak da bilinmektedir. Bunun sebebi ise, nazar ve büyüden insanı koruduğuna inanılmasıdır. Bir tutam üzerlik otu, tütsü yapıldığı zaman kötü enerji Üzerlik Tohumu,Tarihi çok eskilere dayanan bir bitkidir. Halk dilinde nazar otu olarak da bilinmektedir. Bunun sebebi ise, nazar ve büyüden insanı koruduğuna inanılmasıdır. Bir tutam üzerlik otu, tütsü yapıldığı zaman kötü enerjiyi ve nazarı ortadan kaldırır. Değişik özellikleri bulunan üzerlik otunu arkeologlar eski yerleşim yeri kalıntılarını bulmak için yararlanırlarmış. Çünkü bu bitki fosforik asit bakımından zengin toprakları tercih etmesidir. Fosforik asit ise, insan hayatlarının olduğu yerlerde bulunur. Bu sebeple insan vücudunda en fazla bulunan elementlerden biriside fosfordur. Genelde höyüklerin, harabelerin ve mezarlıkların olduğu yerlerde yetişen bir bitkidir. Üzerlik tohumu tek kök üzerinde ince ve uzun olarak birçok dalın meydana gelmesi ile oluşur. Üzerlik tohumunu doğru oranda kullanmak gerekir. Çünkü üzerlik tohumu aynı zamanda epifiz bezini harekete geçirir ve halk tarafından bilinen kalp gözü olarak bilinen bir algı merkezidir. Bu nedenle Dmt molekülleri diğer ismiyle ruh molekülünü harekete geçirerek halüsinasyon görme gibi zararları ortaya çıkabilir. 

    Üzerlik Tohumu Zararları;

    İçeriğindeki etken maddeler üzerine baş dönmesi, mide bulantısı, kusma ve merkezi sinir sisteminde değişimlere yol açtığı kanıtlanmıştır. Bitkinin tohumlarını uzun süre veya yüksek dozda kullanılması açısından zehirlenmeler olduğu görülmüştür. İnsan vücudundaki organ işlevleri ve merkezi sinir sistemleri hasarlarına yol açtığı kaydedilmiştir. Yanı sıra üzerlik tohumu, alerjik kaşıntılara neden olmaktadır. Üzerlik tohumu insan üzerinde, karaciğer veya böbreklerde olan etkileri ile ilgili ek araştırmalar dahilinde sırt ağrısı, karın ağrısı, sarılık, halsizlik veya kaşıntı gibi cilt sorunlarına da yol açabilmektedir.

    Üzerlik Tohumu Faydaları; 

    C vitamini açısından oldukça yoğundur. Kış aylarında soğuk algınlığı, grip yada nezle gibi hastalıklara karşı çok etkilidir. Bayanlar tarafından adet konusunda çok yoğun olarak ürün seçenekleri arasında tercih edilmektedir. Özellikle bağırsaklarda bulunan bakterilerin ve parazitlerin öldürülmesi için yüksek bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda afrodizyak etkisi ile cinsel konularda problemlerin ortadan kaldırılması için kullanılmaktadır. Saç dökülmesi sorunu olanlar için özellikle dökülmelerin azalmasına oldukça yardımcıdır. Bu nedenle saçların daha güçlü bir şekilde uzamasını sağlamaktadır. Nefes darlığı olan kişilerde oluşan etkilerin azalmasını sağlamaktadır. Yanı sıra romatizma sorunu yaşayan kişiler için de oldukça faydalıdır. Bu dönemde özellikle tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır.  

    Üzerlik Tohumu Nasıl Kullanılır 

    Bitkinin tıbbi amaçla kullanılan kısımları tohumlarıdır. Üzerlik tohumu kurutulduktan sonra kaynamış suda demlenerek çayı yapılabilir. Özellikle kavrulduktan sonra bala karıştırılarak tüketilebilir veya suyla birlikte içilebilir. Keten tohumu ve bal ile karıştırılıp elde edilen macun tüketildiği zaman nefes darlığını giderir. Rezene ile kaynatılır ise, göz hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Saman nezlesi gibi mevsim alerjilerine karşı da kaynamakta olan iki su bardağı içerisine üç çorba kaşığı üzerlik tohumu eklenir. Kaynatıldığı zaman ortaya çıkan buhar ile burun yoluyla solunur. 

    ]]>
    Ahududu Zararları https://www.Zararlar.com/ahududu-zararlari.html Sat, 26 May 2018 12:19:10 +0000 Ahududu zararları, aslında normal koşularda insanlara ciddi etkiler yapmamaktadır. Ancak ahududunun yanlış ve fazla tüketilmesi durumunda sizi derinden etkileyecek ciddi zararlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocuklard Ahududu zararları, aslında normal koşularda insanlara ciddi etkiler yapmamaktadır. Ancak ahududunun yanlış ve fazla tüketilmesi durumunda sizi derinden etkileyecek ciddi zararlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocuklarda ve kadınlarda son derece olumsuz bir şekilde sizi etkileyebilir. Doğal olarak yetişen bu bitki günümüzde her yerde yetişmediği için son derece önem taşıyan ve bulunması çok kolay olmayan besinlerden biridir. Özelikle kimi zaman şirin kimi zaman da ekşi olması, birçok kişinin bu meyveyi çok sevmesine neden olmaktadır. Bu meyve ise çok sevildiği için daha çok tüketilerek insanlarda ciddi anlamda yan etkiler yapabilmektedir. Bu yan etkilerin birçoğu sindirim sorunlarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

    Ahududu bitkisi, parmak ucu büyüklüğünde ve genellikle kırmızı renkte çekirdekleri bol olan bir meyvedir. İnsan sağlığına çok önemli katkıları bulunmaktadır. Bu nedenle zararlarının fazla olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olacaktır. Ancak ne kadar faydalı olursa olsun değişmeyen bazı zararları olabilmektedir. Ancak bu zararlar da istisna olarak ortaya çıkmaktadır. Zararlarının az faydalarının ise çok olmasının en büyük nedeni ise bu meyvenin tamamen doğal olmasıdır.

    Ahududunun insan vücuduna zararları

    • Ahududu kadınlarda olumsuz etkilere erkeklere göre daha fazla neden olur. Özellikle göğüs kanseri, yumurtalık ve rahim kanseri, olan kadınlarda östrojen hormonlarının artması bu rahatsızlıklar açısından pek iyi sayılmaz. Ahududu zararları bu durumda hormonların artmasına neden olarak bu hastalıkların ciddi oranda artmasına etki göstermektedir.
    • Gebelik döneminde de östrojen hormonu insanlarda bebeğe zarar verebilmektedir. Bu duruma bağlı olarak gebelik döneminde de birkaç tane ahudududan fazlası zarar verebilmektedir. Bu durumda da ahududunun zararları karşımıza çıkmaktadır.
    • Emzirme döneminde anne sütüne olumsuz etkiler yapabileceği için annelerin ahudududan uzak durmaları tavsiye edilmektedir. Maksimum günde bir tane tüketilmesi yeterli olacaktır.
    • İnsanlarda aşırı ahududu tüketilmesi durumunda sindirim bozuklukları meydana gelme durumu yüksektir. Özellikle ishal sorunları karşınıza çıkabileceği için ahududuyu fazla tüketmemeliyiz.

    Yukarıda da belirtilen ahududu zararları, baktığımız zaman genellikle hamile olan bayanlarda ciddi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bunun haricinde insanlarda çok büyük olumsuzluklara neden olmaz. Öyle ki faydalarına baktığımızda kansere, göz sağlığına, iltihaplara, kilo vermeye, kan dolaşımını arttırmaya ve bağışıklığı arttırmaya birçok fayda sağlamaktadır.

    ]]>
    Çamaşır Sodasının Zararları https://www.zararlar.com/camasir-sodasinin-zararlari.html Sat, 26 May 2018 20:08:50 +0000 Çamaşır sodasının zararları, Geleneksel temizlik ürünlerimizden olan çamaşır sodası sodyum karbonat olarak da bilinir, suyu yumuşatarak sabunun daha iyi köpürmesine neden olur, bu da daha iyi bir temizlik demektir. Çamaş Çamaşır sodasının zararları, Geleneksel temizlik ürünlerimizden olan çamaşır sodası sodyum karbonat olarak da bilinir, suyu yumuşatarak sabunun daha iyi köpürmesine neden olur, bu da daha iyi bir temizlik demektir. Çamaşır sodasının zararları daha çok toz etkisinden dolayıdır, mikro partiküller şeklinde küçük parçalardan oluşan çamaşır sodası havada uçuşması halinde akciğerler yolu ile nefes tıkanmasına ve göğüste yanmaya neden olabilir. 

    Çamaşır sodasının gaz etkisi varmıdır 
    Çamaşır sodası su ile birleştiğinde etkileşime girmez, dolayısıyla zehirli gaz etkisi yoktur, fakat nefes yoluyla içinize çekmek sorun oluşturur. Ayrıca kullanımında temizlik eldiveni kullanarak cildinizin tahriş olmasını önleyebilirsiniz. Soda üretimi yapan fabrika işçileri, kot taşlayan işçiler ve merdiven altı işletmelerde güvenlik önlemi olmadan kullanılan çamaşır sodasının akciğer hastalıklarına davetiye çıkardığını ispat etmiştir.

    Çamaşır sodası ile çamaşır suyu karıştırılmamalıdır,
     
    Çamaşır sodası beyaz toz sodyum özelliklidir, bu haliyle yutulması olayı ile pek karşılaşılmaz, her şeye rağmen yutulan çamaşır sodası ise vücutta ateşlenmeye ve kabızlığa neden olur kusturmak en güzel yöntemdir. İleri tetkik ve tedavi için acil polikliniğine başvurmak gerekir. 

    Daha çok ince olan yapısı yüzeyleri temizler, aşırı kullanımı yüzeylerde aşınmaya, renkli çamaşırlarda beyazlamaya neden olur. Bir çok toz deterjanın yapısında bulunur. Çamaşır sodası temizlik maddelerinin yanında özenle muhafaza edilmelidir, un tuz gibi besin maddelerine çok benzediğinden karıştırılma riski vardır.
    ]]>
    Sodyum Asetat Zararları https://www.zararlar.com/sodyum-asetat-zararlari.html Sun, 27 May 2018 00:50:24 +0000 Sodyum Asetat Nedir, Sodyum asetat diğer bir adıyla NaOAc, CH3COONa kimyasal formülüne sahip olan, su ile reaksiyona girince anında eriyen asetik asit adlı kimyasal maddenin toz haline gelmiş olan beyaz tuzudur. Vücuda ve insana Sodyum Asetat Nedir, Sodyum asetat diğer bir adıyla NaOAc, CH3COONa kimyasal formülüne sahip olan, su ile reaksiyona girince anında eriyen asetik asit adlı kimyasal maddenin toz haline gelmiş olan beyaz tuzudur. Vücuda ve insana karşı bir tehlikesi yoktur. Ancak birçok kimyasal maddede de geçerli olduğu gibi vücuda ve göze teması olduğu takdirde bolca su ile yıkanması gerekmektedir. Yanlışlıkla yutulduğu takdirde çok acil bir şekilde bolca su içilmeli, aynı zamanda en yakın sağlık kuruluşuna da müracaat edilmelidir. Sodyum asetat yanıcı bir kimyasal maddedir. Yangın çıkan bir mekanda sodyum asetatın bulunması, o mekanda zararlı ve tehlikeli gaz oluşumunu tetikleyebileceğinden dolayı bu durumda sodyum asetat zararları konusunda dikkatli olunmalıdır.

Sodyum Asetatın Kullanım Alanları Nelerdir

Beyaz bir renge sahip olan sodyum asetat maddesi, gerek tuza çevrilişi esnasında, gerek ise tuz haline geldikten sonra kendine özgü olan kimyasal ve fiziksel özellikleri sayesinde oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. 
    Tabaklama yönteminde, dolayısıyla deri sanayiinde kullanılmaktadır.Bazı ilaçlarda etken madde, yardımcı etken madde veya ara madde olarak kullanılmaktadır.
    İçerisinde kullanıldığı çözeltilerde PH düzeyini sabit tutarak elektrolizli kaplama yönteminde tampon olarak kullanılabileceğinden dolayı kimya sektöründe oldukça sıklıkla kullanılır. Anilin boyalarında direnç sağlaması dolayısıyla da nötralize olayının gerçekleşmesi amacıyla tekstil sanayiinde kullanılır. Gıda sektöründe katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.(Kod:E262)Petrol rafinerisi oluşumunda kullanılmaktadır.En sık kullanım alanlarından birisi fizik tedavi uygulamalarıdır. 
Sodyum asetatın en yoğun şekilde kullanıldığı alanlardan birisi ısınma özelliğinin öne çıktığı Hot Pack ismi verilen ısı torbalarının üretimidir. Sodyum asetat adlı kimyasal madde, farklı bazı maddeler ile reaksiyona girmesi durumunda saniyeler içerisinde çok yüksek sıcaklıklara ulaşabiilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle ısı tedavisine sıklıkla başvurulan fizik tedavi uygulamalarında sodyum asetatın yeri oldukça değerlidir. 

Sodyum Asetat Zararları Nelerdir 
Sodyum asetat maddesi yutulmadığı, göze ve vücuda temas ettirilmediği sürece son derece zararsız bir kimyasal olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak sodyum asetat zararlarından birisi herhangi bir yerde yangın çıkması durumunda eğer ortamda sodyum asetat var ise, sodyum asetat reaksiyona girerek ortama zehirli gazlar yayabilmektedir. Bu konuda dikkatli olunması gerekmektedir. 

Sodyum asetat zararları tam olarak kendisinden kaynaklanmamaktadır. Az önce bahsettiğimiz Hot Pack ismi verilen ısı cihazlarının yapımında sodyum asetat kullanılmaktadır ve bu cihazın dikkatli kullanılmaması dolaylı olarak sodyum asetat zararlarını ortaya çıkarabilmektedir. 

Isı cihazları hazırlanırken, kaynatılması gerekmektedir. Ancak kaynama sırasında ocağın başından ayrılmamaya ve cihazın fazla kaynamamasına dikkat ediniz. Ocakta cihazı fazla bekletmeniz durumunda sodyum asetat genleşmeye başlar ve cihazın kaplamasında delik oluşacaktır. Delikten dışarı sızan gazların solunması kişinin zehirlenmesine neden olabilmektedir. Böyle bir durum ile karşılaşmanız durumunda hızlıca ocağın altını kapatmalı ve derhal pencereler açılarak nefes almamaya özen gösterilmelidir. Ayrıca hali hazırda sıcak olan cihaza kesinlikle su dökülmemesi gerekir, su dökülmesi cihazın patlamasına neden olabilir. Sodyum asetat zararları az olmasına karşın kişinin sağlığının tehlikeye girmesine neden olabileceğinden dolayı son derece dikkat gerektirir.
]]>
Cinsel İstek Arttırıcıların Zararları https://www.zararlar.com/cinsel-istek-arttiricilarin-zararlari.html Sun, 27 May 2018 10:01:18 +0000 Cinsel istek arttırıcıların zararları, günümüzde bilinçsiz bir şekilde kullanılan kimyasal ilaçlar nedeni ile oldukça artmış bir durumdur. İnsanlarda ciddi sağlık problemlerine neden olan cinsel istek arttırıcılar nedenlli Cinsel istek arttırıcıların zararları, günümüzde bilinçsiz bir şekilde kullanılan kimyasal ilaçlar nedeni ile oldukça artmış bir durumdur. İnsanlarda ciddi sağlık problemlerine neden olan cinsel istek arttırıcılar nedenllikle tablet şeklinde hazır alınarak kullanılmaktadır. Birçok zaman tablet olsa bile bazen damla olarak bazen de cikolata gibi ürünlerin içerisinde alınabilmektedir. Çikolata gibi yiyeceklerin içerisine eklenmiş cinsel istek arttırıcılar zararlı olsa bile ciddi tehlikeleri bulunmazken damla ya da tablet gibi cinsel istek arttırıcı ilaçlar ciddi anlamda zararlar verebilmektedir. Genellikle orta yaş ve üstü kişiler tarafından bu ilaçlar daha fazla kullanılmaktadır. Bu ilaçlar insanlardaki kan dolaşımını hızlandırarak hormonların daha fazla salgılanmasını sağlamaktadır. Bu şekilde kişide cinsellik arzusu arttırılmış olmaktadır. Doğal bir durumun dışında müdahale ile böyle bir problem oluştuğu için kesinlikle birçok zararı olduğu söylenebilir. 

Cinsel istek arttırıcıların zararları nelerdir
  • Bu ilaçlar kan dolaşımını normalden çok daha fazla arttırdığı için insanlarda kalp krizi, inme gibi sorunlara neden olabilmektedir. Özellikle yaşı ilerlemiş olan insanlarda kalp bu kadar hızlı çalışmaya dayanamadığı için kriz geçirmektedir. Günümüzde bu şekilde hayatını kaybeden birçok kişi bulunmaktadır. 
  • Belirtilen cinsel istek arttırıcılar tablet olarak alındığında kullanıldıktan yarım saat sonra böbreklere gider ve detaylı bir şekilde süzülmeye başlar.Böbreklere bu tabletlerin ağır gelmesine bağlı olarak böbrek yetmezliği ve daha birçok böbrek rahatsızlığı birden ortaya çıkmaktadır. 
  • Yüksek tansiyon sahibi olan insanlar da cinsel istek arttırıcı ilaçların zararları ile etkilenebilirler. Bu nedenle kullanılacak olan ilaçların tansiyon rahatsızlığı olan insanlar tarafından kullanılmaması gerekmektedir. 
  • Cinsel istek arttırıcılar bazı insanlarda zamanla damarlarda daralmalara neden olabilmektedir. Bu rahatsızlık ise bazen hayati sonuçlara bile neden olabilmektedir. Bu nedenle damar rahatsızlığı olan kişilerin de cinsel istek arttırıcı ilaçlardan uzak durmaları önerilmektedir. 
Cinsel istek arttırıcıların zararları nasıl önlenir
Günümüzde kullanılan cinsel istek arttırıcı ilaçların birçoğunda meydana gelen zararlar önlenemez. Nedeni ise bu ilaçların tamamen kimyasal olmasından kaynaklıdır. Kimyasal olduğu için ilaçların yarısı bile kullanılsa yine insan vücuduna vereceği zararı verecektir. Zamanla oluşacak olan bağımlılık halleri de ileri ki dönemlerde size olumsuz etkiler saçacaktır. Bu nedenle bırakabildiğiniz kadar erken bırakmaya özen gösterin. Ancak doğal yöntemler ile cinsel istekleri arttırmak çok daha sağlıklı olacaktır. Özellikle bitkisel bazı çaylar ciddi anlamda bu konuda etki oluşturmaktadır. 
]]>
Heyelanın Zararları https://www.zararlar.com/heyelanin-zararlari.html Mon, 28 May 2018 06:03:33 +0000 Heyelanın zararları, meydana gelen bu doğal afetin büyüklüğüne göre değişmektedir. Kimi zaman can kaybına kimi zaman ise maddi kayıplara neden olan bu afetler, ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesinde etkilerini göstermektedir Heyelanın zararları, meydana gelen bu doğal afetin büyüklüğüne göre değişmektedir. Kimi zaman can kaybına kimi zaman ise maddi kayıplara neden olan bu afetler, ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesinde etkilerini göstermektedir. Bu bölgelerin aşırı yağış alması ve aynı zamanda kar sularının erimesi ile birlikte toprağın yumuşaması nedeni ile toprak kayması yani heyelan gerçekleşmektedir. Bu heyelanlar bir otoyolun üzerine geldiği zaman ya da aşağısında bir ev var ise eve geldiği zaman ciddi zararlara neden olabilmektedir. Çünkü heyelanın gerçeklemesi durumunda tonlarca toprak çamur gibi akarak içine her şeyi almaktadır. Bu nedenle heyelanın zararları çok fazladır. 

Heyelanın insanlara ve doğaya verdiği zararlar;
  • Heyelan sırasında toprak kaydığı için üzerindeki tüm bitki örtüsü zarar görmektedir. Bu durum ise zamanla birçok alanda bitki tahribatının oluşmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak heyelanın gerçekleştiği bölgede tarımın yapılması da imkansızlaşmaktadır. Ancak gerekli düzeltmeler sonrasında tarım çalışmaları yapılabilir. 
  • Heyelanın oluşması sonrasında kara yolunun kapanması, birçok kişinin işlerinin ciddi anlamda aksamasına neden olmaktadır. Büyük heyelanlarda yol açılabilmesi için 1-2 günü bulduğu için bu süreler içerisinde aşırı trafik yoğunluğu da meydana gelmektedir. 
  • Eğer heyelan bir akarsuya ya da denize gidiyorsa bu durumda toprak üzerindeki verimli topraklar da gitmektedir. Buna bağlı olarak verilen maddi ve manevi emekler de ortadan kalkar. 
  • Heyelan sonucunda can kayıpları da meydana gelebilmektedir. Öyle ki bazen evler bile heyelan altında kalmaktadır. Bu şekilde içerisinde yaşayan kişiler ve diğer canlılar heyelanın zararları nedeni ile canından olmuş olacaklardır. 

]]>
L-Arginin Zararları https://www.zararlar.com/l-arginin-zararlari.html Tue, 29 May 2018 00:31:38 +0000 L-Arginin zararları, bir tür amino asit olan L-arginin ihtiyaca göre vücut tarafından üretilebilir. Dolayısıyla erişkinlerin ekstra olarak dışarıdan takviye olarak almasına gerek yoktur. Fakat yetersiz beslenme, yanlış diye L-Arginin zararları, bir tür amino asit olan L-arginin ihtiyaca göre vücut tarafından üretilebilir. Dolayısıyla erişkinlerin ekstra olarak dışarıdan takviye olarak almasına gerek yoktur. Fakat yetersiz beslenme, yanlış diyet yapma ve bazı hastalıklar sebebiyle L-arginin dışarıdan alınmak zorunda kalınabilir. L-arginin bakımından yoğurt, peynir, süt gibi hayvansal gıdalar oldukça zengindir. Bunların yanı sıra deniz ürünleri ve sığır da L-arginin bakımından zengindir. Vejetaryen olanlar L-arginin ihtiyacını yulaf ezmesi, buğday unu, fındık ve nohut gibi gıdalar sayesinde karşılayabilir. L-arginin insan vücudu için oldukça faydalıdır. Hücre bölünmesine yardımcı olur. İnsan büyüme hormonu üretimini uyarır. Dolayısıyla çocuklarda gelişim için oldukça önemli rol oynar. Cinsel fonksiyonları iyileştirir. Kemik ve doku hasarına karşı iyi gelir. Kan basıncını düşürür. Faydalarının yanı sıra vücuda bazı zararları da bulunmaktadır. Bu nedenle dikkatli olunması gerekir.

L-Arginin Zararları

Akciğer: L-arginin bazı çalışmalara göre akciğer iltihabına yol açabilir. Akciğer iltihabı ise astımın daha kötüye gitmesine yol açabilir. Bu nedenle astım hastalarının takviye olarak alması önerilmez.

Karaciğer: Karaciğer rahatsızlıklarından olan siroz hastalığına sahip olan kişiler yine L-arginin kullanmamalıdır. Siroz hastalığı sebebiyle ilaç kullanan kişilerde L-arginin ilaçlarla etkileşim yaratarak ciddi problemlere yol açabilir.

Gebelik ve emzirme: Bu dönemlerde uzmanlar L-arginin kullanımını tavsiye etmemektedir. Alınan yüksek dozlar bebeklerde ölümcül sonuçlara yol açabilir. L-arginin takviyesi almak için mutlaka hekime danışılmalıdır.

Düşük kan basıncı: L-arginin takviyesi kan basıncının düşmesine sebep olabilir. Vücutta kan basıncı düştüğünde sersemleme ve bayılma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Kalp krizi sonrası: Kalp krizi geçiren kişilerin kriz sonrası dönemde L-arginin kullanması ikinci bir kalp krizine sebep olabilir.

Uçuk: L-arginin uçuk virüsünün vücuda yayılmasına sebep olabilir.
]]>
Potasyum Sorbat Zararları https://www.zararlar.com/potasyum-sorbat-zararlari.html Tue, 29 May 2018 12:20:08 +0000 Potasyum Sorbat Zararları, hakkında bunun bir koruyucu katkı maddesi olması bakımından tereddütler vardır. Bu katkı maddesi E202 koduyla gıdalarda koruma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Organik asitlerin içinde gıdalarda kullan Potasyum Sorbat Zararları, hakkında bunun bir koruyucu katkı maddesi olması bakımından tereddütler vardır. Bu katkı maddesi E202 koduyla gıdalarda koruma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Organik asitlerin içinde gıdalarda kullanılan tek katkı maddesi de budur. Bunun nedeni organik asitlerin bazen midedeki asitli yapıya geçerek bağırsaklara kadar ulaşması riskinden kaynaklanır. Bu sağlık açısından son derece zararlı olur. Potasyum sorbat suda çözünür ve kaynama derecesi de 270 tir. Bu katkı maddesinin bazı özellikleri çoğu zaman diğer koruyucu katkı maddelerinden daha zararsızdır.

Potasyum sorbatın gıda sanayinde kullanımı sorbik asit ve tuzlarının mikroorganizma gelişimini engellediğinin tespit edilmesinden sonra başlamıştır. Giderek bunun kullanımı artmıştır. Potasyum sorbat doğada üvez ağacı meyvelerinde de bulunur. Kokusu ve tadı belirgin değildir. Suda çözünmesine rağmen az oranda alkolde de çözünebilir. Maya küf gibi pek çok bakteriye karşı etkilidir. Bu katkı maddesinin gıda ürünlerinde kullanımı püskürtme serpme ya da paket içine koyma şeklinde olur. İçecekler ve gıdalar dışında kişisel bakım ürünlerinde, eczacılık ve tütünde de kullanılır.

Potasyum sorbat şekerleme, reçel, diyabetik reçel, salça, margarin, ekmek, yoğurt, şarap meyveli ürünler, peynir, fırın ürünleri, balık gibi çoğu gıdada kullanılmaktadır. Bu katkı maddesinin koruyucu etkisi sodyum benzoat ile kıyaslandığında 10 kat daha fazladır. Hem gıdanın depolanma ömrü uzamakta, hem de gıdanın lezzeti ilk günde olduğu gibi kalmaktadır. Bazı mikroorganizmaların sobrit asidi metabolizmalarında kullanmaları nedeniyle, ürünlerde mikroorganizma yükü fazla olanlarda potasyum sorbatın koruyucu etkisi daha kısa olabilir.

Potasyum sorbat zararları var mı

Yapılan araştırmalarda potasyum sorbat hakkında herhangi zarar verici bir etki bulunmamıştır. Bu katkı maddesinin gıdalarda kullanımında belli bir sınırlama vardır. Ortalama 1 kg gıdada 25 mg potasyum sorbat kullanılmalıdır. Bu gıda sanayinde izin verilen miktardır. Bunun fazlası kullanıldığında bir zararı olmaz. Ancak gıdalarda gerekli kontrollerin her zaman yapılması gerekir. Sizlerde bu katkı maddesini içeren bir gıda aldığınızda içeriğine dikkatlice bakmalısınız.

Potasyum sorbat bitkilerden üretilirse bunun sağlığa bir zararı olmaz. Ancak sentetik potasyum sorbat insan sağlığına zararlı olabilir. Uzmanlar gıdalarda katkı maddesi kullanımına karşıdır. Buna rağmen gıdalarda katkı maddesi kullanılması gerekiyorsa potasyum sorbat gibi organik olmasını tercih ederler. 

Potasyum sorbat zararları pek olmasa da, içeriğinde potasyum sorbat olan bir ürün tüketildiğinde kaşıntı kızarıklık gibi yan etkiler ortaya çıkarsa, ürünü tüketenlerin bir doktora başvurmasını tavsiye ederiz. Kişinin bu katkı maddesine alerjik bir reaksiyon gösterme olasılığı bulunabilir.

Potasyum sorbat gıdalarda maya küf bakteri gibi zararlı etkileri önlemede gıda sanayinde güvenli kabul edilen bir üründür. Her ne kadar sağlık açısından bir zararı belirlenmese de, uzun vadede tüketiminde sorun yaşanabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca doğal gıdalara yönelmek sağlığımızı riske atmamak daha iyi bir tercihtir.
]]>
Kırmızı Et Zararları https://www.zararlar.com/kirmizi-et-zararlari.html Tue, 29 May 2018 22:55:29 +0000 Kırmızı et zararları, bakımından uzmanlarında farklı görüşleri bulunmaktadır. Bazı uzmanlar kırmızı etin sağlığa faydalı olduğu savunurken, bazıları kırmızı eti aşır tüketmenin zararlı olduğunu kalp hastalıklar Kırmızı et zararları, bakımından uzmanlarında farklı görüşleri bulunmaktadır. Bazı uzmanlar kırmızı etin sağlığa faydalı olduğu savunurken, bazıları kırmızı eti aşır tüketmenin zararlı olduğunu kalp hastalıkları ve kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa uygun zemin hazırladığını belirtiler. Kırımızı ette normal koşullarda azı yarar çoğu zarar anlayışıyla tüketilmelidir.

Kırmızı et sağlığımız için gerekli, faydalı bir besin olabilir. Ancak ihtiyaç fazlası tüketilen kırmızı etin yaşamımızı bile kısaltıcı etkisi olabilir. Yapılan araştırmalar fazladan yenilen her 85 gram kırmızı etin yaşamımızı % 13 oranında kısalttığını ortaya koymuştur. İhtiyacımızdan fazla tüketilen kırmızı et damar tıkanıklığı riskini arttırmakta, damarların zamanından önce sertleşmesini ve kalınlaşmasını sağlamaktadır. Bu da kalp krizi geçirme riskini arttırmaktadır. Aşırı kırmızı et tüketimi cinsel yaşamı da olumsuz etkilemektedir.

Dünya Sağlık Örgütünün açıklamalarına göre işlenmiş etin kansere yol açma riskinin olduğu, kırmızı etin kanserojen olabileceği yakın zamanda gündeme gelmiştir. Bu alandaki bilimsel çalışmalarda artan kırmızı et tüketimi ile artan ölüm oranları arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Aşırı kırmızı et özellikle işlenmiş kırmızı et tüketimi ölüm riskini de arttırmaktadır. Vejetaryen beslenmenin ve Akdeniz diyetinin uygulanmasının daha sağlıklı olacağı konusunda da olumlu bilgiler bulunmaktadır.

Kırmızı et zararları aşırı tüketimde etkili oluyor

Kırmızı etin zararları daha çok fazla tüketildiğinde etkili oluyor. Bu nedenle uzmanlar günlük tüketimin 70 gramı geçmemesi konusunda açıklama yapıyorlar. Araştırmalarda kırmızı etin kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskini arttıran bir besin olduğu belirlenmiştir. Bu konudaki çalışmalarda kırmızı et tüketimi düşürüldüğünde istatistiksel olarak ölüm oranının da % 25-50 oranında düştüğü görülmüştür. Vejetaryen olanlarda 17 yıldan fazla bu şekilde beslenenlerin bu süreden daha az vejetaryen olanlara göre 3,6 yıl daha fazla yaşam ömrüne sahip oldukları görülmüştür.

Kırmızı et zararları etin hazırlanma şekliyle etkili oluyor

Kırmızı etin fazla tüketilmesi dışında etin türü, nasıl pişirildiği ve hazırlandığı da zararlarının ortaya çıkmasında etkili oluyor. Uzmanlar antibiyotiklerden ve hormonlardan daha az etkilenen kuzu etini ve yaban hayvanlarının etini tüketmeyi daha uygun görüyor. Kırmızı etin kömürde pişirilmesini yani direkt ateşle temas eden ya da tütsülenen kırmızı etin tüketiminde bazı kanserojen maddeler olabilir. Fazla tüketilen kırmızı etin tansiyona, kalbe iyi gelmediği, damar sertliğine neden olup, kansere zemin hazırlayacağı kırmızı etin bilinen zararlarıdır. Ancak etin türü ve pişirme şekli de bunlara eklendiğinde kırmızı et daha zararlı bir besin haline gelebiliyor.

Kırmızı etin zararlarından korunmak için ne yapmalı

Kırmızı et zararlarından korunmak için kırmızı etten vazgeçmek oldukça zordur. Ancak pastırma, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş kırmızı etten, fast food tarzı hazırlanan etten uzak durabiliriz. Ayrıca kebap tarzında ateşte pişen kırmızı eti de tüketmemeye ya da sınırlamaya çalışmalıyız. Kırmızı eti alırken bildiğimiz kasapları ve kaynağı belli kırmızı eti almaya özen göstermeliyiz. Kırmızı et tüketirken porsiyonlar uzmanların önerdiği miktarda hazırlanmalıdır. Eti tencerede, buharda, fırında pişirmeliyiz. Kırmızı eti azaltırken balık ve beyaz eti arttırabiliriz. Araştırmalar kırmızı eti en fazla tüketen grubun sigara içenler erkekler ve yaşlılar olarak belirlemiştir. Bu kişilerin zaten sağlık açısından hem risk faktörleri fazladır, hem de kilo alma eğilimi daha fazladır. Bu nedenle kırmızı et zararları konusunda bilgilenmeleri ve etin tüketimini sınırlamaları önerilir.

]]>
Aspir Yağının Zararları https://www.zararlar.com/aspir-yaginin-zararlari.html Wed, 30 May 2018 19:13:59 +0000 Aspir yağının zararları, aspir kırmızı, sarı, turuncu renklerde olan bir tür bitkidir. Yaklaşık 60 santim kadar boylanabilen bitkinin dikenli ve dikensiz türleri vardır. Dikenli bitkilerde yağ oranı daha yüksektir. Renkli Aspir yağının zararları, aspir kırmızı, sarı, turuncu renklerde olan bir tür bitkidir. Yaklaşık 60 santim kadar boylanabilen bitkinin dikenli ve dikensiz türleri vardır. Dikenli bitkilerde yağ oranı daha yüksektir. Renkli çiçekler gıda ve kumaşlarda boya olarak kullanılmaktadır. Aspir yağı birçok alanda kullanılsa da genelde kilo vermek amacıyla kullanılmaktadır. Zayıflamaya ne kadar faydalı olsa da kullanımında dikkat edilmesi gerekmektedir. Aspir yağı düzenli ve dikkatli kullanıldığında sağlık için geniş yelpazede yararlanılabilecek bir yağdır. Doğal bir antioksidandır. Düzenli ve yeterli kullanıldığında şeker ve kolesterole karşı iyi gelir. Adet dönemi için yine aşırı kullanılmadığı takdirde faydalıdır. Adet ağrılarını azaltır. Cildi nemlendirici ve yumuşatıcı etkisi bulunmaktadır. Ciltte oluşan çatlakları tedavi etmek için faydalıdır. Kabızlığa karşı iyi gelir. Zararları aşırı ve yanlış kullanım nedeniyle ortaya çıkabilir.

Aspir Yağının Zararları
  • Aspir yağı kabızlığa faydalı bir yağ olsa da uzun süre ve aşırı kullanım nedeniyle ishale sebep olabilir.
  • Antioksidan bakımından zengin içeriğe sahip olan aspir yağının kullanım dozajı aşarsa metabolizmayı olumsuz etkileyebilir. Metabolizmanın aşırı hızlanmasına sebep olabilir.
  • Ciltte gerginliğe ve cilt hareketinde kısıtlanmaya sebep olabilir.
  • Yağ şekeri ve kolesterol için faydalı olan aspir yağ fazla kullanıldığında hem kolesterolün hem de yağ şekerinin aşırı düşmesine sebep olabilir. 
  • Adet döneminde kullanımı aşırı kanamaya ve şiddetli adet ağrılarına yol açabilir.
  • Aspir yağı zayıflama alanında oldukça faydalıdır. Vücutta biriken yağın yakılmasına yardımcı olur. Ancak beraberinde yeterli ölçülerde su içilmelidir. Aksi halde karaciğer hasarına yol açabilir.
Aspir Yağı Nasıl Kullanılır

Aspir yağı gün içinde bir çay kaşığı olacak şekilde ağız yoluyla alınabilir. Tercihen bir bardak suyun içine eklenip içilebilir. Cilde masaj hareketleriyle uygulanabilir. Kapsül şeklinde gün içinde 2 tane alınabilir. Kullanmadan önce mutlaka bir hekime danışılarak kullanılmalıdır.
]]>
Pizzanın Zararları https://www.zararlar.com/pizzanin-zararlari.html Thu, 31 May 2018 18:01:51 +0000 Pizzanın zararları, başta hamurundaki karbonhidrat olmak üzere, pizzanın üzerinde kullanılan malzemelerden kaynaklanır. Pizzayı sağlıklı bir şekilde tüketmek için hazırlanışına dikkat etmelisiniz. Doğru şekilde usulüne uy Pizzanın zararları, başta hamurundaki karbonhidrat olmak üzere, pizzanın üzerinde kullanılan malzemelerden kaynaklanır. Pizzayı sağlıklı bir şekilde tüketmek için hazırlanışına dikkat etmelisiniz. Doğru şekilde usulüne uygun hazırlanmış, taze malzemeler kullanılmış bir pizza besleyici olduğu kadar sağlıklı bir besin haline dönüşebilir. Pizzanın zararları hakkında endişeniz varsa pizzayı dışarıda yemek yerine evde kendiniz hazırlayabilirsiniz. Ayrıca dışarıda yediğiniz pizzanın özelliklerine iyi bakmalısınız. Yazımızda pizzanın zararları ve zararlarından korunmak için neler yapabiliriz, bunları paylaşmaya çalışacağız.

Pizza yapımında kullanılan malzeme beslenme yaklaşımlarına göre oldukça dengelidir. Eğer pizzanın hamuru kalın olursa bu sizin için fazladan alınan bir karbonhidrat yükü demektir. Bu nedenle ince hamurlu pizza tüketmelisiniz. Hamurunda kullanılan domates sosu likopen kaynağıdır. İçindeki biber, zeytin, mantar ve diğer bileşenleri de dikkate aldığınızda pizza bildiğimiz fast food yiyeceklerden biraz farklı oluyor. Ancak içine sucuk, sosis, salam gibi malzemeler girdiğinde bunların çok sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz. Pizzada kullanılan malzemelerin bol olması pizzanın sağlıklı olduğunu göstermez. 

Kaliteli malzeme ve taze malzeme kullanılırsa pizzanın en önemli zararı olan kilo almaktan uzak kalabilirsiniz. İyi malzeme ile yapılan pizzada lezzet sorunu da yaşamazsınız. Pizzanın anavatanı olan İtalya'da insanların bol pizza tüketmesine rağmen kilo sorunu yaşamadıklarını belirtelim. Pizza yapımında hamuruna ve malzemelerine dikkat ederseniz sizlerde kilo almaktan uzak olursunuz. Elbette tüketilen pizzanın miktarına da dikkat etmelisiniz. Bütün pizza yemektense dilim pizzayı tercih etmelisiniz.

Pizzanın zararları hamuru ve malzemelerinden kaynaklanır

Pizza besleyici bir yiyecektir. Pizzanın zararları belirttiğimiz gibi hamurunda ve malzemelerinde gizlidir. Eğer taze malzemeler ve ince bir hamurla yapılırsa pizzanın olumsuz etkilerinden korunduğunuz gibi dengeli beslenmiş olursunuz. Toplum olarak hamur işlerini severiz. Pizzayı bu kategoriye almamak gerekir. Çünkü sağlıklı bir pizza ince bir hamurdan oluşmalı ve çok iyi mayalanmasına dikkat edilmelidir. Mayalanan hamur daha besleyici olur, kıvamı da güzel olur. Üzerine likopen içeren domates soru ile peynirde eklendiğinde, pişen pizzanın malzeme kısmı yumuşak alt kısmı da çıtıra yakın kıvamda olur. Hamurun lezzeti içinde saklanır.

Ev yapımı pizza tüketin pizzanın zararlarından etkilenmeyin

En iyi pizza ev yapımı olanıdır. Dışarıda yediğiniz pizza, hamburger gibi yiyeceklerden daha sağlıklı olur. Üstelik herhangi bir işlemden geçirilmeden pişer. Malzemeleri de en tazesinden kullanırsınız. Hamurunu ince açtığınız için karbonhidrat oranı az olur. Bu nedenle pizzanın kilo aldırma etkisinden korunmuş olursunuz.

Pizzanın içinde sebze kullanımına ağrılık verirseniz lif oranı zengin besin tüketmiş olursunuz. Özellikle ton balıklı ve sebzeli pizzalar tüketirseniz pizzanın zararları sizleri etkilemez. Ayrıca pizzanın yanında kalorili başka yiyecekler yemeyi de kesmelisiniz. Pizzayı çok sevseniz bile haftada bir gün tüketmeye çalışmalısınız. Daha fazla miktarlarda pizza yemek fazla kalori almanıza ve kilo artışına neden olur.

]]>
Benzen Maddesinin Zararları https://www.zararlar.com/benzen-maddesinin-zararlari.html Thu, 31 May 2018 23:35:21 +0000 Benzen maddesinin zararları, benzen fiziksel özellikleriyle ve benzerlerinden ucuz olması nedeniyle endüstri alanında kullanılan çözücüler arasındadır. Kuru temizleme, karton kutu deri eşya, çanta, kundura gibi malzemeleri yapı Benzen maddesinin zararları, benzen fiziksel özellikleriyle ve benzerlerinden ucuz olması nedeniyle endüstri alanında kullanılan çözücüler arasındadır. Kuru temizleme, karton kutu deri eşya, çanta, kundura gibi malzemeleri yapıştırmak için, oto ve yaldız boyalarında seyreltme ve inceltme için, matbaa boyalarını eritmede, madeni aletlerin temizlenmesinde kullanılan maddelerden biridir. Bunun yanında kauçuk ve film sanayinde de kullanımı vardır.

Benzer genellikle vücuda solunumla alınır. Bu miktarın yarısı absorbe olurken, kalan kısmı vücuttan atılır. Bunun dışında su ve besinlerle alınan benzen miktarı sınırlıdır. Cilt yoluyla alınan benzen ise vücuda ciddi zarar verecek kan konsantrasyonuna ulaşmaz. Ayrıca ciltle benzen temasının süresinin kısaltılması, benzenin etkilediği cilt yüzeyini küçültülmesi yoluyla benzen maddesinin zararları azaltılabilir.

Vücutta absorbe edilen benzen daha çok yağdan zengin dokulara ve diğer alanlara dağılır. İnsan vücudundaki yarılanma ömrü ise 28 saat kadardır. Benzen karaciğerde metabolize edilebileceği gibi metabolize olmadan idrarla atılabilir ya da primer ya da sekonder metabolitlere dönüştürülerek yine idrarla atılabilir. Benzen maddesinin zararları özellikle bu maddenin kullanıldığı alanlarda çalışanların sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Benzen maddesinin zararları nelerdir

Benzen maddesinin nörotoksik zararları

Yüksek dozda benzene maruz kalma halinde akut tablo gelişimi nadirdir. Ancak bundan merkezi sinir sistemi etkilenebilir. Aşırı yüksek dozlarda benzene maruz kalma halinde solunum arresti nedeniyle ölüm olabilir. Akut maruziyet durumunda ise yorgunluk, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, uyku hali, denge bozukluğu gibi zararlı etkiler görülebilir. Yapılan araştırmalarda benzene maruz kalmış kişilerde azalmış ya da anormal gülme, hafıza kaybı, nörolojik ve depresif bulgular belirlenmiştir. Ayrıca uzun süre düşük oranda benzene maruz kalma durumunda ortaya çıkan olumsuz etkilerle renk körlüğü arasında bağlantı olduğu belirlenmiştir. Bu renk körlüğünü benzen maddesinin nörolojik zararlarının erken dönemde belirlenmesinde önemli bir gösterge olabilir.

Benzen maddesinin hematolojik zararları

Benzen maddesine uzun süre maruz kalma durumunda myelotoksik etki nörovejetatif etkiden daha fazladır. Uzmanlara göre benzen nedeniyle kemik iliğinde benzol epoksit denilen bir metabolit oluşmaktadır. Benzen kemik iliğinde olan ana hücreyi etkileyerek hematopoezde olan fonksiyonları bozar ve pansitopeniye yol açar. Benzen zehirlenmesi sonucunda eritroid serideki bozulma ile aplastik anemi sorunu yaşanır. Lökoid serideki bozulma ile lenföpeni ve lökopeni oluşur. Bu da kişilerde sıkça tekrarlayan enfeksiyonlara yol açar. Trombositopeni oluşmasıyla peteşiyal tipte kanamalar meydana gelebilir.

Benzen maddesinin kanserojen zararları

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı benzen maddesini 1. grup insan karsinojeni olarak tanımlamıştır.Benzene uzun süre maruz kalan kişilerde lösemi gelişebilir. Bu vakaların pek çoğu akut myeloblastik lösemi olarak belirlenmiştir. Bu sorun en fazla boya ve ayakkabı sanayinde çalışanlarda gözlenmiştir. Bunun dışında benzene maruz kalan laboratuvar çalışanı kişilerde prostat kanserine yatkınlığın arttığı gözlenmiştir. Benzen kanser türlerinin çoğu için risk faktörü olarak görülür. Mide, özafagus, karaciğer, akciğer ve mesane kanserlerinde mortalite hızı artışına yol açabilir. Ayrıca beyin kanseri ve pankreas kanseri riskini de arttığı görülmüştür.

Benzen maddesinin genotoksik zararları

Benzen maddesi kromozomlarda kırılmaya neden olabilir. Bu tür etkiler uzun süre benzene maruz kalındığında ortaya çıkabilir. Düşük dozda benzene maruz kalmak lenfositlerde DNA hasarı yapabilir.

Benzen maddesinin ürogenital sist]]> Hindistan Cevizi Yağı Zararları https://www.zararlar.com/hindistan-cevizi-yagi-zararlari.html Fri, 01 Jun 2018 21:11:50 +0000 Hindistan cevizi yağı zararları, Hindistan cevizi yağının faydaları daha çok bilindiği için zararlı olduğu pek düşünülmeyen bitkisel yağlardan biridir. Sağlık adına oldukça yararlı olan ve geniş yelpazede kullanıla Hindistan cevizi yağı zararları, Hindistan cevizi yağının faydaları daha çok bilindiği için zararlı olduğu pek düşünülmeyen bitkisel yağlardan biridir. Sağlık adına oldukça yararlı olan ve geniş yelpazede kullanılan bir yağdır. Faydaları içerisinde bulunan yağ asitlerinden gelen Hindistan cevizi yağı özellikle mikrop ve mantarlara karşı oldukça etkilidir. Kalp sağlığını, böbrek sağlığını koruyan yağın saf hali kullanıldığında neredeyse vücuda hiçbir yan etkisi olmaz. Ancak en çok kullanılan ve ticari amaçla işlenmiş olarak üretilen yağın bazı zararları bulunmaktadır.

Hindistan Cevizi Yağı Zararları Nelerdir

İshal: Hindistan cevizi yağı oral şekilde bakteri enfeksiyonlarına karşı yaygın şekilde kullanılmakta ve bakterileri yok etmektedir. Kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda ishale kısa süreli olsa da neden olabilir. İshale karşı korunmak için başlangıçta az ölçülerde alınarak zamanla ölçünün arttırılması gerekir.

Sivilce: Yağlı cilt tiplerinde sivilcelenmeye yol açabilir. İçerisinde bulunan laurik asit sivilceye sebep olan bakterileri yok edici özelliktedir. Ancak yağlı ciltlerde bu tam tersi olur. Sivilcelerden korunmak için Hindistan cevizi yağı taşıyıcı bir yağ ile karıştırılarak kullanılmalıdır.

Bağırsak rahatsızlıkları: Hindistan cevizi yağı özellikle früktoz emilimi sorunu olanlarda bağırsak rahatsızlıklarına yol açabilir. 

Alerji: Hindistan cevizi yağı ve içerisinde bulunan bileşenlere alerjisi olanlarda mide bulantısı, kusma
egzama, anaflaksi gibi alerjiler oluşabilir. Kullanıldıktan sonra bu tarz belirtiler gelişmişse mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Hindistan cevizi yağı çocuklar için sağlıklı bir yağ olarak kabul edilir. Ancak çocukta hipotiroid hastalığı varsa Hindistan cevizi yağından uzak durulmalıdır. Hindistan cevizi yağı hipotiroid sorununu arttırarak alerjik reaksiyonların gelişmesine sebep olabilir.

Baş ağrıları: Hindistan cevizi yağı detoks olarak kullanıldığında baş ağrısına yol açabilir. Baş ağrısı orta zincirli yağ asitlerinin mantarları parçalaması sonucu oluşur. Kanda mantarlardan geriye kalan toksinler baş ağrısına sebep olur.

Kalp sağlığı: Hindistan cevizi yağı sebebiyle alınan fazla doymuş yağ kalp sağlığını bozabilir. İçerisinde doymuş yağ ile birlikte doymamış yağda bulunmaktadır. Ancak bulunan doymamış yağ doymuş yağın zararlarını engellemek için yeterli değildir. 

Tiroid: Hindistan cevizi yağının tiroid hormonunu iyileştirici özelliği olduğu bilinmektedir. Ancak bu alanda yapılan araştırma yetersiz olduğu için ölçülü kullanmakta yarar vardır. 

Kolesterol: Kolesterol bakımından zeytinyağı ve benzeri yağlar kadar sağlıklı olan bir yağ değildir. Yapılan araştırmalara göre kolesterol seviyesini arttırdığı saptanmıştır. Doymuş yağ diğer yağlara göre daha çok bulunan Hindistan cevizi yağı kolesterolü arttırarak beraberinde farklı sağlık sorunlarına neden olabilir.

Hindistan cevizi yağı zararlarından korunmak için dikkatli kullanılmalıdır. Hindistan cevizi yağı yağ çekme yöntemiyle kullanılmamalıdır. Yağlayıcı olarak da kullanılmaması gerekir. İçerisinde bulunan çeşitli bileşenler yağlayıcı olarak kullanıldığında cilde zarar verebilir. PH düzeyini değiştirerek mantar enfeksiyonuna yol açabilir. Kandida tedavisinde başarılı olduğu düşünülse de kandida mantarlarının ölmesi kanda toksin düzeyini arttırabilir. 
]]>
Boraks Zararları https://www.zararlar.com/boraks-zararlari.html Sat, 02 Jun 2018 12:51:15 +0000 Boraks Zararları, yaşamımızın pek çok alanında kullanılan bu mineralin faydaları yanında zararları da bulunmaktadır. İçeriğinde su, sodyum, oksijen ve bor elementlerini bulunduran boraksa doğal bir mineral olarak yaşamımıza Boraks Zararları, yaşamımızın pek çok alanında kullanılan bu mineralin faydaları yanında zararları da bulunmaktadır. İçeriğinde su, sodyum, oksijen ve bor elementlerini bulunduran boraksa doğal bir mineral olarak yaşamımıza girmiştir. Özellikle temizlik maddelerinde kullanılan kimyasallara iyi bir alternatiftir. Antiseptik ve dezenfektan olarak kullanılan boraksın yapısı toz haldedir. Evde her alanda kullanılabilen bu mineral bazı doğal maddelerle karıştırılarak kullanılabilir. Hem küflenmeyi önlemesi, hem de beyazlatma özelliğinin bulunması boraks kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Ancak bu faydalı etkilerinin yanında boraks zararları olduğu için bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Temizleme özelliğinin iyi olması insan sağlığına zarar vermediğini göstermez. Yapılan araştırmalar boraksın insan sağlığına zararlı etkileri olduğunu göstermektedir. Boraksın çocuklardan uzak tutulması, iyi bir yerde muhafaza edilmesi gerekir. Bu minerali bilmeden yemek ya da içmek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Boraks zehirlenmesi kendini ciltte kızarıklık, döküntü ve mavimsi yeşilimsi kusma ile belli eder. Ayrıca ciltte kabarcıkların oluşması ya da ateş yükselmesi olabilir. Böyle bir durumda acilen bir hastaneye gidilmelidir.

Boraks kullanımında dikkat edilmesi gerekenler

Boraks zararları olan bir mineraldir. Kullanımı sırasında bazı konulara dikkat edilirse, bu zararlardan önemli ölçüde korunulabilir. Boraks içeren ürünlerde boraks oranı düşük olursa ciddi cilt sorunlarına neden olmaz. Ancak boraks içeren ürünler kullanılırsa mutlaka yüz, el gibi açıkta kalan bölgeler iyi yıkanmalı ve durulanmalıdır.

Boraksın en önemli zararlı etkisi cildi tahriş etmesidir. Çünkü boraks alkalik düzeyi yükseltir ve cildi tahriş edebilir. Alerjik yapısı olan kişilerde ve hassas cilt yapısı olanlarda boraks kullanımı tavsiye edilmemektedir. Alerji etkisi gösterebilen boraks aynı zamanda ciltte iritasyona neden olabilir.

Yapılan araştırmalarda boraksın erkeklerde sperm sayısını azalttığı belirlenmiştir. Bu nedenle henüz ülkemizde yasaklanmasa bile Amerika gibi bazı ülkelerde boraks kullanımı yasaklanmıştır. Bu açıdan boraks zararları hakkında herkesin bilinçli olması ve boraks içeren ürünleri kullanırken dikkatli olması gerekir.

Boraks bazı paketli gıdalarda koruyucu olarak ta kullanılır. Özellikle hazır köfte, erişte, havyar gibi ürünlerde kullanılabilir. Kısa süreli boraks kullanımı bir sağlık sorununa yol açmasa da, uzun süreli kullanımı karaciğer kanseri riskini arttırabilir. Bu nedenle boraks içeren ürün kullananlar bunu çocuklardan uzak tutmalı, özellikle hamile kadınlar bu ürünlerden kullanmamalıdır.

Günümüzde hala kullanılan ve çocuklar arasında yaygın olan oyun ve eğlence hamuru içeriğinde de boraks bulunmaktadır. Uzun süre boraks solunması çeşitli akciğer sorunlarına, ilerleyen aşamalarda ise akciğer kanserine kadar etkili olabilir. Bu nedenle boraks içermeyen eğlence hamuru yapılması önemlidir.

Boraks zararları nelerdir

Zehirli bir yapısı olan boraksın en önemli zararlı etkisi uzun süre solunumda akciğerlere zarar vermesidir. Solunan boraks nedeniyle zehirlenme olursa kusma, ishal ve karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tür zehirlenmelerde mutlaka tıbbi destek alınmalıdır.

Boraks besinler aracılığıyla da alınırsa zararlı etkiler yapabilir. Bu mineralin yapışmama özelliği bulunmaktadır. Bu yüzden özellikle dondurma külahı üretiminde kullanılır. Ancak bu insan sağlığı açısından son derece zararlıdır. Dondurma külahlarının büyük küçük herkes tarafından yendiği düşünülürse, boraks zararları daha iyi anlaşılacaktır.

Kullanılan hemen her ürün kullanım sonrası çöpe atılmaktadır. Ancak boraks atıkları sağlık açısından oldukça zararlıdır. Doğadaki hayvanlara ve bitkilere pek çok zararı da olabilir.

Boraks zararları aras]]> Üzümün Zararları https://www.zararlar.com/uzumun-zararlari.html Sat, 02 Jun 2018 15:31:43 +0000 Üzümün zararları, daha çok aşırı tüketiminden kaynaklanır. Üzüm tarihimizin en eski meyveleri arasındadır. Hem taze olarak tüketilen, hem de kuru olarak tüketilebilen üzüm normalde çok faydalı bir meyvedir. Salkımındaki k Üzümün zararları, daha çok aşırı tüketiminden kaynaklanır. Üzüm tarihimizin en eski meyveleri arasındadır. Hem taze olarak tüketilen, hem de kuru olarak tüketilebilen üzüm normalde çok faydalı bir meyvedir. Salkımındaki küçük yuvarlak top şeklindeki tanecikleri yazın ferahlatıcı etki yapar. Ayrıca üzümün siyah ve yeşil olmak üzeri türleri, bunların da bazı çeşitleri vardır. B1, B2 vitaminlerini içeren, fosfor, magnezyum, demir, potasyum gibi mineralleri içinde barındıran üzüm farklı şekillerde de tüketilebilir. Hoşafı, sirkesi, üzüm suyu gibi bazı kullanım alanları vardır. Bitkinin yapraklarından, çekirdeklerine, posasına kadar her yerinden faydalanılmaktadır.

Üzümün kansere karşı koruyucu kalkan olduğu araştırmalarla belirlenmiştir. Hafızaya iyi geldiği, bağışıklık sisteminin güçlenmesine etki ettiği söylenebilir. Tüm bunların yanında aşırı tüketiminde üzümün zararları ortaya çıkabilir. Bunları pek çoğumuz bilmiyor olabiliriz. Ancak her şeyin aşırısı sağlığımıza zararlı olabilir. Bunun yanında bazı kişilerin durumuna göre tüketimi sakıncalı olabilir.

Üzümün zararları nelerdir

Şişmanlamaya neden olabilir

Üzümün kalorisi çok fazla değildir. Küçük boy bir salkımda yaklaşık 100 kalori olur. Fakat tüketiminde aşırılığa kaçılırsa bir defada fazla kalori alabilirsiniz. Lezzetli ve hafif bir meyve olduğunda üzüm yerken miktarını ayarlamakta zorluk çekebilirsiniz. Özellikle meyve sevenler buna dikkat etmelidir. Kontrolsüzce üzüm tüketmek fazla kilo almanıza neden olabilir.

Üzüm alerjik etki yapabilir

Alerjik yapısı olanlarda özellikle üzüm alerjisi bulunan kişilerde sadece üzüm tüketmek değil, üzüme temas etmekte alerjik etkiler gösterebilir. Böyle bir durumda ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar arasında ciltte kırmızı lekeler, hırıltılı solunum, hapşırma, solunum zorluğu sayılabilir. Üzüme karşı alerjiniz olduğunu belirlemek için alerji testi yaptırabilirsiniz.

Aşırı karbonhidrat alabilirsiniz

Üzümün içeriğindeki karbonhidrat miktarına dikkat etmelisiniz. Fazla üzüm tükettiğinizde aldığınız karbonhidrat oranı da artacaktır. Vücut fonksiyonları için gereken karbonhidrat vücuda alındığında glikoza dönüşmektedir. Fakat günlük aldığınız karbonhidrat miktarı ihtiyacınız olan enerjinin % 45-60 kadarını geçmemelidir.  Bunun fazlasını alırsanız vücudunuzda karbonhidrat birikmesi olabilir. Diğer yiyeceklerden de alacağınız karbonhidrat miktarını dikkate almalısınız.

Hazımsızlık çekebilirsiniz

Üzümü tüketirken aşırıya kaçarsanız sindirim sisteminiz bundan etkilenecektir. Hazımsızlık sorunuyla karşılaşmanız olasıdır. Bu durum bazı kişilerde ishale bile neden olabilir. Ayrıca fruktoz intoleransı bulunanlarda üzüm böbrek ve karaciğer fonksiyonlarına zarar verebilir.

Gaz sorunu yaşayabilirsiniz

Üzümün zararları arasında gaz sorunu da  bulunmaktadır. Sindirime giren üzümde fazla oranda fruktoz oluşmaktadır. Üzümün sindirilmeyen kısımlarından ise bakteriler beslenmeye çalışır. Bu da gaz sorununa neden olabilir. Ayrıca fazla üzüm tüketenlerde şişkinlik sorunu da yaşanabilir.

Mide bulantısı ve kusma sorunu yaşanabilir

Beslenmenizde lif oranı yüksek yiyeceklere yer vermediğinizde, üzümün sindiriminde sorun yaşayabilirsiniz. Dolayısıyla mide bulantısı ve kusma ile karşılaşabilirsiniz. Çünkü üzüm lifli bir meyvedir. Sindirim sisteminiz buna alışık olmadığınızdan sorun yaşayabilirsiniz.

Üzümün zararları bunlarla bitmez. Üzümün türlerine göre de zararı olabilir. Özellikle siyah üzüm çekirdeği tüketildiğinde vücutta istenmeyen bir etki gösterebilir. Fazla tüketilen üzüm bağırsaklarda emilim sorunu yaşamanıza neden olabilir.

Üzüm tüketmesi sakınca]]> Aslan Pençesi Zararları https://www.zararlar.com/aslan-pencesi-zararlari.html Sun, 03 Jun 2018 13:01:10 +0000 Aslan pençesi zararları, bu ot çeşidi gülgillerin bir alt gurubu olarak bilinen Alchemillinnagillere ait yabani bir ot çeşididir. Aslan pençesi Doğu Türkistan dan başlayarak Batı Avrupaya kadar uzanan oldukça geniş bir alan üzer Aslan pençesi zararları, bu ot çeşidi gülgillerin bir alt gurubu olarak bilinen Alchemillinnagillere ait yabani bir ot çeşididir. Aslan pençesi Doğu Türkistan dan başlayarak Batı Avrupaya kadar uzanan oldukça geniş bir alan üzerinde yabani bir tür ot olarak yetişmektedir. Özellikle virane alanlar, çalılıklar, yol kenarları, kayalıklar ve çimenlik alanlarda yetişmesinin yanı sıra yaklaşık olarak yüksek dağların 2500 metreye varan yükseklikte de yetişmektedir. Aslan pençesi otu yüzyıllar öncesinden günümüze kadar bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. 

İlk bahar aylarında çiçek açan aslan pençesi otu yaklaşık olarak 10-15 santimetreye kadar uzayabilmektedir. Yeşil yapraklarının etrafı testere dişlerle kaplanmış olduğundan dolayı bu bitkiyle temas edilmesi veya dokunulması halinde oldukça acı veren bir his yaşanmaktadır. Halk arasında bir çok faydalarının olduğuna inanılarak sıklıkla kullanılsa da bilinçli ve oldukça dikkatli kullanılması gerekmektedir. Birçok kişinin günlük hayatta bazı önemsiz hastalıklara karşı iyi gelmesi nedeni ile kullanılan bu otun miktarının uzman kişiler tarafından ayarlanması ve kontrolünün sağlanması oldukça önemlidir.

Aslan pençesinin zararları nelerdir

Damar daralmasına neden olur: Aslan pençesi otunun faydaları arasında damarı büzme özelliğine sahiptir. Ancak dozu doğru ayarlanmayıp, doz aşılıp aşırı kullanılması halinde damarların ileri derecede daralmasına neden olarak hayati tehlikelere sebep olabilmektedir. 

Karaciğer Hasarı: Aslan pençesi otu normal kullanım miktarı aşılarak bilinçsiz olarak tüketilirse karaciğeri etkileyerek hasar verir. Böyle durumlarla karşılaşan kişilerin mutlaka kullanımı keserek bir uzmana başvurmaları tavsiye edilmektedir.

İdrar sökümü: Aslan pençesi yine aşırı kullanımı sonrasında sıklıkla tuvalete çıkma sonucunda idrar yollarında tahrişe ve yanmalara sebep olabilmektedir. Aşırı çıkılan idrarla birlikte vücudun gerek duyduğu hücrelerin yanı sıra vücuttan atılan fazla su kişilerin özelikle kendini aşırı halsiz, bitkin ve yorgun hissetmelerine neden olabilmektedir.

Adet kesilmeleri: Aslan pençesi otu normalde bayanlar arasında adet düzensizliğine karşı kullanılmaktadır. Ancak yine düzensiz ve bilinçsiz olarak aşırı kullanımlar sonrasında adetin çok daha düzensiz bir hale gelmesinin yanı sıra adetin tamamen kesilmesine de neden olmaktadır. 

İltihap giderici: İltihap önleme özelliğine de sahip olan olan aslan pençesi otu uzun süreli ve fazla miktarlarda kullanılması halinde vücut için gerekli olan hücrelerin kaybolmasına neden olmaktadır.
]]> Bonzainin Zararları https://www.zararlar.com/bonzainin-zararlari.html Sun, 03 Jun 2018 14:54:30 +0000 Bonzainin zararları, uyuşturucu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de uzun yıllardan günümüze kadar kullanıla gelmektedir. Bonzai de son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen tehlike uyuşturuculardan birisidir. Bonzainin zararla Bonzainin zararları, uyuşturucu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de uzun yıllardan günümüze kadar kullanıla gelmektedir. Bonzai de son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen tehlike uyuşturuculardan birisidir. Bonzainin zararları düşünüldüğünde tıpkı diğer uyuşturucu maddelerde olduğu gibi çok kısa bir sürede kullanan kişiyi bağımlı hale getiren bir maddedir. Pek çok farklı nedenlerin birlikte getirdiği uyuşturucu kullanımında, uzun yıllar öncesinde bazı mucitlerin ve yazarların odaklanma sorunlarını yenmek adına bonzai kullanımına baş vurdukları iddia edilmektedir. Ancak zaman içinde maddelerin formları ve kullanım amaçları da değişmiştir. Günümüzde ise en bilindik ve yaygın olarak kullanılan uyuşturucu maddeleri bile ardında bırakan yeni bir uyuşturucu türü hayatımıza girmiştir. Pek çok genci etkisi altına alarak yaşamdan koparıp ölüme götüren kimyasal bir madde olan bonzaidir. Sentetik esrar adıyla da anılan bonzai insan hayatı için oldukça tehlikeli bir madde olmasından dolayı birçok ülkede kullanımı yasaklanmış ölümcül bir maddedir.

Bonzainin zararları nelerdir

Kalp sorunlarına neden olur: Bonzai kalp sağlığı açısından potansiyel tehlikeler taşıyan bonzai kullanımından sonra kalp ritminin aşırı hızlanarak şiddetlenmesi sonrasında çarpıntı olarak adlandırılan oluşumlara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu yüzden bonzai kullanan pek çok bağımlının kalp krizi geçirdiği bilinmektedir. 

Felç ve körlüğe neden olur: Bazı bonzai kullanan kişilerde felç ve geçici körlük oluşumlarına rastlanmıştır. Bu semptomların ardından bağımlılarda zihinsel olarak aşırı panik ve korku şiddetlenerek saldırganlaşmaları da mümkündür. 

Kullanım sonrasında paranoyalar meydana gelir: Bonzai kullanan bağımlılar bu maddeyi kullandıktan sonra bazı hayaller görerek etrafındaki insanlarla iletişimi tamamen koparırlar. Ancak bununla da kalmayıp daha değişik hayaller görerek bir tür halüsinasyonların etkisi altına girerler. Bu nedenle aşırı kaygı ve ölüm korkusu yaşamaya başlarlar.

Bonzai bağımlılığından kurtulmak oldukça zordur: Bonzai bağımlılarında her defasında daha fazla ve sık kullanma isteği uyanmaktadır. Bonzai kullanmaya kısa bir süre önce başlayan kişiler bu kısa süre içinde bağımlı hale gelirler. Ancak bonzai bağımlılığının giderilmesi oldukça zor bir süreçtir ve uygulanan tedavi ve zaman oldukça uzundur.

Beyin üzerinde verdiği zararlar: Özellikle yüksek dozda bonzai kullanan veya genetik yatkınlığı var olan kişiler üzerinde şizofren benzeri rahatsızlıklar meydana gelebilme gelebilmektedir. Bazı kullanıcılarda ise aniden kendini gösteren kalp durmalarına rastlanmaktadır. Bağımlılarda adeta patlama etkisi yaparak özellikle beyin hücreleri üzerinde telafisi mümkün olmayan hasarlara neden olmaktadır. 

Bonzai içeriği tespit edilemeyen bir kimyasaldır. Bonzai maddesi içeriğinin yaklaşık %25'8lik bir oranı bilinmektedir. Fakat kokain maddesiyle kıyaslandığında 100 kattan daha fazla zehir içermektedir.
  
]]>
Yeşil Kahvenin Zararları https://www.zararlar.com/yesil-kahvenin-zararlari.html Sun, 03 Jun 2018 19:56:28 +0000 Yeşil kahvenin zararları, kilo vermeye yardımcı olduğu bazı uzmanlar tarafından açıklanmasına rağmen yeşil kahve ile kilo vermenin kullanan kişiler üzerinde pek çok zararı olduğu da bilinmektedir. Yeşil kahve herkes tarafınd Yeşil kahvenin zararları, kilo vermeye yardımcı olduğu bazı uzmanlar tarafından açıklanmasına rağmen yeşil kahve ile kilo vermenin kullanan kişiler üzerinde pek çok zararı olduğu da bilinmektedir. Yeşil kahve herkes tarafından bilinen normal kahvenin kavrulmadan kullanılan halidir. Diyet uygulayan pek çok kişi yeşil kahve tüketerek kilo vermeye çalışırlar. Ancak yeşil kahve tüketen kişiler üzerinde bir çok yan etkilerine rastlanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda yeşil kahve klorogenik asit açısından oldukça zengindir. Kahve kavrularak tüketildiği için kavrulma sırasında kahvenin içeriğinde bulunan klorogenik asit miktarı düşer. Bu yüzden yeşil kahve kavrulmadan tüketilmesinden dolayı klorogenik asit miktarı çok daha fazladır. Yeşil kahve üzerinde bir çok incelemeler yapan bazı bilim adamlarına göre yağ yakıcı özelliklere sahip olduğu söylense de bu söylemlerde gerçeklik payının ne kadar doğru olduğu henüz bilinemiyor.

Bu yüzden piyasaya sürülen ve zararlı olup olmadığı bilimsel olarak açıklanmamış her şeyi bilinçsiz olarak tüketip sağlığımızı tehlikeye atmamalıyız. Çünkü bu gibi piyasalarda rant sağlayan bir çok üründen bazı insanların cebine para akışı sağlanmış oluyor. Normal kahve yaklaşık 230 derece ısıda 12-15 dakika kadar kavrulmuş olan kahve çekirdeği üzerindeki asidin bir bölümü atılırken, 250 derecede 10-12 dakika kadar kavrulan kahvede bulunan asidin oldukça büyük bir miktarı kayba uğramaktadır. 

Yeşil kahvenin zararları nelerdir

Yeşil kahve üzerinde yapılan incelemeler neticesinde bünyesinde bulunan bol miktardaki kafein nedeni ile yeşil kahvenin bir çok yan etkisi saptanmıştır. Bu yan etkilerin bazıları kulaklarda çınlama, baş ağrısı, kaygı, kalp ritminde düzensizlik, kas gerginliği, yorgunluk, uykusuzluk, kalsiyum eksikliği, magnezyum yitimi, bulantı, kusma, depresyon, solumda artış, konsantre kaybı, ishal ve yüzde kızarıklık olarak sıralanabilir. Ancak dozunda tüketilen yeşil kahve kilo vermede kişileri memnun edebilir. Fakat her zaman dikkatli olmakta fayda vardır. Çünkü yeşil kahve henüz yeni bir akım ve ilerleyen zamanlarda yeşil kahvenin ciddi hastalıklara neden olmayacağının garantisi henüz verilemiyor. Bu nedenle insan sağlığı açısından zararlı olup olmadığı tespit edilmemiş ürünleri kullanma konusunda oldukça titiz davranılmalıdır.
]]>
Bademin Zararları https://www.zararlar.com/bademin-zararlari.html Mon, 04 Jun 2018 09:53:22 +0000 Bademin zararları, badem sağlık açısından oldukça faydalı bir besin olmasına rağmen fazla tüketildiğinde faydalarının aksine zararlarıyla karşı karşıya kalınabilir. Suriye, Türkiye, İran, Ürdün gibi ülkelerde yeti Bademin zararları, badem sağlık açısından oldukça faydalı bir besin olmasına rağmen fazla tüketildiğinde faydalarının aksine zararlarıyla karşı karşıya kalınabilir. Suriye, Türkiye, İran, Ürdün gibi ülkelerde yetiştiriciliği yapılan badem, acı ve tatlı olmak üzere iki çeşide sahiptir. Acı baden genelde yemeklere eklenerek kullanılır. Tatlı badem ise çiğ olarak tüketilebilir. Fosfor, magnezyum, demir, kalsiyum gibi mineraller haricinde E vitamini başta olmak üzere diğer vitaminler bakımından da zengindir. 

Bademin Zararları Nelerdir
  • Baden yeterli ölçülerde tüketildiği zaman diyet listeleri dahil her türlü yemek programına dahil edilebilir. Ancak tüketimi aşırıya kaçıldığında vücuda zarar verebilir.
  • Fazla tüketim vücutta kilo alımına neden olur. 
  • Kullanılan bazı ilaçlarla etkileşim yaparak zehirlenmeye sebep olabilir.
  • Gün içinde en fazla 15 adet tüketilmesi önerilmektedir. 
  • Fazla tüketimi vücutta E vitamini dozunun aşmasına sebep olur. E vitamini fazlalığı gastrointestinal problemlerin açığa çıkmasına neden olabilir. E vitamini fazlalığı görme kusurları, uyuşukluk hissi, şişkinlik ve ishale neden olabilir.
  • Manganez içeriği yüksek olduğundan dikkatli tüketilmelidir. Günlük vücudun ihtiyaç duyduğu manganez miktarı maksimum 2,3 mili gramdır. Doz aşıldığında birde kullanılan ilaç varsa zararlı olabilir. Yüksek miktarda manganez mide bulantısı başta olmak üzere mide problemlerine yol açabilir. Eğer mide ilaçlarıyla birlikte alınmışsa kullanılan ilacın etkisini yok eder.
  • Aşırı baden tüketimiyle vücuda gereğinden fazla lif alınır. Fazla lif sindirilemediğinde kabızlık ve hazımsızlık şikayetlerine yol açar.
  • Acı badem zehirli bileşenler içerdiğinden tüketildiğinde solunum yavaşlamasına, sinir sisteminin hasar görmesine yol açar.
Sağlık için zararlarından çok faydalarıyla anılan badem, beyin sağlığı için oldukça faydalıdır. Gün içinde 7-8 tane tüketilerek beyin fonksiyonlarını iyileştirmek mümkündür. Kolesterol sağlığını korur. Kemik sağlığına karşı iyi gelir. Osteoporoz gibi ileri yaşa bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltır. Kemik ve dişlerin daha dayanıklı olmasını sağlar. Kalp sağlığını korumak için ideal bir besindir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Cilt bakımı için kullanılabilecek mükemmel bir üründür. Cilt bakımı için badem sütü ve yağı kullanılabilir. Kan basıncını düzenler. Vücutta enerjinin artmasına yardımcı olur. Kansere karşı önleyici etkisi vardır. Şeker hastalığının oluşma riskini azaltır. Yeterli tüketilerek diyetlerde ara öğün olarak tercih edilebilir. Gebelik döneminde tüketilmesinde bir sakınca yoktur. 
]]> Funda Yaprağının Zararları https://www.zararlar.com/funda-yapraginin-zararlari.html Mon, 04 Jun 2018 16:22:41 +0000 Funda yaprağının zararları, tüm yıl boyunca yaprakları yeşilliğini kaybetmeden kalan funda bitkisi sık dallara sahip, iğneyi andıran minyatür yapraklarıyla dikkatleri üzerine çeken bir bitki özelliğindedir. Pembe renkli çiç Funda yaprağının zararları, tüm yıl boyunca yaprakları yeşilliğini kaybetmeden kalan funda bitkisi sık dallara sahip, iğneyi andıran minyatür yapraklarıyla dikkatleri üzerine çeken bir bitki özelliğindedir. Pembe renkli çiçekleriyle genellikle peyzaj alanında sıklıkla dekoratif amaçlı da kullanılmaktadır. Funda bitkisi uzun yıllar öncesinden günümüze kadar pek çok yararı keşfedilerek halk tarafından sıklıkla tüketilir hale gelmiştir. Halk tarafından süpürge otu olarak da adlandırılan funda bitkisi yaklaşık olarak 50-55 yıl yaşayabilmektedir. Funda yaprağının bilinen pek çok faydasının yanı sıra zararları da bulunmaktadır.

Funda yaprağının zararları nelerdir

Karaciğere zararı: Funda yaprağı özellikle kas lifleri bakımından ve tanen maddesi bakımından oldukça değerlidir. Ancak tanen maddesi uzun süreli vücuda alınmasından dolayı karaciğer hastalıklarına neden olabilir. Funda yaprağının zararlarından korunmak için kullanılan kürlerin iki haftalık dönemlerde uygulanması en doğrusu olacaktır. Bu yüzden iki hafta uygulanan kürler de vücudu yine iki hafta kadar dinlendirmek sağlık açısından oldukça önemlidir.

Mide hastalıkları: Funda yaprağının bir özelliği de sindirim sistemini çalıştırmasıdır. Özellikle bağırsakların iyi çalışması ve idrar söktürücüdür. Fakat funda yaprağının ara verilmeden uzun süreli kullanılması genellikle mide bulantısı, kusma veya tansiyon düşmesine neden olarak bazı sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. 

Kabızlık: Funda yaprağı düzenli bir şekilde tüketilmesinden dolayı bağırsakların düzenli olarak çalışmasına yardımcı olurken kabızlık sorunlarını da ortadan kaldırmaktadır. Ancak uzun süreli kullanımlarda bağırsaklar kendi kendine çalışma işlemini durdurur. Bu durumda funda yaprağı kullanımı bırakıldıktan sonra kabızlık sorunuyla karşılaşılacaktır. Bu yüzden kabızlık problemi yaşayan kişilerin funda yaprağı kullanımında kiçok daha dikkatli olmaları gerekmektedir. 

İshal: Funda yaprağı özellikle aç karnına kullanıldığında sürgit etkisine sahip olasından dolayı şiddetli bir ishale sebep olabilir. Fakat bu durum uzun süreli tüketimler için geçerlidir. Bu yüzden funda yaprağı tüketimi 10-12 günden daha uzun kullanımlar için geçerlidir. 

Hamilelik ve emzirme döneminde kullanımı: Funda yaprağı gebelik ve emzirme dönemine olan kişiler üzerinde meydana gelecek olumsuzlukları araştıracak tıbbi bir inceleme yapılmadığından dolayı gebe ve emziren anne adaylarının funda yaprağı tüketiminde çok daha dikkatli olmaları önerilmektedir. Funda yaprağı kürleri kullanmak isteyen anne adaylarının mutlaka bir uzmana başvurarak onay almaları hem bebeleri hemde kendi sağlıkları için oldukça önem taşıyan bir detaydır. 

Düzenli olarak alınan ilaçlarla birlikte kullanımı: Bir çok farklı rahatsızlık nedeni ile veya cerrahi operasyon geçirmiş kişilerin, kesinlikle diğer bitkiler ve ilaçlarda da olması gereken gibi funda yaprağı tüketiminde bir uzmana danışmaları gereklidir. Antidepresan ilacı, kan inceltici ilaçlar, veya tansiyon ilacı kullanan kişiler üzerinde funda yaprağı kullanımı beklenmedik veya istenmeyen etkilere neden olabilir. Bu yüzden bir uzmana danışmak en doğrusu olacaktır. 

Funda yaprağı: Doğadaki her şifalı bitki gibi pek çok faydaları olan bir bitkidir. Ancak düzensiz ve bilinçsiz kullanımı sonrasında kişiler funda yaprağının yan etkileri ve zararlarıyla da karşılaşırlar. Bu nedenle funda yaprağını kullanımında oldukça dikkatli ve bilinçli tüketilmesinde fayda vardır. 
]]>
Kivinin Faydaları ve Zararları https://www.zararlar.com/kivinin-faydalari-ve-zararlari.html Tue, 05 Jun 2018 05:00:57 +0000 Kivinin faydaları ve zararları, tropikal bir meyve olan kivi kendine has egzotik bir tada sahiptir. Sağlık için azımsanmayacak kadar çok faydası bulunur. Çin'de yıllardır sağlık için geniş yelpazede kullanımı yapılmaktad Kivinin faydaları ve zararları, tropikal bir meyve olan kivi kendine has egzotik bir tada sahiptir. Sağlık için azımsanmayacak kadar çok faydası bulunur. Çin'de yıllardır sağlık için geniş yelpazede kullanımı yapılmaktadır. A, E, K vitaminleri, kalsiyum, potasyum, magnezyum gibi pek çok mineral bakımından zengin içeriğe sahiptir. Lif açısından zengin olan kivi sindirim sistemi üzerinde ciddi önem taşır. 

Kivinin Faydaları Nelerdir

Kivi içinde bulunan besinler sayesinde birçok hastalığın oluşma riskini azaltıcı etkiye sahiptir. Kivinin faydalarını kısaca şu şekilde sıralayabiliriz;
  • Kivi sindirim sistemini kuvvetlendirir. İçinde yer alan lif sindirim üzerinde oldukça etkilidir. Lif haricinde sindirim için faydalı olan protein bakımından da zengindir. Mide sağlığı üzerinde faydalı olan kivi içeriği mide asidini düzenler. 
  • Kivi kan basıncını dengede tutmak için tüketilebilir. Bu sayede kalp ve damar sağlığı da dolaylı yollardan korunmuş olur. 
  • Vücudu DNA hasarlarına karşı koruyucu etkisi bulunan kivi, DNA hücrelerinin onarılmasına yardımcı olur.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici özelliği bulunmaktadır. İçinde yer alan yüksek oranda C vitamini bağışıklık sistemini birçok hastalığa karşı koruma altına alır.
  • eker hastaları için faydalı bir meyvedir. Şeker oranı olan bir meyve olduğundan çoğu kişi şeker hastalığına karşı riskli olduğunu düşünse de bu düşünce tamamen yanlıştır. 
  • Serbest radikallerle mücadele etmek için mutlaka tüketilmesi gereken bir meyvedir. Bağırsak enfeksiyonları, kalp-damar hastalıkları gibi pek çok hastalığın oluşma riskini serbest radikallerle mücadele ederek azaltır. 
  • Antioksidan içeriği yüksek olan kivi, zayıflamaya yardımcı olur. 
  • Astım ve bronşite karşı iyi gelir. Solunum yolu hastalıkları üzerinde önemli bir yere sahiptir. Akciğer sağlığını korur. Sigara gibi akciğere zarar veren ürünlerin vücuda vermiş olduğu zararı azaltır.
  • Hamilelik sürecinde önemli bir besin kaynağı olarak tüketilebilir. Doğum yapmayı kolaylaştıran, hamilelik öncesi ve sonrasında kabızlığa karşı iyi gelen bir özelliği vardır.
  • Kivi suyu kan pıhtılaşmasını engeller. Kivi kabuğu cilde uygulandığında yine cildi temizleyici etki sağlar. Kabuğu ile birlikte tüketildiğinde hazmı kolaylaştırarak hazımsızlığı ortadan kaldırır. Bağırsakları zararlı bakterilerden arındırır. 
Kivinin Cilde Faydaları

Kivi cilt sağlığı için önemli bir yere sahiptir. Cilt hastalıklarına karşı kullanılabilir. Özellikle mantar ve enfeksiyonlara karşı kullanılabilir. Kivinin faydalarından yararlanmak için sadece meyve şeklinde değil suyundan ve kabuğundan da yararlanılabilir. İçeriğinde bulunan bol miktarda C vitamini cildin güzelleşmesini sağlar. Kivinin C vitamini içeriği portakala oranla daha yüksektir. Kivi suyu saç sağlığı için önemli bir yere sahiptir. Saç dökülmelerini engelleyici etkisi vardır. Cildi temizleyici etkisinden yararlanılabilir. 

Kivi cilde nasıl uygulanır

Kivi cilt sağlığı için direkt meyve olarak yenebileceği gibi haricen de kullanılabilir. Cilt için en yaygın kullanım şekli maskedir. Tek başına maske şeklinde kullanılabilir. Kivinin kabuğu soyulup dilimlendikten sonra dilimler yüz bölgesine yerleştirilir. Uzanır vaziyette 15 dakika bekletildikten sonra yüzden alınıp yüz ılık suyla yıkanır. 

Kivinin kabuğu soyulup püre kıvamında ezildikten sonra sıkıp suyu çıkarılır. Bunun için temiz bir tülbent kullanılabilir. Elde edilen su bir parça pamuk yardımıyla yüze sürülür. 10 dakika kadar bekletildikten sonra yıkanabilir.

Kivi kille karıştırılarak da maske şeklinde hazırlanabilir. Püre kıvamına getirilen kivi içine krem kıvamı alana kadar kil eklenir. Elde edilen karışım cilde sürülüp en fazla 10 daki]]> Bamyanın Faydaları ve Zararları https://www.zararlar.com/bamyanin-faydalari-ve-zararlari.html Tue, 05 Jun 2018 14:32:59 +0000 Bamya, ebegümecigiller ailesinden olan bamya bir yıllık bir bitkidir. Ilıman iklimlerde yetişen bamya ülkemizde en fazla Ege ve Marmara bölgesinde yetiştirilmektedir. Ancak iklimlere uyum sağlama özelliğinden dolayı yetiştiricili Bamya, ebegümecigiller ailesinden olan bamya bir yıllık bir bitkidir. Ilıman iklimlerde yetişen bamya ülkemizde en fazla Ege ve Marmara bölgesinde yetiştirilmektedir. Ancak iklimlere uyum sağlama özelliğinden dolayı yetiştiriciliği gittikçe yayılan bir bitki haline gelmiştir. İklime uyum sağlayan pek çok bamya türü yetişir hale gelmiştir. Bunlar arasında en fazla bilinenleri Bornova bamyası, Amasya bamyası, Balıkesir bamyası ve Sultani bamya türüdür.

Bamyanın bileşeni müsilaj etkisi yapar. Bu yüzden bamya pek çok kişi tarafından sevilmeyen bir sebze olarak değerlendirilebilir. İçeriğinde bulunan müsilajlar, reçineli zamklar sayesinde bamya mide ve bağırsak çeperlerini kayganlaştırarak kansere karşı korunma sağlar. Yani besinlerle alınan kanserojen maddelerin bağırsak yüzeyiyle temasını önler ve kanser riskini azaltır.

Bamya taze olarak ya da kurutulmuş ve dondurulmuş olarak tüketilebilir. Taze bamyanın tüketilmesi daha iyidir. Çünkü bamya olgunlaştıkça kartlaşmaya başlar. Kurutmak içinde çiçeklenen bamyayı hemen toplayarak ipe dizip kurutmak gerekir. Bamyanın faydaları ve zararları içerdiği mineraller ve vitaminler ile açığa çıkar. Bamya manganez, çinko, potasyum, sodyum, bakır, kalsiyum, fosfor, selenyum, demir gibi mineraller, A, C, E, K gibi önemli vitaminleri içerir.

Bamyanın faydaları nelerdir
  • Bamya cilt yaşlanmasını yavaşlattığı gibi, cilt dokusunun daha dirençli hale gelmesini sağlar. İçerdiği besin maddeleri ile ciltte pigmentasyonu önler, cildi gençleştirmede etkili olur. Ayrıca hasar gören cildi onarmada faydalı olur. Çünkü içeriğinde önemli oranda C vitamini bulundurur.
  • Bamya düzenli tüketildiğinde kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Bu etkiyi kandaki kolesterol seviyesini düşürerek göstermektedir.
  • Bamyanın sindirim sistemine de önemli faydaları vardır. Bu şekilde vücuda zararı olacak toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Hazımsızlık ve kabızlık sorunlarına iyi gelir. Bağırsak hareketlerini arttırdığı için kilo dengesinin korunmasına yardımcı olur. Mide ülserinden korunmayı sağlar.
  • Bamyanın sinir sistemini rahatlatan koruyucu etkisi de vardır. Lif oranı bakımından zengin olan bamya özellikle kolon kanseri bakımından koruyucu etki yapar.
  • Kemik yapısının korunmasında da etkilidir. Çünkü içeriğinde bolca K vitamini barındırır. Bu vitamin ayrıca kan pıhtılaşmasını önleyici etki de yapar.
  • Bamya tokluk hissi verdiği için zayıflamak isteyenlerin diyetlerinde bulunması önerilen sebzeler arasındadır. Tek başına olmasa da, kilo vermede önemli bir yardımcıdır.
  • Bamya saçlar içinde faydalı bir sebzedir. Kaşıntılı ve kuru saç derisinde nemlendirici etki yapar. Saç tellerini de nemlendirerek daha yumuşak olmalarına yardımcı olur. Yıpranmış ve kuru saçlar için oldukça faydalıdır. Bamya suyunu banyoda durulama suyu olarak kullanarak sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.
  • Bamya folat içeriği için gebe kalmakta zorlanan bayanlara tavsiye edilebilir. Düzenli olarak bamya tüketildiğinde daha kolay gebe kalabilirsiniz.
  • Bamya güneş ışınlarının yaptığı zararlı etkileri de azaltır. Kronik astım hastaları da düzenli olarak bamya tüketirlerse daha az sorun yaşayarak yaşamlarına devam edebilir.
  • Bamyanın faydaları tohumuyla, çiçeğiyle, sebzenin kendisiyle ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bamya çiçeklerini kurutarak çay gibi demleyebilirsiniz. Bu kan şekerini dengelemede, enfeksiyonlardan korunmada etkili bir çaydır. Ayrıca cilde sürülürse sivilcelere de iyi gelir.

Bamyanın bu etkilerinden faydalanmak isteyenler bamya alırken küçük püf noktalarına da dikkat etmelidir. Bamyanın taze olmasına olgunlaşmamış olmasına dikkat edilmelidir. Küçük boydaki bamyalar daha yumuşak olduğu gibi daha lezzetlidir. Ayrıca koyu yeşil renkteki bamyaları almakta yarar vardır.

Bamyanın zararları nelerdir

Kişniş Faydaları ve Zararları https://www.zararlar.com/kisnis-faydalari-ve-zararlari.html Tue, 05 Jun 2018 23:38:10 +0000 Kişniş faydaları ve zararları, mutfak ve tıbbi alanda yaygın şekilde kullanılan bitkilerin başında gelir. Çok eski yıllardan beri alternatif tıpta kullanılmaktadır. Yüksek oranda esansiyel yağlar barındıran kişniş, sa Kişniş faydaları ve zararları, mutfak ve tıbbi alanda yaygın şekilde kullanılan bitkilerin başında gelir. Çok eski yıllardan beri alternatif tıpta kullanılmaktadır. Yüksek oranda esansiyel yağlar barındıran kişniş, sağlık anlamında geniş yelpazede kullanılabilir. C ve K vitamini bakımında zengin olan kişmiş, fosfor, potasyum, tiamin, karoten açısından da zengin içeriğe sahiptir.

Kişniş faydaları nelerdir
  • Ciltte oluşan iltihaplara karşı iyi gelir. İçinde yer alan uçucu yağlar artrit ve anti romatizmal hastalıklara karşı iyi gelir. Bu gibi durumlarda ciltte meydana gelen şişliklerin azalmasını sağlar. İçinde yer alan bazı bileşenler vücutta biriken fazla suyun atılmasını sağlar. Deride oluşan iltihaba karşı iyi gelir.
  • Kan basıncını düzenler. Kişniş tüketimi yüksek tansiyon hastası olan çoğu kişide kan basıncını azaltarak faydalı bir etki sağlar. 
  • Kişniş kalp sağlığını destekler. Bu alanda pek çok faydası bulunmaktadır. İçerisinde yer alan antioksidan sayesinde kalp işlevini düzenler.
  • Sindirim sistemi sağlığını korur. Hazımsızlık gibi problemlere karşı tüketildiğinde hazımsızlığı giderebilir. Eğer kişniş yemeklere ilave edilirse sindirim sistemini rahatlatabilir.
  • Enfeksiyonlarla savaşmak için kullanılabilecek kişniş doğal bir antibiyotiktir. Mantar, bakteri ve maya enfeksiyonlarına karşı oldukça faydalı bir bitkidir.
  • Kişniş bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. İçeriğinde bulunan besinler ve vitaminler bağışıklık için oldukça faydalıdır. 
  • Kanseri önleyici etkisi bulunmaktadır. Kanser hücrelerini küçülterek ilerlemesini önleyici etkiye sahiptir. 
  • Kişniş ağız sağlığına karşı kullanılabilir. Ağız kokusunu giderir, nefesi tazeler ve ağız içinde oluşan aft tarzı yaraların hızla iyileşmesini sağlar.
  • Kansızlığı giderir. Kanda var olan demir eksikliği beraberinde halsizlik, kalp çarpıntısı gibi durumlara yol açabilir. Vücudun sistemik olarak düzenli çalışması vücuttaki kan miktarıyla doğrudan bağlantılıdır. Kansızlığı gidermek ve diğer rahatsızlıklara meydan vermemek için kişniş tüketilebilir.
  • Alerjileri tedavi etmek için kullanılabilecek bir bitkidir. Özellikle saman nezlesi gibi alerjik durumların hızla iyileşmesini sağlar. Böcek alerjisi, gıda alerjisi içinde kullanılabilir.
  • Göz sağlığına ciddi anlamda destek olur. Görme bozukluklarına karşı iyi gelir. Günlük yemeklere eklenip tüketilerek göz sağlığı korunabilir.
  • Kişniş stresle mücadele etmek için kullanılabilir. Stres nedeniyle yaşanan semptomları gidermek için zengin bir kaynaktır.
Kişniş zararları nelerdir

Kişniş yeterli ölçülerde ve bilinçli bir şekilde kullanıldığı zaman güvenli bir bitki olarak bilinir. Ancak aşırı tüketim ya da hassas bünyelerde bazı yan etkilere sebep olabilir. Açık tenli kişiler ve cilt kanserine maruz kalan kişiler kullanımından kaçınılmalıdır. Yapılan bazı araştırmalar sonucunda gün içinde 7 gramdan fazla kişniş kullanmak ishal, midede ağrı, ciltte kararma ve adet düzensizliği gibi durumlara neden olabileceği ortaya konulmuştur. Deri ile temas eden kişniş ciltte tahrişe yol açabilir. Hamilelik ve emzirme döneminde kullanımına dair yeterli bilgi olmadığından bu dönemlerde kullanmaktan kaçınılmalıdır. Kan şekerini düşürücü etkisi bulunan kişniş diyabet hastaları tarafından bilinçli kullanılmalıdır. Yine kan basıncını düşürücü etkisi olan kişnişin planlanmış bir ameliyat varsa ameliyattan en az 15 gün önce tüketimi kesilmelidir.

]]> Badem Yağının Zararları https://www.zararlar.com/badem-yaginin-zararlari.html Wed, 06 Jun 2018 05:31:57 +0000 Badem yağının zararları, badem yağı badem çekirdeğinden elde edilen bir çeşit bitkisel yağdır. Kullanım alanları geniş bir yelpazede olduğu için oldukça rağbet görür. Hem tatlı hem de acı badem olmak üzer Badem yağının zararları, badem yağı badem çekirdeğinden elde edilen bir çeşit bitkisel yağdır. Kullanım alanları geniş bir yelpazede olduğu için oldukça rağbet görür. Hem tatlı hem de acı badem olmak üzere iki çeşit bademden elde edilir. Tatlı badem yağı genellikle fayda sağlarken acı badem yağı içerisinde bulunan zehirli bileşenler nedeniyle vücuda zarar verir. Ancak unutulmamalıdır ki, tatlı badem yağının da aşırı tüketimi bazı zararlarla sonuçlanabilir. O nedenle badem yağını ağız yolu yada cilt yolu kullanımından önce uzman hekimden yardım almak ve bilinçli tüketmekte fayda vardır. 

Badem yağının zararları

  • Cilt derisine direkt temasında bazı alerjik reaksiyonlar ile karşılaşılabilir. Alerjik reaksiyonlar kendisini deride kızarıklık, pul pul dökülme ve kabarıklık şeklinde gösterir. 
  • Açık yaraya kullanımında yaranın enfeksiyon kapma riskini artırır.
  • Badem yağı uçucu bir yağ olduğu için zehirlenmelere karşı hamile olan ve bebeğini emziren bayanların kullanmaması önerilir. 
  • Yapılan araştırmalarda net sonuçlar elde edilmemiş olsa da bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ve küçük yaştaki çocuklarda kullanılmaması önerilir. 

Badem yağının cilt yolu ile faydaları

  • En bilindik yararı kıl köklerini güçlendirmesidir. O nedenle kadınlar genellikle saç, kirpik ve kaş için tercih eder. Saç köklerini güçlendirmesinin ve saçları uzatmasının yanı sıra kepeklenmeye karşı saçları korur. İçerisinde bulunan E vitamini sayesinde saça parlaklık ve canlılık verir. 
  • Saça faydasının yanı sıra sakal ve bıyık için de faydaları vardır. Özellikle seyrekleşmiş sakal ve bıyıkların gürleşmesine yardımcı olur. 
  • Dudakları nemlendirir ve düzenli kullanımda dudak çatlaklarını yok eder. 
  • İçerisinde bulunan vitaminler sayesinde cildin nemlenmesine yardımcı olarak cilde parlaklık ve yumuşaklık verir. Ayrıca cildin yapısını bozmadan cilde esneklik katarak yaşlanma karşıtı etki gösterir. Güneş ışınlarına karşı cildi koruyarak cildin erken yaşlanmasını da önlediği söylenir. 
  • Ciltte oluşan pul pul döküntüye, çatlaklara ve sertliklere de iyi gelir. Özellikle de kuru cilt sahiplerine soğuk kış günlerinde ciltlerini korumak için badem yağı kullanmaları önerilir. Hatta egzama ve sedef gibi bir çok cilt probleminde de düzenli kullanımda iyileşme sağlar. 
Badem yağının ağız yolu ile faydaları

  • Badem yağı potasyum, yağ asitleri ve protein barındırdığı için ağız yoluyla alındığında kanın damarlarda akışını düzenleyerek kalp ve damar hastalıklarına iyi gelmektedir. 
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir. 
  • Sindirim ve boşaltım sistemine iyi gelir. 
  • Tansiyon ve kolesterolü düzenler.
  • Çocuklar başta olmak üzere kemik gelişimi için de fayda sağlar. 

Badem yağı kullanımı 
Badem yağı cilt için kullanımında temiz bir pamuk yardımıyla cilde direkt uygulanabilir. Daha etkili sonuçlar almak için bir miktar zeytinyağı ile de karıştırılabilir. Kaş, kirpik ve sakal için kullanımda badem yağı sürüldükten sonra o gece bekletilir ve ertesi gün yıkanır. Saç için kullanımında ise saç diplerine sürülür ve masaj yapılarak uygulanır. O şekilde yaklaşık 10-12 dakika bekletildikten sonra ılık su ile yıkanarak saçlar iyice durulanır. 

Badem yağı ağız yolu ile alınmak istendiğinde ise bir bardak suyun içerisine bir kaç damla badem yağı damlatılarak tüketilmelidir. Ayrıca yemeklerde ve salatalarda da bir kaç damla kullanabilirsiniz. Ancak bu uygulamaların haftada 1 şeklinde kullanılmasına dikkat edilmelidir. 

Badem yağı saklama koşulları

Her badem yağı şişesinin üzerinde üretim tarihi ve tüketim tarihi yer almaktadır. Bu tarihler dikkat edi]]> Soya Sosu Faydaları ve Zararları https://www.zararlar.com/soya-sosu-faydalari-ve-zararlari.html Wed, 06 Jun 2018 23:46:19 +0000 Soya sosu faydaları ve zararları, soya sosu haşlanmış soya fasulyesinin fermente edilmesi sonucu elde edilir. Soya sosu yapımında en önemli noktalardan bir tanesi fermente süresinin neredeyse 18 aya kadar uzanmasıdır. Bu nokta Soya sosu faydaları ve zararları, soya sosu haşlanmış soya fasulyesinin fermente edilmesi sonucu elde edilir. Soya sosu yapımında en önemli noktalardan bir tanesi fermente süresinin neredeyse 18 aya kadar uzanmasıdır. Bu nokta soya sosunun kalitesini etkileyen en önemli ölçüttür. 

Soya sosu kullanımı 

Soya sosunun ana vatanı Doğu Asya ve Güneydoğu Asya olsa da Batı mutfağına ardından Türk mutfağına da giriş yapmıştır. Genellikle tavuk ve hindi etine çok yakışır. Beyaz etleri pişirmeden önce marine etmek için yada pişirme esnasında aroma katmak amacıyla çeşitli sebzelerle birlikte sote edilerek tercih edilir. Ayrıca salatalar başta olmak üzere makarna ve pilavlarda da kullanılır. Ancak bilindiği gibi soya sosu içerdiği yüksek sodyum oranı nedeniyle herkesin aklında faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu konusunda bir takım şüpheler de bırakır. 

Soya sosu faydaları
  • Soya sosunun en önemli faydası insan vücudu için gerekli olan magnezyum gibi mineralleri barındırmasıdır. Metabolizmanın olması gerektiği gibi çalışabilmesi için sağladığı enerji dönüşümünde bu minerallerin işlevi oldukça önemlidir. 
  • İçerisinde demir barındırdığı için bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra gelişim çağındaki çocuklar için oldukça faydalıdır. 
  • Karaciğere faydalıdır. 
  • Riboflavin maddesi içerdiği için göz hastalıklarında iyileşme sağlar. Göz yorgunluğu başta olmak üzere katarakt oluşumunu engellemesine kadar geniş bir yelpazede olumlu sonuçlar verir.   
  • Tip 2 diyabet olarak bilinen şeker hastalığına karşı direnç gösterir ve vücudu korur. 
  • Protein sentezlenmesine katkıda bulunduğu için vücuda enerji ve dinçlik verir. 
  • Sindirime yardımcı olmasının yanı sıra kabızlık ve şişkinlik giderici yararları bulunmaktadır. 
  • İnsan vücudu için önemli bir diğer mineral olan fosforu da barındırır. Fosfor özellikle kemik ve diş oluşumu için gereklidir. Ayrıca tüketilen karbonhidrat ve yararlı yağların vücut tarafından sentezlenerek kullanılmasına olanak sağlar. 
  • B6 vitamini sayesinde hemoglabin sayısını düşürerek bir çok kan hastalığına karşı direnç gösterir.
  • Bir diğer faydası doku onarımı ve kemiklerin güçlenmesi için sağladığı olumlu katkılardır.
Soya sosu zararları
  • Yüksek oranda sodyum barındırdığı için özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler için tam bir tehdit unsurudur. Yüksek tansiyonu olan ve tuz tüketmemesi gereken kişilerin soya sosu da tüketmemesi gerekir. 
  • Bazı durumlarda soya sosuna karşı vücut gerekli direnci gösteremeyerek alerjik reaksiyonlar da yaşanabilir. Bu durum sadece soya sosunda değil soyalı tüm ürünlerde olabilir. Başka gıda alerjileri bulunanlar ve astım hastaları diğer kişilere göre yüksek oranda potansiyeldir. Genellikle hafif reaksiyonlar gösterse de bazı durumlarda alerji, oldukça ciddi bir hal alabilir. Ağızda kaşıntı, ciltte kızarıklık, zor nefes alma, mide ağrısı, kusma ve ishal şeklinde belirtileri vardır. 
  • Araştırmalar sonucu netleşmiş sonuçlar olmasa da aşırı tüketim sonucu ilerleyen yaşlarda iktidarsızlığa yol açabileceğine dair iddialar bulunmaktadır. 
  • Yine netleşmiş sonuçlar olmasa da hamilelerin düşük yapma tehlikesine karşı tüketmemesi önerilir. 
]]>
Vişnenin Zararları https://www.zararlar.com/visnenin-zararlari.html Thu, 07 Jun 2018 10:18:14 +0000 Vişnenin zararları, herkesin severek tükettiği meyvelerden biri olan vişnenin tıpkı diğer meyvelerde olduğu fazla tüketimi bir takım zararlar meydana getirir. Vişne, benzerliği nedeniyle genellikle kiraz ile karıştırılmaktadı Vişnenin zararları, herkesin severek tükettiği meyvelerden biri olan vişnenin tıpkı diğer meyvelerde olduğu fazla tüketimi bir takım zararlar meydana getirir. Vişne, benzerliği nedeniyle genellikle kiraz ile karıştırılmaktadır. Ancak kirazdan farklı olarak hafif mayhoş ve ekşi bir tadı vardır.  temmuz ve ağustos aylarında meyve vermeye başladıktan sonra rengi koyu kırmızı bir hal alarak tatlanmaya başlar ve sofralarda yerini alır. Genellikle insan sağlığı için faydalı bir meyve olarak bilinen vişne, aşırı tüketimi ve bilinçsiz kullanımı sonucu ortaya bazı zararlı durumların çıkmasına da neden olur. 

Vişnenin zararları
  • Vişne içerisinde yüksek miktarda sorbitol bulunur. Sortibol doğal bir karbonhidrattır. Vücut tarafından emildikten sonra fruktoza dönüşür ve yine vücut tarafından yakılır. Ancak olması gerekenden fazla olduğunda mide ağrılarına neden olmaktadır. Bu durum bazen ishal ile de sonuçlanabilir. 
  • Şeker barındırdığı için vücuttaki şeker dengesinin bozulmasına ve kilo alımına neden olabilir. 
  • Bir diğer zarar ise ilaçlarla birlikte bilinçsiz tüketimidir. Örneğin aspirin ile birlikte kullanımı böbrek hastalıklarına yol açabilir. 
  • Vişne tüketiminden sonra üzerine hemen su içilirse karın ağrısı ve şişkinlik yaşanabilir. 
Vişnenin yararları
  • Sağlığa faydaları ile bilinen koyu kırmızı meyvelerden biri olan vişne tam bir antioksidandır. Vücuttaki kan dolaşımını hızlandırır ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. 
  • Yapılan bir çok araştırma kansere yol açan hücre dönüşümünü engelleyecek kimyasallar barındırdığı ile sonuçlanmıştır. Özellikle meme, akciğer ve bağırsak kanserleri ile savaşta oldukça başarılıdır. 
  • Kandaki ürik asit miktarının olması gerektiği şekilde iş yapmasına yardımcı olduğu için gut hastalığını aza indirdiği görülmüştür. 
  • Kanın temizlenmesine yardımcı olur.
  • Kan şekerini düzenler. İnsülin seviyesinin olması gereken seviyede kalmasına yardımcı olur. 
  • Uyku hormonu olarak bilinen melatonin salgılanmasına yardımcıdır. Bu nedenle uyku ile problemi olanların belirli ölçülerde tüketmesi daha kaliteli bir uyku için oldukça faydalıdır.
  • İçerisinde anti inflamatuar barındırdığı için vücutta yaşanan ağrılarda bir miktar azalma yaşandığı gözlemlenmiştir. 
  • Dengeli vişne tüketimi beyin için gerekli olan ve dengeli beyin fonksiyonlarının gerçekleşmesine yardımcı olan bakırın salgılanmasına yardımcı olur. 
  • C vitamini oranı diğer meyvelere nazaran daha yüksek olan vişne, bu sayede bağışıklık sistemini ve vücudun direncini güçlendirerek soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlarının vücut tarafından daha kolay atılmasını sağlar. 
  • Sadece kendisi değil saplarının yararları bulunur. Genellikle diyet yapanlar ve formuna dikkat edenler tarafından tüketilen vişne sapları kilo kaybı sağlar. 
Vişnenin kullanımı

Vişne mevsimine göre ister taze ister kuru olarak tüketilebilir. Genellikle yazın taze meyve olarak tercih edilse de suyu, reçeli, marmelatı, şurubu, kompostosu da tercih edilebilir. Vişnenin sapları ise kurutulduktan sonra iyice kaynatılır ve suyu içilir. 
]]>
Potasyum Hidroksit Zararları https://www.zararlar.com/potasyum-hidroksit-zararlari.html Thu, 07 Jun 2018 12:06:09 +0000 Potasyum hidroksit zararları, Diğer adı potas kostik olan potasyum hidroksit beyaz renkli katı bir kimyasal maddedir. Formülü KOH olarak bilinir. Eğer suda erirse ısı açığa çıkarır. Potasyum hidroksit nem tutma özelliğine sahi Potasyum hidroksit zararları, Diğer adı potas kostik olan potasyum hidroksit beyaz renkli katı bir kimyasal maddedir. Formülü KOH olarak bilinir. Eğer suda erirse ısı açığa çıkarır. Potasyum hidroksit nem tutma özelliğine sahiptir. Oldukça geniş bir kullanım alanı olan potasyum hidroksit sanayi ürünlerinde, tarımda, temizlik sektöründe, gübre sektöründe, veterinerlik alanlarında ve adını sayamadığımız bir çok alanda kullanılır.

Gelişen teknoloji ile her alanda kullanılmaya başlanan potasyum hidroksitin zararlarını saymakla bitmez. Ancak şu şekilde düşünürsek eskiden çocuklar kabakulak, su çiçeği gibi hastalıklarla mücadele ederken şimdiki zamanda kanser, astım, kemik rahatsızlıkları, alerjik hastalıklarla mücadele etmektedir. Bu durum bile içler acısıdır. Hayatımızı kolaylaştırmaya çalışan bir çok ürün bizim ömrümüzü kısaltmaktadır. Bir araştırma ev hanımlarının çalışan hanımlara göre ölüm riskinin %54 fazla olduğunu saptamıştır. Çünkü ev hanımları içerisinde potasyum hidroksit bulunan bir çok ürünle temas halindedir Bu zararlı kimyasalların kullanımı yüzünden 1978 yılında Marmara Denizinde 126 balık çeşidi varken bu sayı bugün 25 e inmiştir. 

Potasyum hidroksit kuvvetli bir bazdır. Yakıcı bir lezzete sahiptir. Toksin özelliklere sahiptir. Buharını solumak, koklamak ciddi solunum rahatsızlıklarına sebep olur. İçerisinde potasyum hidroksit bulunan temizlik malzemeleri aşırı kullanım söz konusu olduğunda kristal, cam ve porselen gibi malzemelerin aşınmasına ve renklerinin matlaşmasına sebep olur. Evlerde kullandığınız bu tür temizlik ürünlerinin üzerinde 'deri ile temastan kaçınınız' yazar bu uyarı dikkate alınmalı ve ürünler bilinçli kullanılmalıdır. Çünkü insan cildi ile temas halinde yakıcı ve tahriş edici etkiler bırakır. Ve en çok sakınılan göz için oldukça tehlikelidir, eğer göze sıçrarsa kalıcı körlüğe bile neden olabilir. Bu yüzden bu tarz temizlik ürünleri kullanılırken gerekirse gözlük takılmalıdır. Ayrıca potasyum hidroksit kimyasalının başka bir zararı da ortamdaki oksijeni azaltmasıdır ki bu oldukça hayati bir durumdur.

Kullandığımızı sabunlarda da potasyum hidroksit bulunur. Bu sabunlar cildimize ve biyolojik varlığımıza zarar verir. İçerisinde zeytinyağı ve gliserin bulunan sabunlar tercih edilmeli.

Potasyum hidroksit zararlarını sadece kullanan kişiye indirgemek doğru olmaz. İçerisinde potasyum hidroksit bulunan ürünler suya ya da toprağa karıştığında ekolojik dengeyi bozar ve buraların ciddi anlamda kirlenmesine sebep olur. Eğer ki potasyum hidroksit suda ya da toprakta başka elementlerle birleşirse tek başına vereceği zararın da dışında daha tehlikeli olabilir. Örneğin nehir sularına karıştığında burada yaşayan balık ve daha bir çok canlının ölümüne sebep olur. Ayrıca bu zararlı maddeler doğada kendiliğinden yok olmaz.
]]>
Alıç Sirkesinin Zararları https://www.zararlar.com/alic-sirkesinin-zararlari.html Fri, 08 Jun 2018 08:44:47 +0000 Alıç sirkesinin zararları: Sirke çeşitlerinden biri olan alıç sirkesi faydaları ile bilinen bir sirkedir. Fakat alıç sirkesi bilinçsiz bir şekilde kullanıldığında zararları da mevcuttur. Alıç sirkesinin zararları herkes iç Alıç sirkesinin zararları: Sirke çeşitlerinden biri olan alıç sirkesi faydaları ile bilinen bir sirkedir. Fakat alıç sirkesi bilinçsiz bir şekilde kullanıldığında zararları da mevcuttur. Alıç sirkesinin zararları herkes için geçerli olmasa da yinede insanların bilinçli tüketmesinde fayda vardır. Sadece alıç sirkesi değil genel olarak tüm sirke çeşitleri kişi tarafından sulandırarak içilmelidir. Vücuttaki toksinlerin atılmasında fayda sağlayan sirke çeşitleri sulandırılmadan içilmemelidir. Sirke çeşitlerin yararları sayılmakla bitecek gibi değildir. Fakat bilinçsizce devamlı kullanımı içeriğinde bulunan doğal asit nedeni ile vücuda zarar verebilmektedir. Alıç sirkesi aşırı potasyuma sahiptir. Alıç sirkesinin mide rahatsızlığı bulunanların yanı sıra hassasiyeti olanlar içinde kullanılması sağlık açısından ciddi zararlara yol açabilmektedir. Rahatsızlığı bulunan kişiler mutlaka doktora danışarak veya çok az ölçülerde su miktarını arttırarak alıç sirkesini incelterek, asit seviyesini en düşük seviyeye düşürerek tüketmelidir. Mide rahatsızlığı ve mide hassasiyeti bulunanlar dışında olan insanlar için ise alıç sirkesinin fazla tüketiminin zararlı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle fazla kilo problemi yaşayanların sıkça kullandığı alıç sirkesini dikkatli kullanmanızı tavsiye ederiz. Zayıflamak için bir çok kişi tarafından tercih edilen alıç sirkesi ve diğer sirke çeşitlerinin yanlış kullanımı bakın hangi zararlara yol açıyor.

Alıç sirkesinin zararları: 
  • Asit seviyesi yüksek olan alıç sirkesini mide rahatsızlığı olanlara iyi gelmez. Alıç sirkesinde ki asit midede bulunan rahatsızlığı tetikler ve hastalığın artmasına neden olabilir.
  • Alıç sirkesinde bulunan asit böbrek hastaları için de önerilmeyen bir üründür. Böbrek hastalarının alıç sirkesi ve diğer sirke çeşitlerini tüketmesi kişide zarara neden olabilir.
  • Kişinin ülser hastalığı var ise alıç sirkesi kullanmamalıdır. Tüm sirke çeşitleri ülser hastalığını tetikleyerek rahatsızlığın artmasına neden olmaktadır.
  • Gastrit rahatsızlığı olanlarda yine alıç sirkesinden uzak durması gerekenler arasında yer almaktadır. Alıç sirkesini ve diğer sirke çeşitlerini gastriti olan insanların tercih etmemeleri gerekmektedir.
  • Alıç sirkesi içinde bulunan asit bilinçsizce ve sulandırmadan içen kişilerde yemek borusunun tahriş olmasına neden olabilir.
  • Yine alıç sirkesinin içeriğindeki asitin su ile inceltilmemesi kişinin ağız içi, yemek borusu ve mide tahrişine neden olmaktadır.
  • Alıç sirkesi ve diğer sirke çeşitlerini sadece salata ve diğer besinlerle etkisi azaltılarak tüketilmesi veya su ile inceltilmesi gerekmektedir. Sirkenin sade bir şekilde içilmesi mide delinmesine bile yol açabilir.
]]>
Protein Bar Zararları https://www.zararlar.com/protein-bar-zararlari.html Fri, 08 Jun 2018 14:37:50 +0000 Protein bar zararları genellikle uzun süre kullanımlarda ortaya çıkar ve çoğu zaman kullanan sporcular tarafından önemsemez. Bunun nedeni protein barlarından elde edilmek için çaba harcanan kas kütlesi ve hacminin artmasıdır. Bu Protein bar zararları genellikle uzun süre kullanımlarda ortaya çıkar ve çoğu zaman kullanan sporcular tarafından önemsemez. Bunun nedeni protein barlarından elde edilmek için çaba harcanan kas kütlesi ve hacminin artmasıdır. Bu 2 amaç gerçekleştiği taktirde protein bar zararları yok sayılır. Bu zararlar kullanan sporcunun metabolizmasına ve beslenme alışkanlıklarına göre çok veya az olabilir. Sonuç olarak ortada bir gerçek vardır ve bu da protein destekli gıda takviyelerinin zararlı olduğudur. İnsan sağlığını tehdit eden bu protein barlarını elde etmek oldukça kolaydır. Bunların Sağlık Bakanlığı onaylı olması da zararlı olduğu gerçeğini değiştirmez. Ayrıca piyasada çok miktarda sahte protein barı üretimi yapılır. Elde edilen bir protein barının merdiven altı bir üreticiden çıkıp çıkmadığını anlamak neredeyse imkansızdır. 

Protein barı zararları şunlardır;

Kilo alımı: Protein barlar yüksek oranda şeker ve yağ içerir. Bu yağlar trans yağ ve piyasaya kaçak yolla girdiyse domuz yağı da olabilir. Ek olarak nişasta oranı da oldukça yüksek protein barları vardır. Özellikle akşam tüketildiği taktirde hızlı kilo artışına zemin hazırlar. Ayrıca hazmı zorlaştırır ve bağırsak çalışmalarını olumsuz yönde etkiler. 

Sperm sayısı ve kalitesindeki düşüş: Kas yapmak isteyen erkekler testeron hormonlarını harekete geçirerek çalıştıkları bölgeye daha çok kan pompalanmasını sağlar. Yoğun spor prohramından sonra alınan hazır protein doğruca çalışan testerona gider. O noktada spermlerle karşılaşır ve bu karşılaşma negatif ayrışmaya dönüşür. Bu ayrışma çok sık yaşandığında (düzenli protein tozu kullanımı) sperm sayılarında yüzde 80 lere kadar bir düşüş yaşanabilir. Bu durum tekrar sayısı arttıkça ilerde çocuk sahibi olamama gibi sorunları beraberinde getirebilir. Bu sıkıntı kadınlarda görülmez ama hamile kadınların hem kendi hemde bebek sağlığı için protein barı tuketmemesi tavsiye edilir. 

Kas gevşemesi: Çok sık aralıklarla ve düzenli olarak protein barı tüketen sporcularda görülen uzun vadeli bir problemdir. Spor bırakıldığı taktirde protein takviyesi ile şişen kaslar sarkmaya başlar. Bu sarkıkllık vücudun kas oluşan bölgelerindeki tendonların bu ani kas büyümesine yanıt vermemesinden kaynaklanır. Paralel olarak deride çatlaklar da oluşabilir. Daha sonraki zamanlarda bu gevşeme durumunu durdurmak için protein barı kullanmaya devam etmek ağırlık, yorgunluk ve kilo olarak karşılık bulur. Proteini doğal yollarla almaya çalışmak daha akla yatkındır. Çünkü yoğun protein içerikli barlar vücudu alıstırır ve spor veya protein tozu kullanımından biri aksadığında vücut bu durumu telafi edemiyor.  

Protein barı zararlarını azaltmak için spor öncesi kullanma ve az miktarda tüketmek yararlı olur. 
]]>
Fasulyenin Zararları https://www.zararlar.com/fasulyenin-zararlari.html Sat, 09 Jun 2018 04:25:39 +0000 Fasulyenin zararları, var mıdır yahut nedir diye merak ediyorsanız buyurun. Fasulye bir baklagil türü olup genellikle kırmızı renkte yetişmektedir. Fasulye sağlık bakımından oldukça faydalı bir besindir. Ancak fasulyenin  bire Fasulyenin zararları, var mıdır yahut nedir diye merak ediyorsanız buyurun. Fasulye bir baklagil türü olup genellikle kırmızı renkte yetişmektedir. Fasulye sağlık bakımından oldukça faydalı bir besindir. Ancak fasulyenin  bireyin sağlık durumuna göre bazı yan etkileri meydana gelebilmektedir. Bu duru kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bir baklagil çeşidi olan fasulyenin bugüne kadar ciddi bir problem oluşturan yan etkisinin olduğuna dair bir bilgi yoktur. 

Fasulyenin zararları nelerdir

Çok fazla tüketildiğinde bireyde şişkinlik hissine ve aynı zamanda hazımsızlığa neden olabilmektedir. Fasulye genelde haşlanarak tüketilmesi gereken bir besindir. Fasulyenin çiğ olarak tüketilmesi bazen bireylerde zehirlenmelere sebep olabilir. Çok fazla tüketilmesi gaz problemlerine sebep olurken buna bağlı olarak bireyde ağrılar meydana gelebilmektedir. Gıda uzmanları kuru bakliyatın pişirilmesinde bireylerin bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini söylemektedir. Bunun sebebi ise kuru bakliyatların dikkatli pişirilmediğinde mineral ve vitamin değerlerinde ciddi oranda kayıpları meydana geliyor olmasıdır. Kuru fasulye de tıpkı diğer bakliyatların pişirilme aşamalarında olduğu gibi tüketilmeden önce en az 7-8 saat suda bekletilmelidir. Bununla birlikte kuru fasulyenin haşlanma aşamasında yüzeyde oluşan köpük mutlaka alınmalıdır. Yine kuru fasulyenin gaz yapmasını engellemek için birey kuru fasulyeyi mutlaka ıslamalıdır. Fasulyeyi yaklaşık olarak en az 7-8 saat suda bekletmesi gerekmektedir. Kuru fasulyenin pişirilmeden önce en az 7-8 saat süre ile ıslatılmasıyla baklagillerdeki gaz yapıcı etken olan ologasakkoritler ıslatma suyuna geçmektedir. Bundan dolayı kuru fasulyenin bir gün suda bekletilmesinde fayda vardır. 
]]>
Ksilitol Zararları https://www.zararlar.com/ksilitol-zararlari.html Sun, 10 Jun 2018 02:05:21 +0000 Ksilitol Zararları, Bilimsel adı ksilitol olan bu madde, bir şeker alkolüdür, bu şeker alkolü içeriğinde selüloz bulunan çeşitli ürünlerden elde edilir. Bundan ayrı olarak ksilitol maddesi, muz, böğürtlen, karnabah Ksilitol Zararları, Bilimsel adı ksilitol olan bu madde, bir şeker alkolüdür, bu şeker alkolü içeriğinde selüloz bulunan çeşitli ürünlerden elde edilir. Bundan ayrı olarak ksilitol maddesi, muz, böğürtlen, karnabahar, fıstık, çilek, erik, yeşil salata ve mantar gibi ürünlerde de bulunur. Ksilitol maddesi, bu besinlerden vücuda alınabildiği gibi, vücutta da günde 5-15 gram arasında oluşma özelliği vardır.

Bu ksilitol maddesi, gelişmiş bazı ülkelerde diabetik ürünler ve damar içi beslenme ürünleri içinde kullanılan bir maddedir. Ksilitol, ağza alındığında, ağızda ferah bir hissin oluşmasına sebep olur. Tadı sukrozla çok benzemektedir. Ksilitol, diabetik beslenme için önemli bir rol oynar. Bu madde, sukroz şekerinin yerine tatlandırıcılı amacıyla kullanılır. Bu maddenin böyle kullanılması, kandaki glukoz düzeyini insülinle paralel bir halde azaltır ve düşük kalori değeri oluşur. Bundan dolayı şeker alkolü adı verilen bu maddenin, diabetik beslenme için önemli bir rolü bulunmaktadır. Bunun dışında, ksilitol B vitaminiyle kalsiyum emilimini artırma özelliğine sahiptir. Bu açıdan bakıldığı ve normal oranlarda kullanıldığı takdirde ksilitolun zararlarından çok faydaları göze çarpmaktadır.

Normalden Fazla Miktarda Ksilitol Tüketimi: Vücut içinde gerçekleşen ksilitol emilimi, cüzi olarak gerçekleşip, bu madde glukoza parçalanır. Parçalanmadan sonra arta kalan kısım ise, kalın bağırsak tarafından kullanılır. Kalan kısımda, burada fermente edilir.

Fermente süreci içinde, vücutta gaz üretimi oluşur. Gaz üretimi de, hem bağırsak içerisinde hem de midede şişkinliğe sebep olmaktadır. Eğer kişinin intoleransı var ise, bu durum kişide laktasif (halk arasında cırcır) neden olur. Normal şartlarda bu madde yan tesirini, 25-30 gram arası alındığında ksilitol zararları olarak kendini gösterir ve bu miktar normal gıdalarda kullanılan oranın oldukça üzerinde bir miktardır.

]]>
Soğuk Çay Zararları https://www.zararlar.com/soguk-cay-zararlari.html Sun, 10 Jun 2018 16:27:42 +0000 Soğuk çayın zararları, Ülkemizde çay diğer ülkelerden daha çok üretilmekte ve tüketilmektedir. Çayın kalitesi de diğer ülkelerden iyidir. Milli içeceğimiz diyebiliriz. Sıcak sıcak içmeyi çok severiz. Ancak son yıllarda a Soğuk çayın zararları, Ülkemizde çay diğer ülkelerden daha çok üretilmekte ve tüketilmektedir. Çayın kalitesi de diğer ülkelerden iyidir. Milli içeceğimiz diyebiliriz. Sıcak sıcak içmeyi çok severiz. Ancak son yıllarda artan soğuk çay markaları ile de soğuk çayı özellikle yaz mevsiminde sık tüketmeye başladık. Değişik Meyve aromaları ile sıcak havalarda serinlemek amaçlı bol bol soğuk çay tüketiyoruz.  
   
soğuk çayın zararları nelerdir 

Fazla miktarda alınan soğuk çay sağlığımıza zarar verebilir. Çünkü çayın  içinde Kafein bulunur.Kafein doğru miktarda kullanıldığında vücuda yararlıdır. Fakat soğuk çayın serinletici etkisi gereği bardak bardak içilmesi kafeini fazla almamıza böylelikle kalp ve böbrek sağlığımızın bozulmasına neden olabilir. Kafeinin alışkanlık yapma etkisi de göz önüne alındığında belli süre sonra yazın sıcağı ile birlikte önüne geçilemez bir hal almaktadır.Ayrıca kafein kan basıncı üzerinde de etkili olduğu için fazla tüketilmesi ciddi sıkıntıları beraberinde getirebilir yada tetikleyebilir.
  • Bütün soğuk içecekler gibi soğuk çayda kararında tüketilmeli ve aşırıya kaçılmamalıdır.
  • Aşırı tüketilen soğuk çay böbreklere zarar vermektedir.
  • Soğuk çayların kalorileri yüksek olduğu için fazla tüketilmesi kilo alımına sebep olur.
  • Vücudun kalsiyum dengesini bozabilir.
  • Kalp atım hızını artırır ve yorgunluk hissi verir.
  • Fazla alınan soğuk çay kafein ile birlikte dopamin düzeyini artırarak sinir sistemi üzerinde uyarıcı etki yapmaktadır.
İçeriğinde vitamin ve mineraller fazla olduğu içinde tüketilmesinde kesinlikle hassasiyet gösterilmelidir. Şöyle ki 100 gr soğuk çayda;
  • Karbondidrat (g): 6
  • Protein(g): 0.31
  • Yağ(g): 0.06
  • Lif (g): 0.86
  • Kolestrol (mg): 0
  • Sodyum (mg): 1.05
  • Potasyum(mg): 67.67
  • Vitamin A (mg): 25.94
  • Vitamin C (mg): 5.47
  • Demir (mg): 0.21
Gibi vitamin ve mineraller mevcuttur. Bu yüzden soğuk çayın zararları göz önünde bulundurularak dikkatli ve doğru tüketilmesi gerekmektedir.
]]>
Amonyum Klorür Zararları https://www.zararlar.com/amonyum-klorur-zararlari.html Mon, 11 Jun 2018 07:39:11 +0000 Alüminyum klorür; cilde ve göze bulaştırılmamaya çok dikkat edilmelidir. Alüminyum Klorür göz, cilt ve solunum yolları açısından içeriği ciddi bir şekilde korofiz madde içermektedir. Söz konusu ise bu bölgelere tema Alüminyum klorür; cilde ve göze bulaştırılmamaya çok dikkat edilmelidir. Alüminyum Klorür göz, cilt ve solunum yolları açısından içeriği ciddi bir şekilde korofiz madde içermektedir. Söz konusu ise bu bölgelere temasında direk tahrişe sebebiyet vereceğinden azami olarakda derecede dikkat etmekte de fayda vardır.

Amonyum klorür zararları: 

Soluma: Alüminyum Klorür soluyan bir kişi biran önce temiz havaya çıkartılmalıdır. Alüminyum Klorür soluyan kişi görüldüğü üzere nefes almakta sorun yaşıyorsa en yakın bir tıbbi yardım merkezinden direk yardım alınmalıdır.

Cilde temas: Alüminyum Klorür insanlarda cilde doğrudan temas etmişse hızlı bir şekilde temas eden yere bol su ve sabun ile yıkanmalıdır. Minumum yıkama süresi ise on beş dakika kadar olmalıdır. Doktor muhakak çağırınız. Kesinlikle ciltte deri yolu üzerinde emilmesine engel olunulmalıdır. Alüminyum Klorür ciddi bir şekilde cilt üzerinde i tahribatına neden olmaktadır.

Göze temas: Alüminyum Klorür bir diğer zararı göze direk olarak temas etmesi durumunda tahrişat, kaşıntı, kızarıklık yapmaktadır.
Alüminyum Klorür göze teması etmesi halinde akan temiz bir su ile yıkanmalıdır ve doktora doğrudan başvurulmalıdır.

Yutma: Alüminyum Klorürü yutmak çok tehlikelidir. Alüminyum Klorür yutan kişi direk kusturulmamalı ve hızlı bir şekilde doktora müracaat edilmelidir..

]]>
Sığır Jelatini Zararları https://www.zararlar.com/sigir-jelatini-zararlari.html Tue, 12 Jun 2018 07:16:30 +0000 Sığır Jelatini Zararları, İnsan vücudu yaradılış gereği helal olan sağlıklı besinlere uygundur. Bu bağlamda insan kendisine tahsis edilen sağlıklı bedenine uygun beslenmesi bu yönden çok önemlidir. Sığır jelatini ha Sığır Jelatini Zararları, İnsan vücudu yaradılış gereği helal olan sağlıklı besinlere uygundur. Bu bağlamda insan kendisine tahsis edilen sağlıklı bedenine uygun beslenmesi bu yönden çok önemlidir. Sığır jelatini hayvansal bir proteindir. Yani hayvan kemikleri bulunan dokularından elde edilen kasları kemiklere bağlayan ve diğer organları bağlayan kısımlarından ve derisinde bir protein bulunan kollajen'den çıkartılan bir protein maddesidir. Kollajen dokusu ise, suda kaynatıldığı zaman jelatine dönüşür. Bu amaçla suda çözünen kollajen doku, soğutulduğu zaman jel haline gelir. Yapısı gereği yarı şeffaf bir maddedir. 

Bu jelatin yoğun olarak sığırda ve domuzda bulunan dokulardan üretilir. Dolayısıyla sığır ve domuzun deri, kemik ve bağ dokularının uzun üretim süreçlerinden geçirilmesi ile üretilir. Sığır jelatini kaynakları içerisinde tüm şekerli sıvı içeceklerde bu jelatin kullanılır. Bilhassa çocukların severek tükettiği jelibon şekerler de bu jelatin olmadan yapılamaz. Ancak dünya geneline bakıldığı zaman Müslüman ülkeler de en fazla tüketilen şekerlemeler, hazır kurabiyeler, meyve suları, sütlü tatlılar, meyveli sakızlar ve et soslarında yüzde 89 oranında domuz jelatini kullanılır. çorbalar, süt ürünlerinde yoğurt, sütlü tatlılar, dondurma ve fermente edilmiş sütler ve et soslarında kullanılır. Ayrıca yapı sağlayıcı özelliği ile sufle, krema, toz helva ve lokum gibi besinlerde de kullanılır. Aynı zamanda sığır jelatini kozmetik, fotoğrafçılık, tıp ve ilaç sektöründe kullanılan bir maddedir. Fotoğrafçılıkta gümüş bromür olarak kullanılan bir materyaldir. Fotoğraf, sinema, röntgen ve radyografi alanında kullanılan ve görüntüyü tespit etmeye yarayan yarı saydam plastik bir şerittir. Bu plastik şeridin yani gümüş bromürün üretiminde de jelatin kullanılır. Kozmetik sektöründe ise, özellikle saç bakım ürünlerinin yapımında sığır jelatini kullanılır. İlaç sektöründe ise tabletlerde, serumlarda, kapsüllerde ve pastillerde kullanılmaktadır. Kökenine bağlı olarak bu madde üzerindeki İslam'ın görüşü; Eğer domuzdan elde edilmişse haramdır. Jelatin, sığırdan elde edilmiş ise helaldir. Ancak İslami usule uygun kesilmesi gereklidir.

Sığır Jelatini Zararları
  • Besleyici değeri olsun veya olmasın, sığır jelatini böbrek ve karaciğer işlevini etkileyen proteinler içermektedir.
  • Bu proteinlerin yıkımı zor olduğu için karaciğerin ve böbreklerin daha fazla çalışmasına neden olmaktadır.
  • Dolayısıyla böbreklerin ve karaciğerin yorulmasına neden olur ve hastalığın ilerlemesine sebebiyet verir.
  • bağışıklık sistemini zayıflatır. Koroner kalp ve şeker hastalığına sebep olur. Anne sütünün kalitesini düşürür.
  • Sığır jelatini kan pıhtılaşmasını artırır. Bu nedenle trombo eğilimi olan kişilere tavsiye edilmez.
  • Özellikle bazı kişilerde deri döküntülerine ve kızarıklıklara sebep olur. Bu belirtiler bir süre devam eder.
  • Sığır jelatini kullanımı açısından tromboflebit ve varis problemi olanlar için önemli ölçüde sakıncalıdır.
  • Yüksek kalorili olan şekerlemelerde kullanılan jelatin, aşırı kilo almaya ve yağların oluşmasına neden olur.
  • Bu sebeple aşırı kilolu ve kalp damar hastalığı bulunan kişilerin sağlık açısından kullanmaması önerilir.
  • Elde edilen sonuçlar ile Kurdeşen ve kaşıntı gibi sorunlar sığır jelatinin zararları arasında yer alır.
  • Sığır jelatin ile beraber hayvanlarda bulunan toksinler insan vücuduna geçebiliyor ve sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

]]> Besin Takviyesi Zararları https://www.zararlar.com/besin-takviyesi-zararlari.html Tue, 12 Jun 2018 10:01:09 +0000 Besin takviyesi zararları için kısa bir tanımlama ile başlamak gerekir. Mevcut beslenme ile alınamayan veya noksan edinilen gıda unsurlarını (vitamin, protein, mineral ve amino asit) tamamlamaya yarayan ve ağızdan edinilen Besin takviyesi zararları için kısa bir tanımlama ile başlamak gerekir. Mevcut beslenme ile alınamayan veya noksan edinilen gıda unsurlarını (vitamin, protein, mineral ve amino asit) tamamlamaya yarayan ve ağızdan edinilen bitmiş ürünlerin evrensel ismi besin takviyesidir.

Bilinçsiz kullanılan besin takviyesi ölüme yol açabilir
Kilo verme, immun sistemini güçlendirmek, cinsel gücü artırma ve  cildin gençleşmesi amacı gibi nedenler giderek daha fazla önemsenen besin destekleyicilerin (supleman) tüketilmesinin herkes tarafından farklı bir nedeni bulunmaktadır. Ne var ki bu ürünler ile ilgili dikkat edilmesi gereken çok fazla ciddi noktalar bulunmaktadır. İnsan vücudunun gereksinimi olan birçok besin amaçlı destek yapan bu tablet ya da kapsüller hatalı kullanıldığı halde ölüme bile neden verebiliyor. Beslenme uzmanları, bu mahsulleri kullanırken profesyonel davranılması gerektiğini vurguluyor.

Besin takviyesi tek başına fayda sağlamıyor
Karbonhidrat, yağ, mineral ve vitaminler birer besin ögesi olup, besinlerin içinde karışımlar şeklinde yer almaktadır. Son zamanlarda sıhhatli bir perhizde bu besin öğeleri ideal şekliyle ve yeterli oranda yer almaktadır. Besin destekleyiciler ise besin öğelerini tespit edecek miktarlarda içerir kapsül ya da likit formda bulunan; posa konsantreleri, amino asit bileşimleri, vitamin, mineral ve birtakım nebat özlerini içerebilen destekleyiciler olarak tanımlanmaktadırlar. Sıhhat amaçlı gereken diyetler bu besinlerle karşılanabilmektedir; besin destekleyiciler ile bu tek başına sağlanamamaktadır.

Besin Destekleyicileri Seçme Nedenleri:
  • Bazı hastalıkların tedavisinde,
  • Yaşlanmanın bedende yarattığı etkiler nedeniyle,
  • Cinsel gücü arttırmada,
  • Antioksidan tesir nedeniyle immun sistemini arttırmada,
  • Psikolojik birtakım vaziyetleri tedavide,
  • Sağlıklı hayat sürdürebilmek amacıyla dengeli olarak besin tüketmek gibi pek çok neden besin destekleyen ürün kullanımını giderek yaygınlaştıran nedenler içerisindedir.
Fazla tüketilen besin takviyesi zararları ortaya çıkarabilmektedir
Her şeyin fazlası her vakit iyi olmadığı benzeri yağ, şeker ve tuzun fazlası zararlıysa vitamin ve mineraller de yeterli oranlarda alınmalıdır.
  • Besin destekleyen gıda kullanımının doktor önerisiyle olması gerekmektedir. Bunun haricinde profesyonel seçimler yapmalı ve muhtevasını dikkatlice okumak gerekmektedir. Gündelik alınması gereken olan miktarlara çok fazla dikkat edilmelidir.
  • Bazı ürünlerin fazla alımları saç dökülmesi, mide bulantısı ve kusmaya neden olabilmektedir.  
  • Özellikle yağda eriyen vitaminler(A, E, D ve K vitaminleri ) bedende depolandıkları amaçlı uzunca zaman fazla doz kullanımları bedende toksik tesir, üstelik ölüm rizikosu yaratmaktadır 
  • Besin takviyesi zararları suda eriyen vitaminlerden B6 vitaminin fazla alımı menstrüasyon aşama öncesinde kan basıncı düşüklüğüne neden olabilmektedir.
]]> Salebin Zararları https://www.zararlar.com/salebin-zararlari.html Wed, 13 Jun 2018 08:34:42 +0000 Salebin zararları: Kış günlerinin vazgeçilmez içeceklerinden biri olan salep, yabani orkide çiçeklerinin soğanlarından üretilir. Çayır otu ve çam çiçeği olarak da bilinen bu çiçeğin kökleri yıkandıktan sonra süt ya Salebin zararları: Kış günlerinin vazgeçilmez içeceklerinden biri olan salep, yabani orkide çiçeklerinin soğanlarından üretilir. Çayır otu ve çam çiçeği olarak da bilinen bu çiçeğin kökleri yıkandıktan sonra süt yada suyla kaynatılıp süzülerek ipe dizilir ve gölgeli bir yerde kurutulduktan sonra değirmende un gibi öğütülerek kullandığımız salep tozu haline gelir. Bileşiminde şeker, nişasta, musilaj ve bazı azotlu maddeler bulunur. Salep özellikle de Güney Doğu Anadolu, Güney Anadolu, Doğu Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgelerinde oldukça sık tüketilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren Türklerde tüketilen bir içecek olan salep günümüzde dondurmanın ham maddesi olarak da kullanılmaktadır. Tercihe bağlı olarak sütle veya suyla karıştırılarak tüketilebilir. Daha besleyici ve lezzetli olması bakımından genellikle sütle yapılarak tüketilmektedir. Genellikle sonbahar ve kış soğuğunda üzerine tarçın serpilip sıcak olarak tercih edilen salep aktarlarda, baharatçılarda ya da marketlerde toz ya da sıvı halde bulunmaktadır. Düşük kalorili olması bakımından kilo vermeye yardımcı olan, grip ve öksürüğe iyi gelen bu lezzetli içecek karın şişliğini giderir ve vücuda enerji verir. Bunların yanı sıra cinsel gücü artırıcı özelliğe sahiptir, sindirimi kolaylaştırır, hemoroid rahatlatır ve adet düzensizliğine iyi gelir. sağlık açısından birçok faydası bulunan salep her gıda gibi aşırı tüketildiği takdirde zararlı olabilir.

Salebin zararları nelerdir, 

Birçok kişinin severek tükettiği salebin bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak diyabet hastalarının bu içeceği tüketmemeleri tavsiye edilir. Bununla beraber salep bağırsak kanaması ve kalın bağırsak iltihabı olan kişilere kesinlikle tavsiye edilmez ve çoğunlukla süt ile yapılan salebin aşırı tüketilmesi kansızlık sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenlerden dolayı her içecek gibi salebinde yeteri miktarda kullanılmasında fayda vardır.
]]>
Lazer Göz Ameliyatı Zararları https://www.zararlar.com/lazer-goz-ameliyati-zararlari.html Wed, 13 Jun 2018 14:24:50 +0000 Lazer göz ameliyatı zararları; bu ameliyat ile göze hastalıklarından kurtulmak isteyenlerin en büyük çekincelerinden bir tanesidir. Lazer ile göz ameliyatı sayesinde uzun yıllar miyop, astigmat, hipermetrop gibi göz hastalık Lazer göz ameliyatı zararları; bu ameliyat ile göze hastalıklarından kurtulmak isteyenlerin en büyük çekincelerinden bir tanesidir. Lazer ile göz ameliyatı sayesinde uzun yıllar miyop, astigmat, hipermetrop gibi göz hastalıkları nedeniyle gözlük kullanan göz hastaları gözlük derdinden kurtulmaktadır. Günümüzde lazer ile göz ameliyatı oldukça fazla tercih edilmektedir. Pek çok cerrahi müdahalenin yan etkileri ve riskleri bulunduğu gibi lazerle göz ameliyatının da elbette bazı zararları bulunmaktadır. Fakat yine de fayda ve zarar arasındaki denge ve hangisinin daha çok avantaj sağladığı gibi durumlar cerrah tarafından hastanın şahsi durumuna göre değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde gözlük ya da lensten kurtulmayı arzu eden hastaların ilerleyen yıllarda bir kısım göz hastalıkları ile mücadele etmesi gerekebilir. 

Lazerle göz ameliyatı zararları nelerdir

Hastaya lazer ile göz ameliyatı uygulanmadan önce tüm tetkiklerin çok iyi bir şekilde yapılması gerekmektedir. Esasında lazer ile göz ameliyatı 3 şekilde gerçekleştirilmektedir ve bu 3 lazer yöntemi de kendisine göre bir takım riskler içermektedir. Halk arasında çizdirmek olarak da anılan lazer tedavisinin bir tanesinde aslında lazer kullanılmamakta ve cerrahi müdahale elmas bir aparat ile gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem riskli olduğundan diğer lazer yöntemlerine göre çok az uygulanır. En çok tercih edilen uygulamalar lasik ve lasek olarak anılan lazer ameliyatlarıdır. 
  • Lasik ile göz ameliyatında korneanın ön kısmında buluna tabaka herhangi bir aparat kullanılmadan doğrudan lazer ile kaldırılır ve kornea düzeltilir. Bu yöntemin en büyük zararı korneada meydana gelen deformedir. Çünkü korneadaki sinirler zarar görür ve kornea kenidisini yenileyemediğinden zamanla göz içerisinde kuruluk şikayetlerinin yaşanmasına neden olur. Lasek yöntemi ise doğrudan göze uygulandığı için bu tabakanın zarar görmesi gibi bir durum söz konusu değildir. 
  • Gece görüş açısında değişiklikler meydana gelebilir. Bu nedenle de gece araç kullanmak zorunda olan hastalar için fayda ve zararlarının çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. 
  • Göz vücudun en hassas bölgelerinden bir tanesidir ve mikrop kapma ihtimali oldukça fazladır. Lazerle göz ameliyatında kornea açıldığından ameliyathanenin ve kullanılan materyallerin hijyeni büyük önem arz etmektedir. Ayrıca operasyon sonrasında da aynı steril ortamın devam ettirilmesinde ameliyattan beklenilen maksimum faydanın sağlanabilmesi için yarar bulunmaktadır.
  • Lazer göz ameliyatı zararları denilince içerinde belki de en önemlisi ilerleyen yıllarda korneanın erimesi ihtimalidir. Kornea erimesi hem oldukça tehlikelidir hem de gözlükten kurtulmayı hedefleyen bazı hastaların göz numarasının daha da büyümesine neden olabilir. Hatta çok ilerleyen vakalarda kornea nakli dahi gündeme gelebilir.
]]> Damacananın Zararları https://www.zararlar.com/damacananin-zararlari.html Thu, 14 Jun 2018 13:21:49 +0000 Damacananın zararları, eskiden içme suyu olarak daha çok şebeke suyu kullanılmaktaydı. Şebeke suyu içmeyenler sakalardan, cam damacanalar içinde bulunan suyu içerlerdi. Marketlerde ise su küçük şişelerde veya küçük damaca Damacananın zararları, eskiden içme suyu olarak daha çok şebeke suyu kullanılmaktaydı. Şebeke suyu içmeyenler sakalardan, cam damacanalar içinde bulunan suyu içerlerdi. Marketlerde ise su küçük şişelerde veya küçük damacanalarda Hamidiye suyu gibi satılmaktaydı. 80’li yıllardan sonra anlı şanlı sanayiciler su işine de el attılar ve plastik pet şişe iznini almış oldular. Kurtuluş yıllarıydı. Halk bunların tehlikeleri hakkında maalesef uyarılmadı. Basında da fazla bir muhalefet de olmadı. Daha sonra şebeke suları iyice kirlendi ve içilemez hal aldı. Küçük ambalajda olan sular ev kullanımı için çok pahalı durumdaydı. Bunun üzerine 18-20 litrelik damacanalar ortaya çıktı. Her ne kadar su saklama kabı olarak karşımıza çıksa da yararları olduğu kadar zararları vardır.
 

Damacananın zararları nelerdir

Damacanaların hammaddesinde fosgen adı verilen, savaşlarda yaygın bir şekilde kullanılan kimyasal zehirli bir gaz bulunmaktadır. Yıprandığı zaman ve içinde uzun süre su bekletildiği zaman damacanayı oluşturan plastikteki birçok tehlikeli kimyasal suya karışabilir ve tehlike arz edebilir. Bu kimyasallar karaciğer, mide, sinir sistemi ve akciğer dokusunda tahribata sebep olur, kansere neden olabilir. Bundan dolayı evimize gelen damacananın yıpranmamış olmasına özen göstermek gerekir. Tabii en iyi yol tekrar eskiye dönmek ve cam damacanalardan su içmektir. Hatta iyisi bu suyu evlerde küp içinde dinlendirmek veya plastik damacanadaki suyu hemen buraya boşaltıp orada saklamaktır. 

]]>
Bel Fıtığının Zararları https://www.zararlar.com/bel-fitiginin-zararlari.html Fri, 15 Jun 2018 03:35:44 +0000 Bel Fıtığının Zararları, bir insanın vücudunda boynundan başlar kalça kısmının da altına yani kuyruk sokumuna kadar uzayan bölge üzerinde 31 tane omur bulunur. Bunların rahat hareket etmesi için de disk şeklinde oluşan Bel Fıtığının Zararları, bir insanın vücudunda boynundan başlar kalça kısmının da altına yani kuyruk sokumuna kadar uzayan bölge üzerinde 31 tane omur bulunur. Bunların rahat hareket etmesi için de disk şeklinde oluşan bağ kurulmuştur. Bu disk şeklinde oluşan bağ hem de omuriliği darbelere karşı korumaktadır.  Yalnız zaman zaman birkaç omurun tane fıtıklaşması ile insanlarda bel ağrısı sorunu meydana gelmektedir. Bel fıtığının zararları insanların günlük yaşantısını oldukça çok etkilemektedir. Toplumun kabataslak olarak %80’i yaşamının bir kısmında bel ağrısı sorunu ile doktora başvurmaktadırlar. Bu hastaların çoğu orta yaşlı kısım olsa da çoğunlukla yaş ayrımı yapılmaksızın her yaştaki insanda bel fıtığı rahatsızlığı görülme olasılığı vardır.

Bel Fıtığının Zararları Nelerdir

Bel ağrısı: Belde görülen ağrılar bel ağrısı olan insanlar arasında farKlı boyutlarda meydana çıkabilmektedir. Ağrı şiddeti farklı olan bu ağrılar insanda hareket ederken zorlanmasına neden olmaktadır.

Bacak ağrısı: Bacak ağrısı ise bel ağrısı gibi bel fıtığının zararları içinde en belirgin olan belirtiler arasındadır. Bacak ağrısı kişilerde farklılık göstermektedir. Bazen hem bacak hem de bel ağrısı olacağı gibi bazı zamanda sadece bu ağrılardan bir tanesi kişide meydana gelebilir.

Hareket kısıtlılığı: Hareket kısıtlığı  bel fıtığının en büyük zararları arasında gelmektedir. Kişi istediği şekilde oturup kalkamama gibi sorunlar yaşar. Kişi oturup kalma hareketlerini yavaş bir biçimde yapmak zorunda kalır.

Doğal Hareketlerde zorluk: Bel fıtığı olan insanın örneğin öksürme gibi en doğal hareketlerde bile bel ağrısının şiddeti artar. Ayrıca çok oturma ve çok yürüme gibi hareketlere de zararları vardır.

Bacaklarda uyuşma: Bel fıtığı olan insanlarda ağrı ile birlikte gelen uyuşmalar da insanlarda hareket zorluklarına neden olmaktadır.

Bel fıtığının zararları her insanda aynı şekilde görülmeyebilir. Bazı bel fıtığı olan hastalarda hepsi görülürken bazı bel fıtığı olan hastalarda ise sadece belirli rahatsızlıklar meydana çıkabilir. Ameliyat ile birlikte bel fıtığı olan hastalarda bu bel fıtığı  zararlarının neredeyse hepsi geçirilebilir. Bel fıtığı ameliyatı olan hasta ameliyattan birkaç saat sonra taburcu olabilir ve günlük yaşantısındaki aktivitelerini yerine getirebilir.

]]>
Eşek Sütünün Zararları https://www.zararlar.com/esek-sutunun-zararlari.html Fri, 15 Jun 2018 07:14:15 +0000 Eşek Sütünün Zararları, Bilindiği üzere eşek sütü birçok özellikle bakımından oldukça faydalı ve yararlı özellikleri bulunmaktadır. Ancak bu durumun yanı sıra doğru olduğu zannedilen yanlışla da bu konu ile ilgil Eşek Sütünün Zararları, Bilindiği üzere eşek sütü birçok özellikle bakımından oldukça faydalı ve yararlı özellikleri bulunmaktadır. Ancak bu durumun yanı sıra doğru olduğu zannedilen yanlışla da bu konu ile ilgili yer almaktadır. Hangi bilginin ne kadar doğru olduğu ise yapılan araştırmalar neticesinde ancak ortaya çıkmaktadır. Özellikle de eşek sütünün zararları ile ilgili detaylı bilgi bulunmamaktadır. Bu makalemizde sizlere hem eşek sütünün zararlarını hem de doğru zannedilen yanlışlardan bahsedeceğiz. 

Eşek Sütü Zararları Nelerdir

Eşek sütü ile ilgili olarak yararlı etkilerinden söz ederken ilk olarak anne sütüne en yakın süt olduğu iddia edilmektedir. Bunun yanı sıra sirozun ve diğer birtakım solunum organlarının problemlerine karşı oldukça etkili olduğu söylenmektedir. Bunun yanı sıra zehirlenme gibi durumlarda da oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Son olarak işi daha da abartıp eşek sütünün beyin ölümü gerçekleşmemiş olan hastalıklar dışında birçok hastalık için iyi geleceği belirtilmektedir. Oysaki tüm bu durumlar arasında eşek sütünün zararları açısından bu durumun abartıldığı kadar etkili olmadığı görülmektedir. Kanser gibi büyük bir rahatsızlığın tedavisi için bile önerilmektedir.

Görüldüğü üzere eşek sütünün zararları ile ilgili pek bir bilgi yer almazken faydaları hakkında çokça şey söylenmektedir. Özellikle de diyet yapmak isteyen kimseleri özendirmek amacıyla sık sık bu süt tavsiye edilmektedir. Bu tür kulaktan dolma bilgilere itibar etmemek gerekir. Özellikle daha önce tüketmediğiniz bir gıda hakkında bu kadar büyük iddialara kanmamak gerekir. Her üründe olduğu gibi eşek sütünün zararlı yanlarının da olduğunu unutmamak gerekir. Ülkemizde Pazar oluşturmak maksadıyla yapılan bu yanlış çalışmalar daha çok ekonomik açıdan insanlara zor anlar yaşatabilir. Özellikle doktorunuza danışmadan kesinlikle eşek sütü içmemelisiniz. Aksi takdirde yan etki yaratması söz konusu olabilir.

]]>
Bazların Zararları https://www.zararlar.com/bazlarin-zararlari.html Sat, 16 Jun 2018 02:24:29 +0000 Bazların zararları, Baz, kimyada asitleri birleşince tuz meydana getiren maddelerdir. Yakıcı lezzetleri vardır. Potasyum hidroksit, sodyum hidroksit, kalsiyum hidroksit ve magnezyum hidroksit kuvvetli bazlardır. Bazın kuvvetli olduğu Bazların zararları, Baz, kimyada asitleri birleşince tuz meydana getiren maddelerdir. Yakıcı lezzetleri vardır. Potasyum hidroksit, sodyum hidroksit, kalsiyum hidroksit ve magnezyum hidroksit kuvvetli bazlardır. Bazın kuvvetli olduğunu belirtirken de 'alkali' terimi kullanılır. Zayıf bir baz ise iyonlarına tamamen ayrılmayan bazlardır. Mesela amonyum hidroksit (NH4OH). Bazlar diğer maddeler ve eşyalar ile etkileşim özelliğine sahiplerdir. Bu etkileşme sonucunda cisimler üzerinde bazı olumsuz etkiler meydana getirebilirler. 

Bazların zararları nelerdir
  • Evimizde sıklıkla kullandığımız temizlik malzemeleri genellikle bazik özellik taşırlar. Bu temizlik malzemelerin aşırı kullanımı cam, porselen ve kristal eşyaları aşındırarak matlaşmalarına neden olur. Bunun için temizlik malzemelerini kullanırken ölçüsünü iyi ayarlamak her koşulda yarar sağlayacaktır. Temizlikte kullandığımız çamaşır suyu, tuz ruhu gibi maddelerin ambalajlarının üzerinde "Deri ile temasından kaçınınız" yada "Tahriş edicidir, yanıcıdır" gibi uyarılara dikkat etmeliyiz. Çamaşır suyu(NaC10) ve tuz ruhu(HCI) gibi bileşenleri farklı iki temizlik malzemesi birbirine karıştırıldığında CI2 gibi toksik gazlar oluşmakta, bu gazlarda insanları zehirlemektedir. Aynı zamanda NH3 bulunan genel temizlik malzemeleriyle tuz ruhunun da karışması sakıncalıdır. Çünkü bu iki temizlik maddesi karıştırıldığında kanserojen etkisi olan NH4CI oluşmaktadır. Bunlara dikkat etmek sağlık açısından oldukça önemlidir.
  • Bazların toksin etkileri vardır. Bu yüzden koklamak, buharını solumak vb. gibi durumlar solunum rahatsızlıklarına sebep olurlar.
  • İnsan cildine teması halinde yakıcı ve tahriş edici olabiliyorlar. İnsan vücudunda en fazla zarar verebileceği organ ise belki de gözdür. Eğer göze değişik baz çözeltileri sıçrarsa kalıcı körlüğe neden olabilir. Temizlik yapıldığı sırada bu gibi ürünleri kullanırken koruyucu gözlük takmak gerekir.
  • Bazların toprağa veya suya karışması buraların kirlenmesine sebep olur. Ayrıca bazların zararları arasında en büyük zarar bazı kimyasalların bir araya geldiklerinde tek başına verecekleri zararlardan daha fazla zarar verebilmeleridir. Nehir sularına karıştıklarında balıkların ölümüne sebep olabilirler. NH3, nehir sularının pH değerini yükseltmekte ve balıkların yaşayamayacağı bir ortam oluşturmaktadır.
]]>
Etil Alkol (Etanol) Zararları https://www.zararlar.com/etil-alkol-zararlari.html Sat, 16 Jun 2018 09:54:11 +0000 Etil alkolün zararları ciddi anlamda görülmektedir. Günümüzde birçok alanda yaygın olarak kullanılan bu madde aslında bir kimyasaldır. Bu maddenin insan sağlığı üzerinde ciddi zararları bulunmaktadır. Kimi zaman kokusuyla ki Etil alkolün zararları ciddi anlamda görülmektedir. Günümüzde birçok alanda yaygın olarak kullanılan bu madde aslında bir kimyasaldır. Bu maddenin insan sağlığı üzerinde ciddi zararları bulunmaktadır. Kimi zaman kokusuyla kimi zaman da direk olarak vücuda girmesiyle bu zararları dışarı çıkmaktadır. Etil alkol, birçok gıda maddesi içerisinde kullanılır. Bu nedenle bazı insanlar farkında olmadan bile bu alkolü vücuduna sokmaktadır. Tabiki belli bir miktarının vücuda bir kere girmesinden ciddi zararlar ortaya çıkmaz. Fakat etil alkolün yani etanolün vücuda sürekli olarak girmesi durumunda çok büyük problemler meydana gelebilir. Meydana gelen bu problemler kimi zaman kalıcı hasarlara neden olabileceği için bu duruma çok daha fazla dikkat etmeniz gerekmektedir. Etil alkolün saf haldeki rengi şeffaftır. Fakat birçok zaman etil alkol farklı maddelerle birleştirilmiş olduğu için direk olarak farklı renklerde görülmektedir. Etil alkol, insan hayatında termometre sıvılarında da kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra belirtmek isterim ki günümüzde sahte içki olarak bilinen içkiler direk olarak etil alkolden yapılmaktadır. Etil alkolün farklı şekillerde seyreltilmesiyle piyasaya sunulması durumunda bu içkileri birçok kişi tüketmektedir. 

Etil alkolüm zararlarını sırayla inceleyelim.

Beyinde hasarlar: Bir kereden olmasa bile belli bir süre sonra etil alkol zararları arasında bulunan beyin hasarları ortaya çıkmaktadır. Özellikle bu maddeyi içki olarak tüketen insanlarda ilk olarak beyinde sorunlar oluşmaya başlar. Özellikle mantıklı kararlar verememe, sık sık depresyon belirtileri yaşama ve bunlara benzer birçok sorun yaşama gibi durumlar meydana gelmektedir. 

Uyku bozuklukları: Etil alkolün vücuda bir kere bile girmesi durumunda kişilerde uyku bozuklukları meydana gelecektir. Uzun süre etil alkol tüketilmesi durumunda uyku bozukluğu kalıcı bir hale gelebilir. Bu nedenle kişi belli bir süre sonra çok ciddi durumlara neden olabilmektedir. 

Görme bozuklukları: Etil alkol zararları arasında en çok bu sorun meydana gelmektedir. Özellikle içerisinde etil alkol yoğun bulunan sahte içkilerin sürekli olarak tüketilmesi durumunda bu etki ortaya çıkar ve kişide yavaş yavaş körlük durumları ortaya çıkar. Ortaya çıkan körlük kalıcı bir hasar olur ve tedavisi yapılamaz. Bu nedenle görme problemlerinin de nedeni olarak etil alkol söylenebilmektedir. 

Mide rahatsızlıkları: Etil alkolün mideye girmesi durumunda mide duvarındaki mukus sıvısı zarar görür ve bu nedene bağlı olarak midede problemler ortaya çıkmaya başlamaktadır. Alkolün direk olarak etki ettiği yer olarak mide etil alkolden en çok etkilenen bölge olarak bilinmektedir. 

Kalp rahatsızlıkları: Etil alkol zararları arasında yer alan kalp rahatsızlıkları, En az görülen durumlardan biridir. Etil alkol çok uzun süre kullanılmadığı sürece kalbe zarar vermez fakat alkol bağımlılığı sorunu olan insanlarda kalp rahatsızlıkları ortaya çıkmaktadır. 

Karaciğer yağlanması: Bilindiği gibi alkollü içeceklerin tümü belli bir süre sonra karaciğerde yağlanmaya neden olacaktır. Etil alkol tüm alkollere göre karaciğeri en hızlı yağlandıran maddelerden biridir. Karaciğer yağlandıktan sonra görevin yapamayacağı için kişide ciddi problemler meydana gelecektir. 
]]>
Kreatin Zararları https://www.zararlar.com/kreatin-zararlari.html Sun, 17 Jun 2018 02:57:23 +0000 Kreatin zararları insan vücudunda özellikle spor yapan insanlarda görülmektedir. Çünkü spor yapan insanlar, direk olarak vücuduna keratin takviyesi yapmaktadır. Bu durumlarda insan vücudu keratine ciddi zararlar vermektedir. Keratin Kreatin zararları insan vücudunda özellikle spor yapan insanlarda görülmektedir. Çünkü spor yapan insanlar, direk olarak vücuduna keratin takviyesi yapmaktadır. Bu durumlarda insan vücudu keratine ciddi zararlar vermektedir. Keratin insan vücudunda doğal olarak bulunmaktadır. Kasların çalışması için gerekli olan keratin, bazen dışarıdan takviye edildiğinde zararlı bir hal alabilir. İnsan vücudu, keratini direk olarak kendisi üretir. Vücuda yeterli olacak kadar üretilen keratin, vücuda zarar verecek derecede üretilmez. Fakat dışarıdan yapılan keratin takviyesi durumlarında kreatin zararları ortaya çıkar. Bu madde, insanlar ek besin olarak tükettikleri için günümüzde birçok laboratuvarda keratin üretimi yapılmaktadır. 

Kreatin zararları insan vücudunda beş farklı şekilde görülmektedir.

Böbreklere olan etkisi: Özellikle daha önceden böbrek rahatsızlığı sorunu yaşamış olan insanlarda dışarıdan alınan keratin ciddi zararlar vermektedir. Yaygın olarak görülen bu zarar keratini aşırı bir şekilde kullanan insanlarda çok sık karşılaşılmaktadır. Bunun yanı sıra şeker hastalığı olan insanlarda kreatin zararları çok daha net bir şekilde görülür. Bunun yanı sıra belirtmek isterim ki çeşitli böbrek rahatsızlıkları olan insanlar eğer bu nedenlere bağlı olarak böbrek ilacı kullanan insanlarda kreatin zararları etken olur. Eğer sizlerde kreatin takviyesi yaparak kaslarınızı geliştirmeye çalışıyorsanız böbrek kontrollerinizi düzenli olarak yapmaya özen göstermelisiniz. 

Midede oluşan şişkinlik: Genellikle geçici olarak meydana gelen bu durum özellikle kreatin takviyesi yapılır yapılmaz ortaya çıkmaktadır. bu takviyeyi gerçekleştiren insanların birkaç saat boyunca kreatin zararları arasında yer alan şişkinlik sorunundan etkilenmeleri son derece normaldir. Birçok kişi kreatine alışana kadar vücutlarında çeşitli sorunlar meydana gelmektedir. Fakat birçok kişi kreatini kullansa bile meydana gelen sorunlar yan etki olarak sayılır. 

Sindirim sorunları: Yapılan araştırmalara göre kreatin zararları arasında yer alan bu durum yine geçici olarak meydana gelir. Fakat aşırı kreatin kullanımında bu sorun insanlarda kalıcı olarak bağırsak sorunlarına neden olarak ciddi problemlere neden olur. Eğer sizlerde aşırı bir şekilde kreatin kullanıyorsanız kesinlikle sindiriminizin doğru çalışıp çalışmadığınıza dikkat etmelisiniz. Bu durum özellikle yaşı genç olan insanlarda birçok soruna neden olacaktır. 

İshal: Kreatin kullanımı direk olarak insanlarda ishal sorununa neden olmaktadır. Meydana gelen ishal sorunu belli bir miktara kadar kreatin kullanımında meydana gelmese bile çok fazla tüketim yapılması durumunda ishal sorununa neden olabilir. Bunun için belli bir miktarın üzerinde kreatin kullanımı gerçekleştirilmemelidir. Öyle ki ishal olan insanlarda vücut ciddi bir şekilde su kaybeder ve vücut gelişimi azalır. Bu nedenle kullanılan   ile sizlere etki eder. 

Yorgunluk ve halsizlik: Özellikle yapılan spor faaliyetleri öncesinde direk olarak kaslar etkilenir. Fakat aşırı bir  şekilde tüketilen kreatin direk olarak vücutta kasların fazla kimyasal alması nedenine bağlı olarak yorgunluğa neden olmaktadır. Bu durumlarda kreatin sizleri çok zor durumlara düşürecektir. Eğer sizlerde de böyle bir durum meydana geliyorsa yorgunluğunuzun nedeni kreatin zararları olabilir. 
]]>
Karbonmonoksit Zararları https://www.zararlar.com/karbonmonoksit-zararlari.html Sun, 17 Jun 2018 11:06:05 +0000 Karbonmonoksit zararları özellikle karbonmonoksitin bol olduğu ortamlarda bulunan kişiler açısından mutlaka bilinmesi gereken konular arasında yer almaktadır. Karbonun tam olarak yanması sonucu ortaya çıkan kokusuz ve renksiz bir Karbonmonoksit zararları özellikle karbonmonoksitin bol olduğu ortamlarda bulunan kişiler açısından mutlaka bilinmesi gereken konular arasında yer almaktadır. Karbonun tam olarak yanması sonucu ortaya çıkan kokusuz ve renksiz bir gaz olarak karşımıza çıkan karbonmonoksit bu sebeple pek çok kişinin zehirlenmesine ve ölmesine neden olabilmektedir. Her ne kadar normal seviyelerde solunduğu zaman herhangi bir zararı olmadığını görebilmek mümkün olsa da büyük miktarlarda solunması durumunda klıcı hasarlar meydana geldiğini görebilmek mümkündür. 

Kanda bulunan bir gaz olarak karşımıza çıkan karbonmonoksitin insanlara ciddi zararlar verdiğini ve etkilerinin de çok uzun süre sigara içen kişilerde ya da yangın sırasında ortaya çıkan karbonmonoksite maruz kalan kişilerde görüldüğünü söyleyebiliriz. Kirli ya da dumanlı havada bulunabilen bu madde tütünlü ürün içilerek de vücuda girebilmektedir. Bu şekilde ciğerlere ve ciğerlerden de kana geçmekte olan karbonmonoksitin de tıpkı oksijen gibi rahatlıkla kırmızı kan hücrelerine bağlanarak vücudu oksijensiz bırakması söz konusu olabilmektedir.

Karbonmonoksitin Zararları
  • Sigara içenlerin ya da yangın sonrası çıkan dumana maruz kalan kişilerin kanındaki oksijen seviyesinin azalmasından dolayı kalbin vücuda oksijen sağlamak için daha hızlı çarpması gerekmektedir. Bu da kalp çarpıntısına neden olabilmektedir.
  • Kalbin vücuda daha fazla oksijen sağlaması için daha az oksijen almasına neden olan bu durum kalp kaslarının zarar görmesine ve ani ölüm riskinin de artmasına neden olabilmektedir.
  • Karbonmonoksite maruz kalan kişilerde vücudun bir egzersizle oluşmakta olan ekstra taleplerine karşı oksijen için çok daha az yere sahip olması yüzünden vücudun çok daha fazla oksijensiz kalması söz konusu olabilmektedir.
  • Karbonmoksitin zararları söz konusu olduğunda özellikle hamile bir kadının sigara içmesi ya da başka yolla karbonmonoksite maruz kalması durumunda bebeğin geişimi için gereken oksijen desteğinin de azalması söz konusu olabilmektedir.
  • Karbonmonoksit yüzünden oksijensiz kalan vücut nedeni ile kişide konsantrasyon sorunları ile kronik yorgunluk gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
  • Kanın klınlaşmasına neden olan karbonmonoksit yüzünden kan dolaşımında yavaşlama ortaya çıkabilmektedir.
]]>
Çörek Otu Yağı Zararları https://www.zararlar.com/corek-otu-yagi-zararlari.html Sun, 17 Jun 2018 20:57:24 +0000 Çörek Otu Yağı Zararları; Çörek otu yağı oldukça sert ve keskin bir tadı olan bitkisel bir yağdır. Gereğinden fazla tüketimi ve sade olarak kullanılması çeşitli yan etkiler meydana getirmektedir. Çörek otu yağı kullanı Çörek Otu Yağı Zararları; Çörek otu yağı oldukça sert ve keskin bir tadı olan bitkisel bir yağdır. Gereğinden fazla tüketimi ve sade olarak kullanılması çeşitli yan etkiler meydana getirmektedir. Çörek otu yağı kullanımı uzmanlar tarafından bir tatlı kaşığı olarak belirlenmiştir. Bundan fazla kullanımı insan sağlığına zararlıdır. Ağrı kesici ve antibiyotik kullanılan rahatsızlıklarda kullanılması tavsiye edilmez. 

Çörek otu yağı zararlarını aşağıdaki maddeler ile sıralayabiliriz.
  • Çörek otu kullanımı herhangi bir rahatsızlıktan dolayı tedavi görüldüğü zaman etki etmez. Sadece kanser tedavisinin, ışın tedavisi aşamasında çörek otu yağı kullanımı varsa ara verilmelidir.
  • Çörek otu yağı kullanımı kan şekerini düşürmesi sebebiyle kan değerleri düşük olanlar gerekli tedbirleri almalıdır.
  • Çörek otu yağının uzun süre tavsiye edilen miktardan fazla kullanılması böbrek ve karaciğerde yorgunluk başta olmak üzere vücudunuza zarar verebilir.
  • Aç karnına kullanımı sindirim sistemi rahatsızlığı olanlarda bulantı ve ekşime yapabilir. Yemekten sonra belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması tavsiye edilir.
  • Bazı hassas ciltlerde tahrişe neden olmaktadır. Bunun nedeni kullanılan çörek otu yağının özelliğini yitirmesi veya çörek otu yağına karıştırılmış diğer yağlara karşı vücudun gösterdiği tepkidir.
  • Böbrek ve safra kesesinde taş düşürücü etkisi vardır. Vücudunuzda olabilecek sessiz taş olarak nitelendirilen ve şimdiye kadar fark edilmeyen taşlar düzenli olarak çörek otu yağı kullanımında parçalanarak düşebilir. Bu nedenlerden dolayı bazen hafif bazende çok şiddetli ağrılara neden olabilir.
  • Çörek otu içinde bulunan maddeler yeteri kadar veya düzenli alınmadıkça en önemlisi iyice öğütülüp veya çiğnenerek sindirebilecek hale getirmedikçe beklenen faydalar görülemeyebilir. Bu nedenle satın alınan veya hazırlanan çörek otunun iyice öğütülmesine önem gösterilmelidir.
  • Çörek otu yağı içilerek kullanılacaksa açık parlak sarı renkli, akıcı, tadı ve kokusu hoş olan ürünler kullanılmalıdır. Bu özellikte olmayan yağ içilmez sadece haricen kullanılabilir. Yağ haricen kullanılacak ise vücudun görünmeyen yerlerine önceden uygulanarak denenmesi tavsiye edilmektedir.
  • Çörek otu yağı hamilelik durumu veya şüphesi olan insanlarda kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca çörek otu yağının doğum kontrol hapı ile birlikte kullanılmasıda önerilmez. Çünkü bunların birlikte kullanımı ile doğum kontrol hapı ile kontrollü bir şekilde salgılanan hormonları çörek otu yağı tekrardan düzenleyerek istenmeyen hamilelik durumlarına neden olur.
  • Organ nakli durumlarında çörek otu kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Kullanılması gerekiyorsa doktor kontrolünde olması gerekmektedir.
  • Çörek otu yağı kullanımı yan etkileri olması nedeniyle dikkat edilmesi gerekir. Çörek otu yağının alırken dikkat etmeli taze, iyi öğütülmüş ve ısı ile etkileşime girmemiş yağların alınmasına dikkat edilmelidir.
]]>
Kükürtün Zararları https://www.zararlar.com/kukurtun-zararlari.html Sun, 17 Jun 2018 22:49:41 +0000 Kükürt Zararları; Genel olarak bir çok sanayi kollarında kükürt kullanılmaktadır. Bunların başında el katı sabunları ve ilaç sanayisinde kullanılmaktadır. Nitekim kükürt farklı çeşitlerde sıvı, katı ve toz şeklin Kükürt Zararları; Genel olarak bir çok sanayi kollarında kükürt kullanılmaktadır. Bunların başında el katı sabunları ve ilaç sanayisinde kullanılmaktadır. Nitekim kükürt farklı çeşitlerde sıvı, katı ve toz şeklinde kullanılmaktadır. Kuru meyvelerin bozulmaması içinde ayrıca gıda alanında da kullanılmaktadır. Aslında hayatımızın birçok alanında kullanılmaktadır. Kükürt zararları ise gün içerisinde sınırlı olarak kullanıldığında oldukça yararlı iken fazla kullanılması ile ciddi zararları bulunmaktadır. Ayrıca kükürt kullanımı çok eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Şöyle ki eski mısırda M.Ö. leri zamanına kadar uzanmaktadır. Özellikle M.Ö zamanlarında deri rahatsızlıklarında ham maddesi kükürt olan merhemler olarak kullanılmaktadır. Ve dünya genelinde günümüzde dahi hale kullanılmaktadır. Bundan dolayı, kükürtler zararlıdır diye kullanmaktan kaçınmayın tam aksine günlük olarak çok fazla aşırıya kaçmayın özellikle kükürtlü kuru meyveleri gün içerisinde çok fazla kullanmayın aşırı kullanımında zararları ise

Kükürt Kullanım Alanları ve Zararları

  • Kükürt kullanım alanlarında gıda sektöründe kuru incir, kuru kayısı gibi gıda ürünlerinde kullanılmaktadır. Gün içerisinde miktar olarak 4 - 5 adet olarak kullanılması yerterli iken fazla kullanılması ile birlikte metabolizma  sisteminizi bozmakla birlikte midenize de zararları mevcuttur. Bundan dolayı, dikkat etmiş iseniz uzmanlar zaten kuru meyveleri kullanmakta adet olarak sınırlı tutmaktadırlar.
  • Kükürt bir diğer kullanım alanı ise katı sabunların yapımında kullanılmaktadır. Genel olarak uzmanlar sabun kullanımında hazır sabun yerine yeşil sabunları kullanılmasını sıkça önermektedirler. Bunun sebebi ise kimyasal olan sabunlarda çok fazla kükürt içermektedir. Fakat yeşil ve doğal sabunlarda bu miktar azalmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi kükürt dozunda kullanıldığında çok yararlı iken, fazla kullanılması ise zararlıdır. Netice olarak ciltte kaşıntılar ile çatlaklıklar meydan gelmektedir.
  • İlaç sanayisinde ise bir çok ilaçlarda kullanılmaktadır. Çok fazla kullanıldığında ise yan etki olarak, baş dönmesi, mide bulantısı, ishal ve deride kaşıntılar meydana gelmektedir. Bundan dolayı, bir çok ilacın yan etkileri ortaktır. En ufak rahatsızlıkta bile ilaç alınması bundan dolayı önerilmemektedir. Nitekim fazla kullanılması ile mide de çok büyük sıkıntılar meydana gelmektedir.
  • Kükürt aynı zamanda, direkt olarak yakılarak çözümlenmesi gerçekleşirken asla yanında durmayın. Çünkü kükürt kokusuna maruz kaldığınız da özellikle astım hastaları ciddi nefes darlıkları meydana gelmektedir. Aynı zamanda baş dönmesi kusma gibi rahatsızlıklarda meydana gelmektedir.
]]>
Metanol Zararları https://www.zararlar.com/metanol-zararlari.html Mon, 18 Jun 2018 09:19:55 +0000 Metanol zararları, genellikle toksik içermelerinden kaynaklanır.Metanol yani metil alkol pestisit, alternatif yakıt ve çözücü olarak sanayi alanında kullanılan toksik bir alkol çeşididir. İnsanlarda bitkilerde ve hayvanlarda d Metanol zararları, genellikle toksik içermelerinden kaynaklanır.Metanol yani metil alkol pestisit, alternatif yakıt ve çözücü olarak sanayi alanında kullanılan toksik bir alkol çeşididir. İnsanlarda bitkilerde ve hayvanlarda doğal olarak metil alkol oluşur. Sebzelerde ve meyvelerde, meyve sularında, fermente içerikler ile aspartam bulunan meşrubatların tüketimde kullanılır. Metanol bulunan içecekler yada metanolün doğrudan kendisinin tüketilmesi zehirlenmelere yol açabilir.

Metanol zararları nelerdir

Metanol doğrudan bulaştığında en sık görülen sonuçlarından bile göze giren beyin sinirlerinin tahrip olması sonucu görme kaybının getirilmesidir. Aynı zamanda beynin belli bir bölgesinde hasar oluşturarak yürümede zorluk meydana gelmesi, vücutta hareket kabiliyetinin kaybedilmesi, düşünme bozukluklarının yaşanması gibi sorunlar meydana getirerek sinir sistemini tahrip etmektedir. Sıklıkla metanole maruz kalınması durumunda vücutta kalıcı etkilere yol açar. Metanol kansorejen bir madde değildir. Fakat vücudun sıklıkla metanol ile ilişkiye girmesi sonucu yüksek toksit etkisi ortaya çıkarmaktadır. Metanolün üreme sistemi üzerinde etkisi vardır. Metil alkol tekrarlı maruz kalındığında ise yeni doğmuş bebeklerde sinir sistemi bozukluklarına yol açar. Kronik zehirlenme tekrarlanan baş ağrıları, baş dönmesi, mide rahatsızlıkları, uykusuzluk, gözde iltihaplanma, mide rahatsızlıklarına ortaya çıkması ve görme eksikliğinin oluşmasına neden olabilir. Bununla birlikte ciltte meydana gelen tahrişlenmelerin nedeni de metanoldür. Metanol zehirlenme etkilerini 1-72 saat arasında gösterir. metanol kanda asit birikmesine neden olarak körlükler hatta ölümler meydana gelmektedir. Metanol zehirlenmesinin ilk belirtileri baş dönmesi bilinçsiz meydana gelen hareketler ve bu halin oluşmasıdır. Bununla birlikte kalp çarpıntısı solunum zorluklarının oluşması, kusma ve bulantı gibi sebeplerde oluşabilir. Metanol aşırı maruz kalındığında ise nöbetler geçirilmekte ve kişi komaya girebilmektedir. Metanol etkisinin hafif yaşanması zehirlenmenin hemen geçeceği anlamına gelmez. Metanol maruz kalınca geri dönüşü mümkün olmayan kalıcı hasarlara neden olur.

Metanol yutulduğunda ise vücudunda büyük zararlar verebilir. Nörolojik olarak baş dönmesi, koma nöbetleri, baş ağrısı gibi durumlar meydana gelebilir. Gastrointestinal olarak da ishal karaciğer sorunları ve mide kanaması oluşabilir. Oftalmolojik olarak da görsel halüsinasyonların görülmesi, bulanıklık yaşanması gibi etkiler oluşturabilir. Metanol zararlarına metalolün aşırı şekilde maruz kalmaya devam edilirse böbrek yetmezliği, ayrıca idrardaki kas ve kan hücrelerinde ölümler meydana gelir. Ağır vakalarda ise bilinç bozuklukları, konvülziyon ve koma oluşabilir. Zehirlenme teşhisi konulan kişilerde gözde bulunan retina tabakasındaki gangliyon hücreleri ile optik sinirlerde bozulmalar meydana gelir. Bu bozulmalar görme organında bölgesel veya tamamen gözlerin kapanmasına neden olur. Zehirlenmenin erken teşhisinden sonra ilk iş midenin hızlı bir şekilde yıkanmasıdır. Hastada asidoz gelişmiş olduğunda ise belli bir miktarda bikarbonat verilmesi hastanın asidozu kontrol altına alınmış olur.

]]>
Lazerin Zararları https://www.zararlar.com/lazerin-zararlari.html Tue, 19 Jun 2018 03:08:05 +0000 Lazerin zararları, genelde kozmetik alanında meydana gelen zararları en sık görülen bir durumdur. Bu durumlar her lazer tedavisi gören kişilerde meydana gelmeyebilir fakat yine de kişiler üzerinde riskler teşkil etmektedir. Lazerin zararları, genelde kozmetik alanında meydana gelen zararları en sık görülen bir durumdur. Bu durumlar her lazer tedavisi gören kişilerde meydana gelmeyebilir fakat yine de kişiler üzerinde riskler teşkil etmektedir.

Lazerin zararları ve etkileri nelerdir

Ağrı ve acılar; lazer cilde uygulandığı sırada acı ve ağrılar meydana gelebilir. Kremler ile vücudunuza bölgesel anestezi uygulanmasının başlıca sebeplerinden birisi lazerin yol açtığı ağrıları ve acıları azaltmak amaçlanır. Fakat bu anesteziler geçicidir ve yapılan işlemlerden sonra ağrı ve acılar devam edebilir.

Kızarıklık ve şişme; lazerin zararlarından birisi olan kızarıklık, şişme ve kaşıntı oluşmasıdır. Bu durum lazerle cilt tedavilerinde en yaygın görülen yan etkileridir. Lazer ışını cildin üst tabakasını buharlaştırdığı için bu kızarıklıklar aylarca cildinizde kalabilir. Şişlik ve kaşıntı şikayetleri genellikle bir hafta içerisinde geçmektedir. Çoğu kişide şişlik ve kaşıntı çok sık görülmektedir.

Güneş ışınlarına hassaslık; kozmetik alanda kullanılan lazerin, cilde çok fazla ısı ve hasar vermesi, güneş ışınlarına karşı savunmasız kalmasına sebep olmaktadır. Yüz kısmına lazer uygulanırsa eğer, uzun bir süre güneşe çıkmamanız ve güneş koruyucu kremler kullanmanız gerekir. Güneş koruyucusu sürmeden dışarı çıkmamanız gerekir. Lazerin zararları arasında ciltte güneşe duyarlılık meydana gelmesidir.

Deride meydana gelen renk değişikliği; lazer uygulamaları her ciltte farklı renk değişimlerine neden olmaktadır. Genel olarak kozmetik amaçlı kullanılan lazer tedavileri sonrasında bazı kişilerin ten rengi biraz daha koyulaşırken bazılarında ise cilt renginde açılmalar meydana gelir. Bu durumun cildinizin diğer kısmıyla farklı tonlarda olması kötü bir görünüme yol açması lazerin zararları arasındadır.

Deride morarmalar; lazer uygulamalarının sonunda vücutta morarmalar oluşabilir. Deri altındaki damarların, lazer uygulamasından sonra yırtılması ve deride mor lekeler oluşturmasından kaynaklanır. Bu ciltteki morarmalar kısa bir süre sonra kendiliğinden kaybolacaktır.

Çizgi oluşumu; lazer tedavisinden sonra bölgede hafif de olsa diğer kısımlardan ayıran bir çizgi oluşmaktadır. Özellikle kaş ve dudak çevresinde daha sık görülmektedir. Bunun için düzeltici bir işlem yoktur. Fakat iyi bir makyaj ile belirtileri saklayabilirsiniz.

Enfeksiyon; lazerin zararlarından olan enfeksiyon, çok sık görülmemektedir. Enfeksiyon oluşumunu engellemek için doktorlar uygun antibiyotik krem ve ilaçlar vererek çözüm üreteceklerdir. Ayrıca lazer sonrası meydana gelen kabukların kopartılması enfeksiyon riskini arttıracaktır. Oluşan kabukların kesinlikle kopartılmaması gerekir, aksi halde enfeksiyon meydana gelmektedir.

Yaralar; lazer sonrası cildinizi güzelleştirmek için önce kötü bir görünüm meydana gelir. Aslında bu etken cilt tipinize göre değişmektedir. Eğer çok hassas ve açık tenli bir cildiniz varsa, lazer uygulamasından sonra yara oluşumları yüksektir.

Kabuklanma ve kabarmalar; ışık tabanlı yüz bakımlarında en çok görülen şikayetler arasındadır. Genellikle bu oluşumlar bir veya iki hafta içerisinde kendiliğinden geçer.

Ciltte oluşan yağ kaybı; lazer işlemlerinden sonra ciltte yağ kaybı meydana gelmektedir. Genellikle yüzdeki yağ gözeneklerinin sıkılaşması ve daralması sonucu bir değişim meydana gelir. Bu sonuç bazı koşullarda istenmeyen bir durum olabilir.

Cilt problemleri; lazerin zararlarında biride cilt sorunlarının meydana gelmesidir. Bu süre zarfında cildin aynı noktaları iki veya üç kez lazere maruz kalması, lazer etkilerinin daha da fazla görülmesine neden olmaktadır.

Sivilce oluşumu; lazer tedavi sonras]]> Fındığın Zararları https://www.zararlar.com/findigin-zararlari.html Tue, 19 Jun 2018 22:36:45 +0000 Fındığın zararları, günde bir avuç fındık tüketmek çok faydalıdır fakat bir avuçtan fazlası yarardan çok zararlıdır. Fındık tüketiminde aşırıya kaçılırsa fındığın zararlarından etkilenmeniz ol Fındığın zararları, günde bir avuç fındık tüketmek çok faydalıdır fakat bir avuçtan fazlası yarardan çok zararlıdır. Fındık tüketiminde aşırıya kaçılırsa fındığın zararlarından etkilenmeniz olasıdır. Fındığı yeteri kadar tüketildiğinde gerçekten belli başlı hastalıkların meydana gelmesini önleyen ve vücuda önemli yararlar sağlayan bir yiyecektir. Küçücük bir besin olmasına rağmen kalorisi oldukça yüksektir, bunun sayesinde vücuda direnç kazandırır ve anlık olarak enerji vermektedir. Yorgun olduğunuzda, spor sırasında yada öncesinde tüketebilirsiniz.

Fındığın bir çok farklı türleri bulunmaktadır. Kuzey yarım kürenin ılıman kuşak bölgesinde yetişmektedir. Türkiye de Karadeniz Bölgesi bu bakımdan oldukça zengindir ve bir çok ülkeye bu bölgeden fındık ihracatı yapılmaktadır. Ülkemiz fındık bakımından zengin olduğu için bu yemek kültürümüzü de etkilemiştir ve birçok tatlı, kurabiye ve kek çeşitlerinde fındık kullanılmaktadır.  

Yağlı tohumlardan meydana gelen fındık vücut sağlığı için oldukça iyi bir besin maddesi olmasının yanında her yiyecekte olduğu gibi fazlası zarardır. Bu sebeple fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişleri yerken oldukça dikkatli olmakta fayda vardır. Belli miktarın üzeri çıkılmadığında maksimum üzerinde yararlar görebilirsiniz.

Fındığın  alerjik reaksiyonları; 

Fındığın zararları arasında fazla tüketilince alerjik reaksiyonlara sebep olmaktadır. Bazı kişilerde aşırı alerjik reaksiyonlara neden olabileceği gibi, bağışıklık sisteminin antikor oluşturmasına da neden olabilir. Aşırı fındık yenmesi solunum yollarını etkileyen burun akıntısı, öksürük ve  hapşırma gibi alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Çok fazla tüketiminde anafilaksi rahatsızlığına sebep düşük kan basıncı ile kalp bozuklukları, bilinç kaybı ve dolaşım bozukluklarına yol açabilmektedir. Aynı zamanda kusma, mide bulantısı, karın ağrısı ve ishal gibi belirtilere neden olmaktadır. Fazla tüketiminin sonucu olarak alerjik etkiler olarak görülmektedir.

Divertikül rahatsızlığına sahip kişilerin fındık yemesi rahatsızlığın tedavisinde problemler ortaya çıkarmaktadır.

Astım ve egzama; fındığın zararları arasında astım ve egzama gibi belirtilere de sebep olduğu görülmüştür. Aynı zamanda yanakların ve dudakların kabarmasına da sebep olabilir. Ürtikere sebep olan ve vücutta ödem oluşmasına neden olan fındığı bir avuçtan fazla tüketmemekte fayda vardır.

Saklama koşulları; fındığı aldığınız zaman aynı zamanda uygun koşullarda saklamanız ayrıca çok büyük önem taşımaktadır. Çok nemli yerlerde ve bölgelerde sakladığınız zaman daha çok çabuk bozulabilir. Fındıkta nemden meydana gelen küfler pek çok hastalıklara sebep olabileceği gibi, karaciğerde ve vücudun başka bölgelerinde tümörlere neden olabileceği için küflenmemesine çok dikkat etmelisiniz. Her şeyden önemlisi fındık alırken mutlaka taze olmasına dikkat edilmelidir ve raf ömrünün geçmediğinden emin olmalısınız.

Obezite; fındığın zararları arasında yağlı bir yiyecek olduğu için çok fazla tüketildiğinde obeziteye kadar varan kilo problemleri meydana gelmektedir.

Fındığın hayvanlar üzerindeki zararları;

Fındığın zararları aynı zamanda köpekler üzerinde de etkili olup, ölümcül zararları vardır. Köpeğinize fındık ve benzeri kuruyemişler vermeniz halinde dolaşım sisteminde bozukluk yaratarak toksik etki yaparak zehirlenmelerine sebep olmaktadır. 
]]>
Asbest Zararları https://www.zararlar.com/asbest-zararlari.html Wed, 20 Jun 2018 08:19:45 +0000 Asbest Zararları, Asbest, diğer adıyla (amyant) günümüzde oldukça değişik yerlerde ve değişik isimlerde  kullanılan kanserojen içeren bir mineraldir. Lifli bir yapıya sahiptir. Kimyasal ve aşınma olaylarına karşı oldukça Asbest Zararları, Asbest, diğer adıyla (amyant) günümüzde oldukça değişik yerlerde ve değişik isimlerde  kullanılan kanserojen içeren bir mineraldir. Lifli bir yapıya sahiptir. Kimyasal ve aşınma olaylarına karşı oldukça  dayanıklıdır. Asbest Anadolu da, ceren toprağı, çelpek, çorak toprak, höllük ve ak toprak gibi isimlerle bilinmektedir. Aspest, bazı araştırmacılara göre 2500 yıl öncesine dayanan kullanım tarihi vermekteler. Fakat yakın tarihimizde 19. yüzyılda bu mineral her alanda kullanılmaya başlamıştır. Özellikle asbest in ısı ve elektriği yalıtması, vede en mühimi asitlere karşı dayanıklı olmasından dolayı, asbest  her alanda kullanılması yayılmıştır. Özellikle, uçak, gemi, otomobil sanayisinde, inşaat sektöründe ve ses ve ısı  izolasyonların da kullanılmıştır. Asbest adı verilen bu madde mezetelyoma ve asbestoz gibi hastalıklara neden olmaktadır.Çok ucuz bir madde olduğundan, insanlar kullanmaktan vaz geçmemektedir. Bu mineral 3000 çeşit alanda kullanılmaktadır. Asbest, soluduğumuz havada,kaynak ve içme sularında azda olsa bulunmakta ve vücudumuza girmektedir. Asbest, beyaz, (krisotil) mavi, (krosidolit) kahverengi (amosit) gibi farklı türlerde olup her bir türün zehir oranları da farklıdır. İçlerinde en zehirli olanı, kahverengi asbestdir.  Fakat asbest maddesini kanserojen madde olduğu anlaşıldıktan sonra kullanılması kısıtlanmıştır. Öldürücü toz olarak tanımlanmıştır.

Asbest Zararları nelerdir
  • Asbest kanserojen bir maddedir. Solunum yoluyla vücuda girdiğinde, kanser ve çeşitli hastalıklara yol acar.
  • Asbest, akciğer zarları arasına su toplaması, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer bağ dokusu tahribatına yol açar.
  • Asbest, eklemlerde kireçlenmeye ve ciltte yaralara neden olur.
  • Asbestoz, vücut asbest minerallerini açmak için üretmiş olduğu salgı, akciğer zarlarında yaralar oluşmasına sebep olur.
  • Mezotelyoma, vücudun en çok akciğer ve karın zarı bölgelerinde tahribata yol açar. En önemlisi her geçen gün nefes almalar zorlanır. Erken tanı ve tedavi olunmazsa ölüme kadar gider.
  • Kanser, gırtlak ve sindirim sistemi kanserler
]]>
Anason Zararları https://www.zararlar.com/anason-zararlari.html Thu, 21 Jun 2018 01:12:02 +0000 Anason zararları, genellikle bu bitki türünün aşırı ve sürekli olarak tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan zararlardır. Maydanozgiller familyasından olan anasonun ana vatanı ve en sık yetiştirildiği yer Doğu Akdeniz'dir. İnc Anason zararları, genellikle bu bitki türünün aşırı ve sürekli olarak tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan zararlardır. Maydanozgiller familyasından olan anasonun ana vatanı ve en sık yetiştirildiği yer Doğu Akdeniz'dir. İnce uzun bir gövdeye sahip olan anasonun yaprakları tıpkı maydanozu andırırken çiçekleri şemsiye şeklinde bitkinin üst kısımlarında toplanır. Armut şeklini andıran meyveleri; küçük, tüylü ve sarı - yeşil arası bir renge sahiptir. 

Günümüzde özellikle yiyecek ve içeceklerde sıkça kullanılan anason, bitkinin tohum kısmından elde edilir. Anasonun en yaygın kullanıldığı alanların başında rakı ve benzeri alkollü içecekler gelmektedir. Bu tarzdaki içkilere aroma katması amacıyla tercih edilen bitki türünün özgün kokusu ve tadı içeriğinde bulunan anethol yağından kaynaklanmaktadır. Anethol yağı, alkolde çözünebilir olsada su içinde çökelir. Bu yüzden suyla karıştırıldığında suya beyaz bir renk verir. Ek olarak anason, alkollü içecekler dışında tatlı çeşitlerinde ve kedi, köpek mamalarında da tat vermesi amacıyla yararlanılan bir bitki türüdür. 

Anasonun İnsan Vücudundaki Etkileri: 
  • Anason bitkisi, iştahsızlığın ve yemeklere karşı duyulan isteksizliğin giderilmesine yardımcı olur. 
  • Midede ve bağırsakta oluşan gazlarını söktürülmesini sağlar. İdrar sökücü bir etkiye sahiptir. Kusmaları ve ishali ortadan kaldırır. 
  • Adet kanamalarının düzene girmesinde etkilidir. Anne sütünü arttırıcı etkisi vardır. 
  • Sinirleri ve migren ağrılarını yatıştırır. Beyin yorgunluğunu ortadan kaldırır. Uykuya dalmayı kolaylaştırır. 
  • Kalbi güçlendirir. Kan dolaşımının düzene girmesini sağlar. Cinsel isteği çoğaltır.
  •  Astım, solunum yolu rahatsızlıkları ve bronşitte ortaya çıkan problemleri hafifletir. Öksürüğü azaltır. 
Anasonun Zararları:
  • Anason, adet kanamalarının düzene girmesini sağlasa da regl ve hamilelik dönemlerinde kullanılması sakınca yaratan bir bitki türüdür.
  • Aşırı derecede kullanıldığı takdirde uyuşukluğa sebep olur. 
  • Anason, yüksek miktarlarda kullanılırsa baş ağrısı ya da görme zorluğu gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
]]>
Çörek Otunun Zararları https://www.zararlar.com/corek-otunun-zararlari.html Thu, 21 Jun 2018 07:53:12 +0000 Çörek otunun zararları, çörek otu, az miktarlarda tüketildiğinde genellikle çoğu insan için zarar verici değildir. Besinlerin ve hamur işlerinin içerisinde veya üzerinde baharat şeklinde kullanılması ve bu şekilde tük Çörek otunun zararları, çörek otu, az miktarlarda tüketildiğinde genellikle çoğu insan için zarar verici değildir. Besinlerin ve hamur işlerinin içerisinde veya üzerinde baharat şeklinde kullanılması ve bu şekilde tüketilmesinin hiç bir zararı yoktur. Çörek otu özü ve yağı ise kısa zamanlı tıbbi kullanımlarda oldukça güvenlidir. Ancak uzun süre kullanıldığında güvenli olup olmadıkları hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Diğer taraftan çörek otu, alerjik kaşıntılara sebep olabilmektedir.

Çörek otunun zararları 
  • Kontakt dermatit, çörek otunun bir yan etkisi ve zararlarından bir tanesidir. Kontakt dermatit, alerji ya da tahrişin aksine farklı bir şekilde reaksiyon vermektedir. Sadece çörek otuna elini sürmesi halinde dahi, cilt üzerinde kırmızı döküntüler meydana gelmektedir. Bu ciltteki kırmızı lekeler genellikle kaşıntı ile birlikte meydana gelmektedir. Kontakt dermatitte aynı zamanda vücudun bazı bölümlerinde su toplama, ağrı ve hassasiyet şeklinde durumlarda ciltte meydana gelmektedir.
  • Tansiyon, değerlerinin düşmesine sebep olan çörek otu, yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaç yada idrar söktürücü ilaç kullanımı varsa çörek otunun zararları olabilmektedir. Hipotansiyon diğer bir adıyla düşük tansiyon ise, beyin, kalp ve diğer organlara oksijen taşınmasını engellemektedir. Bundan dolayı da derin nefes alamama, baş dönmesi, sersemlik, bulantı, halsizlik ve bulanık görme gibi problemler ortaya çıkabilmektedir. Tansiyon değerleriniz ve kan basıncınız çok düşük ise, çörek otu tüketilmesi hayati risk oluşturabilmektedir.
  • Çörek otundan elde edilen çörek otu yağı, yüksek dozlarda alındığında, böbrek veya karaciğerde hasar oluşmasına sebep olabilmektedir. Bu durum kobay fareler üzerinde kilogram başına 2 gram ve üstü oranında verilen çörek otu yağının zararlarından yola çıkılmıştır. Çörek otunun insan üzerinde karaciğer yada böbreklere olan etkileri ile ilgili araştırmalar halen devam edilmekle birlikte sırt ağrısı, sarılık, halsizlik, idrarda değişim, karın ağrısı veya kaşıntılı cilt problemlerine yol açabilmektedir.
  • Hamile bayanların çörek otu kullanması, kesinlikle uygun değildir. Bunun nedeni çörek otu, ana rahmindeki bebeğin düz kas kasılmalarını olumsuz etkilemektedir. Yiyeceklerde az miktar da baharat olarak kullanılan çörek otu çoğu zaman zararsızdır. Fakat yüksek dozlarda alındığı zaman çörek otunun zararları bulunmaktadır ve güvenli değildir. Çörek otunun hamileler üzerindeki yan etkileri tam olarak kesinleşmediği için, hamile bayanların kullanmaması daha sağlıklı olacaktır. Emziren kadınlardaki etkisi de çok fazla bilinmemektedir. Bundan dolayı uzak durulması gerekir.
  • Alerji, herhangi bir bitkisel takviye ve çörek otu sindirimi sırasında alerjik reaksiyona sebep olmaktadır. Ayrıca çörek otunun alerjik reaksiyonu kontakt dermatit şeklinde ya da dil, boğaz, dudak ve yüzün şişmesi şeklinde reaksiyon vermektedir. Hatta çörek otu, nefes almada güçlük, ağızda uyuşukluk ve baş dönmesi, bulantı, kusma, ishal, karın bölgesinde kramp, kurdeşen, karıncalanma şeklinde problemlere yol açabilmektedir.
  • Çörek otu bazı kişilerde, kandaki şeker seviyesinin düşmesine sebep olabilmektedir. Bundan dolayı eğer, kan şekeri seviyesinde düşüklük yani hipoglisemi söz konusu ise yada kan şekerine dikkat edilmesi, çörek otunu kullanmamak daha sağlıklı olacaktır.
  • Çörek otunun zararları arasında aynı zamanda kan pıhtılaşmasını yavaşlatmasıdır. Bundan dolayı çörek otu, kanama riskini oldukça arttırmaktadır, kanama sorunlarını daha da kötüye götürebilmektedir.
  • Çörek otu bazı kişilerde, kan pıhtılaşmasını yavaşlatarak, kan şekerini düşürdüğü ve uyuklamayı çok artırdığı için, ameliyata girmeden en az iki hafta öncesinde kullanımı bırakılmalıdır. Ameliyat sırasında ve sonrasında kan pıhtılaşmasını yavaşlatır ve kan şekerini düşürür bunun içinde risk oluşturmaktadır.
  • Eğer ilaç kullanımı söz konusu ise, çörek otu kullanılmadan önce mutlaka doktora danışmalıdır. Çörek otunun bu koruyucu etk]]> Mezoterapi Zararları https://www.zararlar.com/mezoterapi-zararlari.html Fri, 22 Jun 2018 04:04:05 +0000 Mezoterapi Zararları, Mezoterapi genellikle Avrupa ülkelerinde kullanılan bir kozmetik işlemdir. Vücuda ilaçlar, mineraller ve vitaminlerin karışımı bir sıvı enjekte edilmesi yöntemi ile yapılmaktadır. Aşırı yağ ve selülit Mezoterapi Zararları, Mezoterapi genellikle Avrupa ülkelerinde kullanılan bir kozmetik işlemdir. Vücuda ilaçlar, mineraller ve vitaminlerin karışımı bir sıvı enjekte edilmesi yöntemi ile yapılmaktadır. Aşırı yağ ve selülit oluşumunu ortadan kaldırmak amacı ile uygulanana bir tedavi yöntemidir. Genellikle üst kol, uyluk, karın ve kalça bölgelerine uygulanmaktadır. Cildi genç göstermek amacıyla yüz ve boyun bölgelerinde uygulanabilmektedir. Bu işlemin birden fazla sosyal hayatı olumsuz şekilde etkileyecek yan etkisi ve zararı bulunmaktadır. Bu işlemi yaptırmadan önce mutlaka bu zararları bilmek gerekmektedir.

    Mezoterapi zararları nelerdir

    Morarma Ve Şişme: Mezoterapi sonucunda en sık görülen yan etkidir. Genelde sıvının vücuda enjekte edildiği bölgelerde görülmektedir. Aynı zamanda batma hissine de neden olabilmektedir. Bu oluşumları önlemek için krem ve ilaç kullanılmaktadır. Bazı durumlarda tedavi sonrası insanların her yerinde kaşıntılar ve kızarıklıklar oluşmasında bu yöntemin olumsuz etkilerindendir. Kaşıntılar enjeksiyon işleminin bitmesine müteakip bir haftaya kadar oluşabilmekte bazı durumlarda tamamen kaşıntının geçmesi bir ay kadar uzun bir süreyi bulabilmektedir. Buda uygulanan hastanın vücudunun hassasiyet seviyesine ve ilaçlara verdiği tepkiye göre değişmektedir. Bu işlem sonrası spor yapmaktan ve kasları zorlayıcı hareketler yapmaktan bir süre vazgeçmek zorunda kalırsınız.

    Acı Ve Yanma Hissi: Bu işlemde kullanılan enjeksiyon cildinizde tahrişlere neden olmaktadır. Enjeksiyon sizin durumunuza göre farklı şiddetlerde acıya neden olabilmektedir. Bu acının önüne geçmek ve kişiyi rahatlatmak için işlem uygulanmadan önce bölgeye lokal anestezi uygulanmaktadır. Anestezi kişilerin hassasiyet durumu ve acı hissine göre ayarlanmaktadır. Enjeksiyonun tedavi edici özelliklerinden dolayı deri içerisinde yanmalara neden olmaktadır. Bu durum genellikle geçicidir ve kişinin durumuna göre en fazla bir hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Mezoterapiye bağlı olarak uyuşukluk ve ciltte geçici bir süre renk değişimleri görülmektedir. Bazı kişilerde mide bulantıları ve doku üzerinde kan ile dolu olan bölgesel şişlikler meydana gelmektedir. Enjeksiyon bölgesinde yaraların iyileşmesinden sonra yara izleri kalabilmekte ve pekte hoş olmayan görüntüler vermektedir. Enjeksiyon cihaz ile yapılmaktadır. Bu cihazın hijyen olmaması ve iyice sterilize edilmemesi nedeniyle uygulanan bölgede ciddi enfeksiyonlar oluşmasına neden olmaktadır.
    ]]>
    Nescafenin Zararları https://www.zararlar.com/nescafenin-zararlari.html Fri, 22 Jun 2018 21:53:03 +0000 Nescafenin Zararları, bu kahve çeşidi herkes tarafından sevilen ve sıkça tüketilen bir içecek çeşididir. Aslında nescafenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluk gibi sorunların geçici olarak ortadan kaldırılmasını sağladı Nescafenin Zararları, bu kahve çeşidi herkes tarafından sevilen ve sıkça tüketilen bir içecek çeşididir. Aslında nescafenin dikkat dağınıklığı ve yorgunluk gibi sorunların geçici olarak ortadan kaldırılmasını sağladığı doğrudur ama bir o kadarda zararları vardır. Nescafenin zararları aslında kafeinin üzerine inşa olmasıdır. Son yıllarda özellikle ofislerde, kafelerde ve buna benzer kapalı ve açık ortamlarda vazgeçilmez bir içecek halinde gelen bu içecek küçük paketlerde hazırlanan hepsi bir arada paketleri ile yoğun bir ilgi gören nescafeler, özellikle aşırı kullanımda yani günde 3-4 kupa ve üzeri içmek ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 

    Nescafe Zararları Nelerdir
    • Birinci olarak kalbe büyük zararları vardır. Aşırı kahve tüketimi kalpte ritim bozukluğuna neden olur. Kahvenin içinde bulunan kafein fazla tüketildiği zaman kalbin ritmini olumsuz yönde etkiler. Düzensiz kalp atışı kalpte çarpıntıya ve taşikardi hastalığına neden oluyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının belirli ölçüde kahve tüketimini tavsiye ediyor. 
    • Günde 3-4 bardak kahve tansiyon yüksekliğine neden olabilir. Çevremizde düzenli olarak günde 4-5 fincan kahve tüketen  kişiler üzerinde araştırma yapan uzmanlar kişilerde kandaki basınç yani tansiyon hızla yükseldiği görüldü.
    • Ülseriniz varsa eğer kahve tüketirken bir kez daha düşünün. Çünkü kahve Ülser ve buna benzer mide hastalıklarının oluşmasına neden olmasa bile var olan rahatsızlığın daha da kötüye gitmesine neden olur. Kahve midede asit salgısını uyandırır. 
    • Şeker hastalığı olanlar nescafe içerken dikkatli olmalıdır. Yapılan araştırmalara göre yemek saatinde yükselen kan şekeriyle birlikte içilen nescafenin şeker hastalarını olumsuz yönde etkilediği gözlenmiştir. 
    • Nescafe tüketimi vücutta su kaybına sebep olduğu bilinmektedir. Uzmanlar tarafından açıklanan bilgilere göre kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu söylerken bir kısım uzmanlarda kaybın önemsiz bir miktar olduğunu savunuyor.
    • Fazla kahve migreni de tetikleyen sebeplerden biridir. Kahve uzun yıllardan beri migreni tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. Kahvenin bileşenleri beyinde bulunan kan hücrelerini tetikleyerek migrene sebep olduğu bilinmektedir.
    • Nescafenin zararları arasında vitamin ve mineral eksikliği de yer alıyor. Kahvede bulunan kafein vücudun demir ve diğer besin değerlerini etmesini engellediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kalsiyumun idrar ile vücuttan dışarı atılmasına neden olur. Buda kemik erimesi hastalığına yol açıyor. 
    • Nescafenin zararları arasına doğurganlığı da olumsuz yönde etkilediği söylenmektedir. Aşırı kullanım kadınlarda doğurganlık oranını düşürür. Ayrıca hamile ve emziren kadınlarda da nescafe tüketimi belirli sınırlarda olmalıdır.
    ]]>
    Glutamin Zararları https://www.zararlar.com/glutamin-zararlari.html Fri, 22 Jun 2018 21:56:39 +0000 Glutamin zararları, glutamin insanların genetik kodunu oluşturan 20 aminoasitten biridir. Ve DNA sentezinin yapıtaşı glutamindir. Aynı zamanda glutamin vücutta esansiyel olmayan bir amino asit türü olup kandan beyine ge Glutamin zararları, glutamin insanların genetik kodunu oluşturan 20 aminoasitten biridir. Ve DNA sentezinin yapıtaşı glutamindir. Aynı zamanda glutamin vücutta esansiyel olmayan bir amino asit türü olup kandan beyine geçebilen tek amino asit türüdür. Aminoasitler proteinin küçük parçalarıdır. Ve vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamakla görevlidirler. Glutamin kan dolaşımında ve kaslarda depolanmaktadır. Vücudumuz glutamine en fazla hasta iken ve yaralanma durumlarında ihtiyaç duymaktadır. Glutamin DNA sentezinin yapı taşı olması itibari ile vücutta glutamin olmaz ise vücut ihtiyaç duyduğu çoğu hücrenin oluşumunu sağlayamaz. Özellikle spor yapan kişilerde vücut geliştirme de kullanılmaktadır. Vücut geliştirme çalışması yapanlar glutaminden faydalanmaktadır. Farklı farklı markalarda glutamin desteği bulunmaktadır. Alınan bir doz üründe belirli oranda bulunan glutamin vücut geliştirme çalışmalarına başlanılmadan önce alınmaktadır. Süt yada suyla birlikte de tüketilmektedir. Yapılan araştırmalara göre glutaminin zararları bulunmamakla birlikte belli bir dozun üzerine çıkıldığında ciddi sıkıntılar ortaya çıkmaktadır.

    Glutamin zararları nelerdir

    • Fazla doz alındığında vücutta zehirlenmeler olmaktadır. Zaten üretici firmalar bu ürünlerin üzerine kullanılması yeterli olan doz miktarını belirtmektedir. Maalesef kullanan kişiler kullanım amacını saptırarak çok alındığı zaman daha çok enerji vereceği düşüncesi ile kutuda belirtilen dozun üzerinde kullanım yapmaktadırlar. Çok fazla seviyede olan tüketim ise zehirlenmelere neden olmaktadır. Glutamin yüksek dozda alındıktan sonra vücut geliştirme çalışmaları yapıldıktan sonra vücut inanılmaz derece de zorlanmaktadır.
    • Vücutta ki amonyak seviyesinde artışa neden olmaktadır. Glutamin tüketilmesi vücutta amonyak oluşturur. Düşük miktarda kullanılsa bile amonyak oluşturur fakat düşük miktardaki amonyak herhangi bir risk faktörü oluşturmaz. Fazla miktarda kullanılıp doz aşıldığı zaman vücutta yüksek oranlarda amonyak oluşur ve bu amonyak vücut için zehirli bir maddedir. Vücudun farklı farklı bölümlerini zehirleyebilir. Ayrıca amonyağın organları tahriş edici bir yapısı olduğu için farklı rahatsızlıklara neden olabilmektedir. 
    • Böbrek rahatsızlığı yada karaciğer rahatsızlığı olanlar glutamini kesinlikle kullanmamalıdır. Ve bu hastalar için glutamin kullanımı kesinlikle yasaktır. Glutamin içeren ürünlerin dış kutusunda böbrek ve karaciğer rahatsızlığı bulunanların kullanmaması konusunda uyarı mevcuttur. Bu rahatsızlıkları bulunanların glutamin kullanması halinde sindirim yollarında sıkıntılar ortaya çıkabilmekte ve böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları olanlar için ölümcül olabilmektedir. Ve tüketilmesi böbrek iflasına yol açabilir.
    ]]>
    Arsenik Zararları https://www.zararlar.com/arsenik-zararlari.html Sat, 23 Jun 2018 06:16:16 +0000 Arsenik Zararları, Arsenik, periyodik cetvelde  VA gurubunda bulunan yarı metal bir elementtir. Arsenik evrenin tamamında olduğu bilinmektedir. Arseniğin  büyük bir bölümü, bakır ve kurşun metallarinde bulunur. hatta yed Arsenik Zararları, Arsenik, periyodik cetvelde  VA gurubunda bulunan yarı metal bir elementtir. Arsenik evrenin tamamında olduğu bilinmektedir. Arseniğin  büyük bir bölümü, bakır ve kurşun metallarinde bulunur. hatta yediğimiz ve içtiğimiz yiyecek ve içeceklerin içerisinde dahi arsenik olduğu söylenmektedir. Bu metalin insan üzerinde büyük bir etkisi vardır. Arseniğin üç renk de allotopu vardır. Bunlardan gri olan arsenik, metalik halde bulunur ve yoğunluğu büyüktür. Sarı olan arsenik, ametalik halde olur. dört atomlu As4 moleküllerinden oluşur ve uçucudur. Siyah olan amorf arsenik, arsin'in (AsH3) ısı ile elde edilir. Arsenik, 400 derecede yanarak arsenik trioksit (As406) verir. Kükürt, halogen ve metallerle reaksiyon verir. Arsenik, doğada bulunduğu şeklinden ziyade sanayide bilinçsiz kullanılarak üretilen, mürekkep, Tekstil boyaları, böcek ilaçları, sigara hatta konsantire meyve sularının yapımında arsenik tüketilmektedir. Yavaş, yavaş ve uzun süreli insan vücuduna giren arsenik, kansere yol açtığı bilinmektedir. İnsan vücuduna günlük beslenme yoluyla 40 miligram arsenik bileşikleri girmektedir. Arseniğin çok bulunduğu besinler, deniz ürünleri, mantar, pirinç ve kümes hayvanlarıdır.

    Arsenik Zehirlenmesi,

    Arsenik, oldukça zehirli bir elementtir. tıpta, ilaç üretiminde ve endüstrinin bir çok değişik alanlarında kullanılmaktadır. Arsenik en çok fare ilaçlarının üretiminde kullanılmakla beraber, bir çok zararlı böcek ilacı yapımında kullanılmaktadır. Yer altı sularında ve içme sularında, kaya ve toprakta her zaman arseniğe rastlamak mümkündür. Arsenik, ağızdan alınmayla zehirlediği gibi solunum yoluyla da canlıları zehirlemektedir. İnorganik birleşenlerin 100 gram insan vücuduna girdiğinde hasar oluştururken 200 gram arsenik trioksit insanı öldürür. Arsenik zehirlenmelerin ilk belirtileri, dudaklarda yanma, yutkunma güçlüğü, mide ağrıları ve kramplarla birlikte ishal baş gösterir. En kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna gidilmezse sonuç ölüm olabilir.
    ]]>
    Keçiboynuzu Zararları https://www.zararlar.com/keciboynuzu-zararlari.html Sat, 23 Jun 2018 10:33:36 +0000 Keçiboynuzu zararları, keçiboynuzu Akdeniz ikliminde neredeyse yılın her mevsimi doğal bir şekilde yetişen içinde baklaları bulunan ve dışının kabuğu ile tüketilen bir tür meyvedir. Diğer adı harnup olan keçi Keçiboynuzu zararları, keçiboynuzu Akdeniz ikliminde neredeyse yılın her mevsimi doğal bir şekilde yetişen içinde baklaları bulunan ve dışının kabuğu ile tüketilen bir tür meyvedir. Diğer adı harnup olan keçi boynuzu genelde pekmez yapılarak tüketime sunulur. Keçiboynuzu gram başına kalorisi çok yüksek olan bir meyvedir. Bu özelliği sebebi ile kilo problemi olan kişilerin çok fazla tüketmemeleri gerekmektedir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, selüloz, glikoz ve azotlu bileşikler bulunmakta olan keçiboynuzu tam bir şifa deposudur. Boynuz şekline benzeyen meyveleri olduğundan keçiboynuzu adını almıştır. Keçiboynuzu 10-15 cm boylarında etli ve yassı koyu renkli bir meyvedir. Meyve olarak tüketilmek istenirse kurutulmuş olarak yenilenebilir. Keçiboynuzunun pek bir yan etkisi olmamasına rağmen, tabi ki her şeyin fazlasında olduğu gibi keçiboynuzunu da fazla tüketmenin bir takım zararları bulunmaktadır. Tüketim yaparken aşırıya kaçmadan ölçüsünde tüketmek te fayda vardır.

    Keçiboynuzu zararları nelerdir

    • Keçiboynuzunun içeriğinde çok fazla şeker yani glikoz bulunduğundan dolayı diyabetli hastalar keçiboynuzu tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalı ve onay almalıdırlar.
    • Keçiboynuzu fazla miktarda tüketildiğinde mide bulantısı ve baş dönmesine neden olabilmektedir.
    • Ayrıca herhangi bir rahatsızlığından dolayı kan inceltici ilaç kullanmakta olan kişilerin mutlaka doktorlarına danışarak tüketmeleri çok önemlidir.
    • Keçiboynuzu alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Keçiboynuzu genel olarak güvenli olarak bitkisel bir ilaç olarak tüketilmektedir. Fakat keçiboynuzu bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olarak ciltte kaşıntı ve kabartılara neden olabilmektedir.
    • Keçiboynuzu tıbbi amaçla da kullanılan bir meyve olduğundan çocuklar ve bebekler üzerinde kullanılmaması gerekmektedir. Bebeklerin cildi daha hassas ve vücutları daha savunmasız olduğundan dolayı 0-10 yaş arası çocuklar için zararlı olabilmektedir.
    • Ayrıca keçiboynuzunun lifli bir gıda olması nedeniyle doğal olarak müshil etkisi de bulunmaktadır. Yani keçiboynuzu ishal olmanıza neden olabilmektedir. İshalin vücuda vereceği zararları hesap ederek, halsizlik ve su kaybı olacağını düşünerek keçiboynuzu tüketirken mutlaka bol bol su tüketilmelidir.
    • Keçiboynuzunun yağlı bir içeriği bulunmaktadır. İçeriğindeki yağdan dolayı ciltte sivilce oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca keçiboynuzu gıda olarak değil de krem veya başka bir şekilde deri üzerine uygulanırsa cilde parlaklık verir fakat, ilerleyen saatlerde ciltte kızarıklık ve kaşıntıya sebep olabilmektedir.   
    • Hamilelikte tüketimi yan etkilere yol açıp zararlı olabilmektedir bundan dolayı mutlaka doktora danışılarak kullanılmalıdır.
    ]]>
    Cialis Zararları https://www.zararlar.com/cialis-zararlari.html Sat, 23 Jun 2018 16:47:20 +0000 Cialis zararları: İlaçta etken madde Tadalafil. Cialis Tablet, kasları gevşetip, kan akışını vücudun belirli yerlerine doğru hızlandırır.  Erkeklerin sertleşme fonksiyon bozukluğu (iktidarsızlık) ile alakalı bir ilaç Cialis zararları: İlaçta etken madde Tadalafil. Cialis Tablet, kasları gevşetip, kan akışını vücudun belirli yerlerine doğru hızlandırır.  Erkeklerin sertleşme fonksiyon bozukluğu (iktidarsızlık) ile alakalı bir ilaçtır. Cinsel faaliyet penis sertliğin sağlanamaması veya korunmaması halinde kullanılır. Cialisin zararlı olduğuna dair farklı kaynaklarda çok fazla bilgi olmamasına rağmen cialis kullanımında aşağıda yer alan bazı yan etkiler görülmüştür.

    Cialis yan etkileri:

    • Alerjik reaksiyon (döküntü ile kurdeşen dahil)
    • Görmede bulantı
    • Göz kapağı şişmesi
    • Göz ağrıması ve gözde kızarma
    • Baygınlık geçirme
    • Yüzde şişme
    • Dört saatten daha uzun süreli ve ağrılı sertleşme
    • Tek ya da iki gözde,  görme yeteneği için kısmi, ani, kalıcı ya da geçici azalma veya görme kaybı oluşması.
    • Göğüste ağrı (Cinsel aktivite esnasında veya sonrasında göğüs ağrısı oluşursa nitrat kullanılmamalıdır.) Bu etkilerin hepsi çok ciddidir. Eğer bunlardan biri mevcut olan kişinin, acil tıbbi bir müdahale ya da hastaneye yatırılması gerekebilir.

    Bu aşağıda yazılı etkenlerden herhangi birini fark edildiğinde, hemen bir doktora bildirin yada en yakın hastanenin acil bölümüne başvurulur.

    • Kalbin hızlı olarak atması
    • Yüksek tansiyon veya düşük tansiyon oluşumu

    Bu etkilerin hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil bir tıbbi müdahale gerekebilmektedir.

    Şu yazılı etkenlerden herhangi biri fark edildiğinde, doktora bildirin: Bunlar çok yaygın olan yan etkilerdir.

    • Baş ağrısı yakınması
    • Hazımsızlık çekilmesi
    • Bel ağrısı
    • Kas ağrısı
    • Yüzde kızarıklık
    • Burun tıkanması
    • Baş dönmesi
    • Çarpıntı duyma
    • Karın ağrısı oluşması
    • Midedeki içeriğin yemek borusuna geri gelmesi (reflü)

    Cialis çok yaygın olmayan yan etkileri:

    • Terleme vakasında artış
    • Burunda kanama

    Cialis nadir yan etkileri: Migren

    Cialis kullanan erkekler için kalp krizi ile felç bildirilmiştir. Bu belirtinin görüldüğü erkeklerin tamamında olmamakla birlikte birçoğunda, bu ilacı kullanmadan önce de kalp sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Bu belirtilerin direkt Cialis kullanımı ile alakalı olup olmadığının tespiti mümkün değildir.

    Cialis diğer yan etkileri: (görülme sıklığı eldeki verilere göre tahmin edilemiyor) Cialis alan erkeklerin, klinik araştırmalarda karşılaşılmayan bazı başka yan etkileri olmuştur, ancak bunların görülme sıklığı bilinmiyor.

    • Nöbet
    • Geçici hafıza kaybı oluşumu
    • Gözde kan akışını etkileyen bazı bozulmalar
    • Düzensiz kalp atışı ile kalbe yetersiz kan gelmesiyle ortaya çıkan geçici göğüs ağrısı duyulması(anjina)
    • Ciddi deri dökülmeleri
    • Ani kalp durması neticesi ölüm
    • İşitmede ani olarak azalma ya da kayıp

    Her ne kadar bazı erkeklerde cialis zararları olarak sperm yoğunluğunda bir eksilme görülse de, erkeklerde yapılan sonraki çalışmalarda, insanlar üzerinde bu tesirin olmadığını göstermiştir.

    ]]>
    Balmumu Zararları https://www.zararlar.com/balmumu-zararlari.html Sat, 23 Jun 2018 23:00:23 +0000 Balmumu zararlı mı, Balmumu balın petek kısmıdır. Petek ise balı içinde bulunduran bir çeşit dış kap olarak düşünülebilir. Yapılan araştırmalara göre uzmanlar çok şifalı ve her derde deva olan balın dı Balmumu zararlı mı, Balmumu balın petek kısmıdır. Petek ise balı içinde bulunduran bir çeşit dış kap olarak düşünülebilir. Yapılan araştırmalara göre uzmanlar çok şifalı ve her derde deva olan balın dış kabuk kısmının zararlı olduğu görüşündedirler. Petekli bal üretimi için kullanılmakta olan balmumu çok değerli olan bir sanayi ürünüdür. Ayrıca balmumu ile üretilen petekli bal ağızda çiğnendikten sonra atıldığı için israfa yol açmaktadır. Bazı kişiler petekli balın daha şifalı olduğu yönünde yanlış bir inanca sahipler. Çünkü suda çözünme özelliği bulunmayan balmumu 67.5 derecede eriyebilmektedir. Vücut ısısının da 37 derece olduğu gerçeği göz önüne alınarak balmumunun insan midesinde çözünebilme özelliği bulunmamaktadır. Mideye aldığımız balmumu hiçbir değişime uğramadan bağırsaklar yolu ile dışkı ile birlikte vücuttan atılmaktadır. Balmumunun içeriğinde yağ asitleri, alkol, ester, ve az miktarda yüksek moleküllü hidrokarbonlar bulunmaktadır.  

    Balmumunun zararları nelerdir

    • Balmumunda, arılarda gözlemlenen bakteri ve fungus hastalıklarının sporları ve ayrıca zararlılara karşı kullanılan akarisit ve insektisit gibi tarımda kullanılan zehirli kimyasal ilaç kalıntıları bulunabilmektedir.
    • Tamamen doğal olduğu düşünülen petekli balda arıcıların arılarını hastalıklardan korumak için vermiş olduğu antibiyotikler bulunmaktadır.
    • Türkiye de normal ihracat yada sınır ticareti ile ülkemize gelmekte olan balmumlarının steril olmayan ve sağlıksız koşullarda üretilen petekler ile insanları etkileyebilen rahatsızlıklar oluşmaktadır.
    • Yine petekli ballarda bazı firmalar insan sağlığını görmezden gelerek petek üretiminde petrol türevi ürünler kullanmaktadırlar.
    • Arıcılıkta temel petek üretiminde balmumuna yabancı maddeler karıştırılmaması esas iken bazı korsan işletmelerde maalesef balmumu içeriğine parafin ve serezin gibi zararlı maddeler de dahil edilmektedir. Bu da insanlarda sindirim sistemi rahatsızlıkları, hazımsızlık, şişkinlik ve en önemlisi kansorejen etkiler meydana getirmektedir.
    • Balmumu ile yapılan petekli balın insan sağlığı için hiç bir şifa değeri söz konusu değildir. Çünkü petek mumdan oluşur ve mumun hiçbir vitamin ve mineral değeri bulunmamaktadır.
    • Vücut balmumunu kesinlikle eritemez ve balmumu mide ve bağırsaklara yapışarak bu organları sıvar ve yediğiniz içtiğiniz hiç bir besin emilemeden dışarı atılır.
    • Bal üreten büyük ve önemli işletmeler süzme balı kontrolden geçirip şeker profiline kadar test etmektedir. Tat, koku ve dokusu mutlaka kontrol edilerek ambalajlanmaktadır fakat balmumu içeren petekli balda bu analizlerin yapılması mümkün değildir. Bunun için tüm peteklerin analizinin yapılmış olması gerekir.
    • Organik üretim yapan arıcılar hariç balmumu peteği ile yapılan balda zirai ilaç kalıntıları olabilmektedir.
    • Petek üretimi yapılan bazı yerlerde saf mum bulunamayınca mumun içine parafin hatta iç yağı karıştırılabilmektedir.
    • Balmumu ile üretilen petek deki amaç sadece yavru arılar için yuva bal ve polen depolanması için ise bir kap işlevi olmasından başka bir amacı yoktur.
    ]]>
    Kaya Tuzunun Zararları https://www.zararlar.com/kaya-tuzunun-zararlari.html Sun, 24 Jun 2018 19:50:57 +0000 Kaya Tuzunun Zararları, kaya tuzu diğer sofra tuzundan farklı olarak içeriğinde insanların vücudu için zararlı olan bir elementten söz edilmektedir. Kaya tuzu ismi ile bilinen bu tuzun içerisinde %97.5 oranında sodyum klorür barı Kaya Tuzunun Zararları, kaya tuzu diğer sofra tuzundan farklı olarak içeriğinde insanların vücudu için zararlı olan bir elementten söz edilmektedir. Kaya tuzu ismi ile bilinen bu tuzun içerisinde %97.5 oranında sodyum klorür barındırmaktadır. Kaya tuzunda bulunan sodyum klorür normalde bu oranının dışında olan kısmında özellikle nem almaya müsait kimyasallar ve iyot barındırmaktadır. Aslında pek çok kişi için bu kimyasal maddeler önemsiz olarak görülse bile alüminyum hidroksit madde kişilerde alzheimer hastalığının ortaya çıkma riskini büyük ölçüde taşımaktadır. Kaya tuzu benzerliği ile deniz tuzu gibi olsa da fazla tüketildiği zaman kişide hipertansiyon, böbrek ya da kalp hastalıklarına neden olabilmektedir. Kaya tuzu eğer ölçülü olarak tüketilirse, zararı ya da bir yan etki göstermemektedir. Çoğunlukla yüksek tansiyonu olan kişilerin kaya tuzunun zararını görmemeleri için minimum seviyede kullanılması daha doğrudur. Eğer kaya tuzu rafine edilirse içermiş olduğu zararları etken maddeleri ve mineral değerlerini büyük çapta kaybetmektedir. Ancak kaya tuzunun rafine edilerek işlenmesi de bir çok rahatsızlığın ortaya çıkmasına da zemin hazırlamış olur. Aşırı şekilde tuz tüketen kimselerde normal olan kan basınçlarında yükselmeler meydana gelir. Tansiyon yükselince kişinin vücudunda ödem meydana gelir. 

    Kaya Tuzunun Zararları Nasıl Etki Gösterir, fazla kaya tuzu ya da sofra tuzu tüketimi insanlarda büyük zararlara sebep olabilmektedir. Özellikle aşırı tuz tüketimi kişide yüksek tansiyona neden olmasından dolayı vücutta su birikimi sonucunda ödemler oluşur. Ancak vücuttaki fazla sodyum ter ya da idrar yolu ile dışarıya atılmaktadır. Kişi fazla kaya tuzu tüketimine devam ederse idrar yolu ile dışarıya kalsiyum atışında artışlar meydana gelebilir. Bunun sonucunda kemiklerde kalsiyum kayıpları ortaya çıkmaktadır. Kaya tuzunun zararından dolayı kemiklerde meydana gelen kalsiyum kaybı sonucunda kemik erimesi hatta kemiklerde kırılmalar bile söz konusu olabilmektedir. Rafine edilen kaya tuzu yaklaşık 650 derecede yüksek ısıda kalmaktadır. Bu yüksek ısı sebebi ile kaya tuzunun kendi yapısında bozulmalar başlamaktadır. Eğer kişiler rafine edilen kaya tuzunu tüketmeye devam ederse, vücuttaki hücrelerde mevcut olan su oranında büyük ölçüde azalmalar olur. Buna bağlı olarak kaya tuzunun en büyük zararı yüksek tansiyon ve buna bağlı olarak hastalıkların meydana gelmesine sebep olur. Kaya tuzunun insan vücuduna en büyük zararı vücuda alındığı zaman diğer tuzlar gibi kolaylıkla atılmamasıdır. Kaya tuzu vücutta kolaylıkla sindirimi gerçekleştirilemediği için vücut içinde bu tuz kristalleşmeye neden olur. Ardından hem kemiklerde hem de eklem bölgelerinde toplanmaya başlar. Kristalleşmiş olan kaya tuzunun verdiği zarar sonucunda gut ve böbrek taşı hastalıklarına yol açmaktadır. 
    ]]>
    Sodyum Karbonat Zararları https://www.zararlar.com/sodyum-karbonat-zararlari.html Mon, 25 Jun 2018 03:46:35 +0000 Sodyum Karbonat Zararları; Sodyum karbonat genel olarak vücuda oldukça yararlı bir bileşkedir. Tabi ki her elementte olduğu gibi sodyum karbonatta yan etkilere bağlı olarak bir takım zararları bulunmaktadır. Sodyum karbonat bir Sodyum Karbonat Zararları; Sodyum karbonat genel olarak vücuda oldukça yararlı bir bileşkedir. Tabi ki her elementte olduğu gibi sodyum karbonatta yan etkilere bağlı olarak bir takım zararları bulunmaktadır. Sodyum karbonat birçok sanayi kolları, gıda sektörü ve ilaç sanayisinde kullanılmaktadır. Hayatımızın bir çok alanında sodyum karbonat kullanmakla birlikte aslında birçok kişide sodyum karbonattan habersizdir. Şöyle ki kullanım alanı yaygın olarak temizlik sanayisinde ve ilaç sektöründe baş göstermektedir. En büyük özelliği ise tepkimeye bağlı olarak bakteri ve mikropları yok etmesidir. Ve özellikle insan vücudunda ph değerini korumakla birlikte en doğal dengeleyecidir.

Sodyum Karbonat Zararları
  • Kimyasal ilaçlarda özellikle mide rahatsızlıklarında, yan etki olarak zararları mevcuttur. Bunun ana temel sebebi ise, sodyum karbonatın çok fazla kullanılması yani ilaçların çok fazla tüketilmesi ile birlikte metabolizmanın dengesini bozarak mide ve bağırsaklarda gaz oluşması ile birlikte mide bulantıları da meydana gelmektedir.
  • Özellikle böbreklerde taş olanlarda kullanılan tüm ilaçların ana ham maddesidir. Bunun sebebi ise, sodyum karbonat direkt olarak böbrek mesanelerinde kendi özeliğine bağlı olarak tepkimeler oluşturmaktadır. Fakat kişide sodyum karbonat sancılı bir şekilde ve sık sık  idrara çıkma meydana gelir. Yani yararı olduğu gibi ciddi zararları da mevcuttur.
  • Günlük olarak kullandığımız sabun, deterjan, çamaşır deterjanı gibi bir çok temizlik ürünlerinin ana hammaddesi sodyum karbonattır. Tabi ki bu temizlik ürünlerinde diğer kullanım alanlarına oranla sodyum karbonat karışımı fazladır. Bu da özellikle ellerde kılcal damar çatlamalarına bağlı olarak çatlaklar meydana gelir.
  • Gıda sektöründe, özellikle hazır hamurlu yiyeceklerde çok fazla kullanıldığından mide ve bağırsaklarda aşırı gaza ve metabolizma sistemini bozmaktadır. Sodyum karbonat gün içerisinde çok tüketildiğinde mideye bağırsağa tepkime özelliğinden dolayı zarar verebilmektedir.
  • Sodyum karbonat çok fazla alındığında ise bir diğer zararı ise mide de bulunan zararlı suları vücuttan atmaktadır. Tabi ki çok fazla alındığı takdirde mide içerisinde su azaltacağından böbrek yetmezliği gibi başka ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır.
  • Özellikle hazır pastalar gibi unlu mamulleri çok yenildiği zaman, kişide B vitamini azalmasından kaynaklı yorgunluk ve şişkinlikler meydana gelmektedir. B vitamini ise, sinir sistemlerinin hücrelerini besleyen ve yardımcı olan vitamin kaynağıdır. İleri zamanlarda sinirsel hastalıkların oluşmasına neden olabilmektedir.
]]>
Goji Berry Zararları https://www.zararlar.com/goji-berry-zararlari.html Mon, 25 Jun 2018 16:11:21 +0000 Goji Berry zararları, Türkiye de yeni yeni bilinmeye başlayan Goji berry turuncu, kırmızı renkli ile keskin bir tadı olan otantik bir meyvedir. Öbür aile üyelerinde olduğu gibi, Goji berry sağlık bakımından çok fazla fay Goji Berry zararları, Türkiye de yeni yeni bilinmeye başlayan Goji berry turuncu, kırmızı renkli ile keskin bir tadı olan otantik bir meyvedir. Öbür aile üyelerinde olduğu gibi, Goji berry sağlık bakımından çok fazla faydası olan, besin değeri pek yüksek bir meyve cinsidir.

Goji berrynin sağlık için faydalı olmasının en önemli sebebi içerisinde bulunan yüksek değerdeki besin, mineral ve vitaminlerdir. Sodyum ile protein açısından çok fazla zengin olan Goji berry, yüksek oranda diyet lifleri vardır ve içerisinde kalsiyum ile demir yüksek oranda bulunur. Bundan ayrı olarak C vitamini deposu olduğundan çok etkili antioksidanlar içerisinde gösterilir.

İçeriğinde bulunan vitamin ve mineraller dolayısıyla sağlığa çok faydası olan bu Goji berrynin, kişinin sağlık durumu ve tüketme yoğunluğuna bağlı olarak Goji berry'nin zararları halinde ortaya çıkan bazı yan etkileri de bulunmaktadır.

Goji Berry Zararları: Goji berry sağlık yönünden birçok fayda ve avantajlarının yanında, sağlık şartları ile tüketme biçimine bağlı olarak bazı yan etkileşimleri de vardır.

  • Warfarin İle Etkileşimi: Goji berry warfarin gibi kan inceltici ve kan pıhtılaşmasını önleyici bir ilaçla alındığı zaman yan etkileri ortaya çıkabilir. Kan inceltici ilaçlar alıyorsanız Goji berry tüketimi yapmaktan kaçınılması gerekir.
  • Diyabet İlaçlarıyla Etkileşim: Diyabet hastalarının kan şekeri düzeyini kontrol altında bulundurmak için belli dozlarda ilaç alırlar. Goji meyveleri pankreas çalışmasını ve insülin üretimine tesir ettiği tespit edilmiştir. Diyabet ilaçları alan kişiler bu Goji berry meyvesinin tüketiminden uzak durmalıdır.
  • Hipertansiyon: Goji meyveleri, fazla yenirse vücudun kan basınç seviyesini olumsuz etkiler ve hipertansiyona sebep olabilir.
  • Polen Alerjisi: Polenlere karşı alerjisi olan kişilerin Goji berry yemeleri, hırıltı, kaşıntı, hapşırma, gözlerde kaşıntı burun tıkanıklığı gibi sağlık problemine neden olabilir. Deri ile alakalı problem olursa doktora gidilmesi tavsiye edilir.
  • Uykuyu Olumsuz Yönde Etkiler: Goji meyveleri yalnızca gündüzleri yenilmelidir. Gece Goji berry yenilmesi uykuyu kaçırarak, olumsuz etki yapar. Şayet fazla tüketirseniz benzer olarak uykusuzluğa sebep olur.
  • Enerji Seviyesini Artırır: Goji berrynin Çok fazla şekilde tüketilmesi enerji seviyesini ciddi şekilde arttırır ve bu çok zararlıdır. Böyle bir tüketim, enerji konsantrasyon bozukluğuna, hiper aktiflik ve huzursuzluk gibi problemlere yol açar. Bu sebeple Goji berry tüketimi çok fazla olmamalıdır.
  • Kan Akışını Artırır: Goji meyvesi vücutta kan akışını çoğaltabilir. Fazla Goji berry yenmesi, kan akış hızını normalden yüksek seviyeye çıkarır ve bu durum özellikle yaşlıları etkileyen hemofili benzeri olumsuz durumlara sebep olabilir.
  • Baş Dönmesine Sebep Olur: Goji meyvesinin çok fazla olarak tüketildiği zaman baş dönmesi, göz rahatsızlığı, görme bulanıklık ve halüsinasyonlar gibi çok şiddetli yan tesirlere neden olabilir.
  • Yüksek Selenyum Seviyesi: Goji Berry meyvesi yüksek oranda selenyum içeren ve fetusun büyümesini etkiler. Bu özelliği nedeniyle, hamile kadınların bu meyveyi yemekten kaçınması gerekir.
  • Sİndirim Sistemi Üzerindeki Etkisi: Aşırı miktarda Goji berry tüketilmesi sindirim sistemlerinde hazımsızlık, kusma, bulantı, vb. gibi sorunlara yol açabilir.

Goji Berry zararları ve yan etkilerinden korunmak ve azami düzeyde fayda sağlamak için yeter miktarda tüketilmesi gerekir. Zaten ne olursa olsun, her şey içinde Atalarımız azı karar çoğu zarar demişlerdir. 

]]>
Süt Tozunun Zararları https://www.zararlar.com/sut-tozunun-zararlari.html Tue, 26 Jun 2018 14:32:47 +0000 Süt Tozunun Zararları: Süt tozu herkesin malumu olmak üzere olarak sütten elde süt ürünü, sütün toz halidir. Sütün içindeki suyun alındığını düşünün, kalan kısım süt tozudur. Sütün içinde bulunan sıvının ta Süt Tozunun Zararları: Süt tozu herkesin malumu olmak üzere olarak sütten elde süt ürünü, sütün toz halidir. Sütün içindeki suyun alındığını düşünün, kalan kısım süt tozudur. Sütün içinde bulunan sıvının tamamını, içindeki proteini ve diğer yararlı olan öğeleri yok etmeden, uygun bir ısı ve basınç ortamında buharlaştırılarak, sütten 10 kat daha hafif olarak, yaklaşık 10 litre sütten, 1 kilo süt tozu elde ediliyor. Elde edilen bu süt tozunun nakliyesi daha kolay ve ucuz raf ömrü de daha uzun olmaktadır. Uzmanlar bu şekilde elde edilen saf süt tozunun zararları olmadığını ifade ediyorlar, ancak diğer taraftan vücuda daha çok yağ kazandırdığı ve kolesterolü artırdığı konusunda ise ortak görüşe sahipler. Bir tatlı kaşığı kahve, yaklaşık 1-2 kalori iken, kahve kremasının 1 tatlı kaşığında ise yaklaşık olarak 30–35 kalori vardır. Şayet kahveye bolca krema ekliyorsanız geçmiş olsun.

Süt Tozundaki Katkı Maddeleri ve Zararları: Katkı maddesi olan ürünlerin insan sağlığına çok ciddi zararlar verebileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanları, süt tozuna eklenen melaminde bu katkı maddesinden sadece biri olduğunu belirtiyor. Her katkı ürününün insanlara farklı şekilde zararı olmaktadır. Kimi kalbe zarar verir, kimi ise bağışıklık sistemini zayıflatır. Vücudun dışarıdan alınan maddelere gösterdiği tepkide birbirinden farklı olabilir. Süt tozunda bulunan hangi madde nelere sebep oluyor;

Katı Mısır Şurubu: Şeker hastalığına sebep olabilir. Ayrıca bu şurup kilo almaya da neden olabilmektedir. Bu şurup genetiği değiştirilen mısırdan yapılır.

İşlenmiş Şeker: İşlenmiş şeker vücuda alındıktan sonra bağımlılık yapabilir.  Ve bu şekerler; ani tepki verme, astım, şeker hastalığı, baş dönmesi, sinir sistemi problemleri, kalp hastalığı, hiper tansiyon ve eklem iltihabını tetikleyebilmekte ya da sebep olabilmektedir. Bu şeker vitamin ve mineral açısından yoksundur. Metabolizmada bozulmalar meydana getirebilir.

Dipotasyum Fosfat: Bu maddenin bir kaç mühim yan etkisi bulunmaktadır; akciğer iltihaplanması, yorgunluk, kusma, böbrek hastalıkları, ishal, ve kandaki hemoglobin düzeyinin düşmesi gibi hallere sebep olabilmektedir.

Mono and Diglycerides: Bu maddesi ise yapay krema tadı ve beyaz görünüm kazandırmak için kullanılır. Ayrıca bu madde, kahve kremasının raf ömrünü uzatır.

Sodyum Aluminosilicate: Bu maddenin yan etkisi ise zehirlenme, kabızlık, karaciğer hastalıkları  ve böbrek sorunlarına sebep olabilir.

Süt Tozunun Kullanıldığı Yerler: Endüstriyel gıdalar (bisküvi, gofret, vb) bebek maması, hazır çorbaların üretiminde süt tozu, süte oranla çok daha yüksek oranda kullanılır. Evde, yani bireysel olarak kullanılacak alanlar ise, daha çok pasta hamur işleri ve dondurma yapımı. Süt tadını verdiğinden, hamurlara eklendiğinde hamur kıvamını süt gibi etkilemeden, hamura süt tadı eklenmiş olur. 

]]>
Lesitin Zararları https://www.zararlar.com/lesitin-zararlari.html Wed, 27 Jun 2018 04:36:32 +0000 Lesitinin zararları konusu besin maddesi olarak kullanılması ve bazı ilaçlar içerisinde de yer alması nedeni ile lesitin ile ilgili en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır. Fosforlipidlerin grubu içerisinde yer alan v Lesitinin zararları konusu besin maddesi olarak kullanılması ve bazı ilaçlar içerisinde de yer alması nedeni ile lesitin ile ilgili en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır. Fosforlipidlerin grubu içerisinde yer alan ve vücutta bulunan hücreler için de önemli bir madde olduğunu görebildiğimiz lesitin, beyin ve sinir sisteminin normal çalışmasını sağlaması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca toksik bileşiklerin de oluşmasını engellemekte olan lesitin bu toksik bileşiklerin oksidatif süreçlerini de geliştirmekte olan çok güçlü bir antioksidan olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Hamilelik ve yeni doğan süreci için de çok önemli olan lesitinin her zaman çok faydalı olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Pek çok faydası olduğunu görebildiğimiz lesitinin zararları olduğunu da kabul etmek gerekmektedir. Yaygın olarak ilaç yapımında kullanılan lesitinin fazla tüketimi durumunda bazı zararları olduğunu görebilmek de mümkündür. Özellikle besinler yoluyla vücuda giren lesitinin çeşitli zararları olduğunu söyleyebilmemiz mümkündü. Bu yüzden lesitin içeren hap, kapsül ya da krem kullanımı sırasında doktor gözetimi gerekmektedir.

Lesitinin Zararları

Eksikliği durumunda aşırı sinirli olma, yorgunluk hissi yaşama, dikkatini toplayamama ve hafıza ile ilgili sorunlar yaşama karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır. Ancak fazla tüketimininde bazı zararları olduğunu görebilmek mümkündür.
  • Tiroid bezi sorunları: Etkin olarak soya fasulyesinin genetik olarak değiştirilmiş bir şekli olarak kullanıln lesitinin aşırı tüketilmesi durumunda özellikle 3 yaşından küçük çocuklarda tiroid bezi sorunları ile karşılaşabilmek mümkündür.
  • Alerjik reaksiyonlar: Soya fasulyesinden elde edilmekte olan lesitin maddesi kişide fazla tüketim nedeni ile alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bu yüzden bu maddeyi içeren yiyeceklerin tüketiminde ya da ilaçların kullanımında mutlaka doktor tavsiyesine başvurmak gerekmektedir.
]]>
Kadmiyum Zararları https://www.zararlar.com/kadmiyum-zararlari.html Thu, 28 Jun 2018 01:15:47 +0000 Kadmiyumun Zararları, Kadmiyum (Cd) periyodik cetveli B grubunda olan, gümüş beyazı renkte metal bir elementtir. Doğada kadmiyum sülfür (CdS) şeklinde ve çinko cevherlerinde bulunur. Çinko üretimi yapıldığı zaman yan ür Kadmiyumun Zararları, Kadmiyum (Cd) periyodik cetveli B grubunda olan, gümüş beyazı renkte metal bir elementtir. Doğada kadmiyum sülfür (CdS) şeklinde ve çinko cevherlerinde bulunur. Çinko üretimi yapıldığı zaman yan ürün olarak elde edilir. Kimyasal özelliği çinko ve cıva arasındadır. Birçok bileşikleri, boyalarda sarı ve kırmızı pigment şeklinde kullanılır. Kadmiyum elektrot ile yapılan akümülatörler, kurşunla yapılan akülerden daha uzun ömürlü olur. En fazla demir, çelik, bakır ve çinko üzerine kaplanıp, korozyona karşı dayanım sağlamak amacıyla kullanılır. Ergime noktası düşük olan alaşımların bileşimine girer. Kadmiyum izotopları iyi bir nötron emilmesi sağladığından, nükleer reaktörlerde yavaşlatıcı amacıyla kullanılır. Bileşikleri genellikle zehirli olduğundan insan için kadmiyum zararlıdır.

Kadmiyum Kullanım Alanları: en düşük ergime noktasına sahip olan alaşımların önemli bir bileşenidir. Kullanım alanları içinde yüzde 60 ile en büyük pay, elektroliz yoluyla yapılan kaplama alır. Nikel kadmiyum pilleri, E.M.F. gözeleri ile lehim yapımı için; ayrıca nötron yutma özelliği sebebiyle nükleer reaktörlerin kontrol çubukları ve zırhlama için kullanılır. Bazı bileşikleri, siyah beyaz ile renkli televizyon tüplerinde yer alan fosforesan bileşiklerinde bazı bileşikleri ise, Pvc maddeye dayanıklılık kazandırmada kullanılır. Sülfidi (CdS), sarı pigment olarak kullanılır.

Kadmiyumun Zararları Nelerdir Kadmiyum ile bileşik çözeltileri zehirlidir. Ağır metaller içerisinde yer alan en tehlikeli ve toksit maddelerden biri de kadmiyumdur. Çevrede bulunan kadmiyum kaynağı; içeriğinde kadmiyum bulunan boya, sigara dumanı, plastik katkı ürünleri, Kadmiyum sülfür ile çinko üreten tesislerdir. Kadmiyum Pilleri çöpe atıldığında, depo sahasında bozulup, kadmiyum ile bileşikleri serbest duruma geçerek suya karışmaktadır. Kadmiyumlu sızıntı su, içme suyu ve toprağı kirletip, gıda zinciri ile içme suyu yoluyla insan vücuduna girer.

Vücut kadmiyumu kalsiyum şeklinde algılar ve kadmiyum vücut içinde birikmeye başlar. Vücutta kalsiyum eksilmesi nedeniyle kemikler ağır ağır zayıflamaya başlar. Ayakta durmak, hatta öksürmek bile kemik kırılmasına hatta iskeletin ufalanarak sonuçta hastanın ölmesine sebep olur. Bundan ayrı olarak günde bir paket sigara içen bir insanın vücutları ve daha ziyade karaciğer ile böbreklerinde sigara içmeyenlere oranla %50 civarında daha fazla kadmiyum mevcuttur. Ankara’daki bir araştırma da hava kirliliği çok olan semtler de yaşayanların idrarında kadmiyum ile kurşun olduğu görülmüştür.

Kadmiyum zararı olarak, ayrıca İtai itai ile akciğer hastalıkları, prostat kanseri, kansızlık, doku tahribatı,  Anfiyen ile kronik neval tübüler bozukluk ve böbrek üstü bezlerini tahrip ettiği görülmüştür.

]]>
Çakşır Otunun Zararları https://www.zararlar.com/caksir-otunun-zararlari.html Thu, 28 Jun 2018 10:36:40 +0000 Çakşır Otunun Zararları, Maydanozgiller ailesinden, çok yıllık, odunsu ve sarı renkte çiçek açan çakşır otu, 200 cm uzunluğa kadar ulaşabilir. Anavatanı, İran ve Afganistan olan bu ot ülkemizde ise Orta ve Doğu Anadolu, Do Çakşır Otunun Zararları, Maydanozgiller ailesinden, çok yıllık, odunsu ve sarı renkte çiçek açan çakşır otu, 200 cm uzunluğa kadar ulaşabilir. Anavatanı, İran ve Afganistan olan bu ot ülkemizde ise Orta ve Doğu Anadolu, Doğu Akdeniz, Güney ve Güneydoğu Anadolu'da daha sık yetişmektedir. Kökleri etli ve suludur. Kokusu ise birçok kişi tarafından sevilmez. Nemli olan topraklarda oldukça kolay yetişebilen çakşır otunun gövdesi silindir biçiminde ya da köşeli, yaprakları oldukça iri ve iplik şeklinde çok parçalı, sarı olan çiçekleri ise şemsiye biçiminde durumlarda toplanmış haldedir. Yaklaşık 60'a yakın türü olan bu otun erkek ve dişi olarak iki çeşidi vardır. Kökü ile birlikte kurutularak ve kökü toz haline getirilerek tüketilebilen çakşır otu içerisinde yer alan nişasta, reçine, saponin, alkaloit ve uçucu esansiyel yağlar sayesinde cinsel gücü artırıcı etkiye sahiptir. Son yıllarda oldukça popüler olmuş bu ot televizyon kanallarında cinsel gücü artırıcı özelliğinden dolayı sıkça konu edilmiştir. Eski tarihlerden itibaren bilinen ve kullanılan bu bitkinin aynı zamanda astım, bronşit ve sinir sistemi rahatsızlıklarında kullanılmaktadır. Şifa amaçlı kullanılan çakşır otunun bu faydalarının yanı sıra doğru bir şekilde kullanılmadığı ve aşırı tüketildiği takdirde zararları ile karşılaşılabileceği bilinmelidir. Bu nedenle şifa amaçlı kullanılan bitkilerin miktarı, ne kadar süre ve nasıl kullanılacağı konusuna özen gösterilmesi sağlık açısından son derece önemlidir.

Çakşır otunun zararları, daha önce de belirtildiği gibi dişi ve erkek çeşidi bulunan çakşır otunu kullanılırken dikkatli olunması gerekmektedir. Çünkü yanlış kullanılması kişide depresyon sorununun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra hamile kadınlara, emziren annelere, çocuklara ve bu bitkiye alerjisi olan kişilere çakşır bitkisinin kullanımı tavsiye edilmez. Çakşır otunun depresyon dışında bir yan etkisi yoktur. Bu durumda bu bitkinin yanlış kullanılmasından dolayı ortaya çıkan bir sorundur. Çakşır otunun doktorun tedavisi yerine kullanılması önerilmez ve cinsel gücü artırmak için kullanılacak bu bitkiyi kullanmadan önce doktorunuza görünüp doğru olan ilaçların kullanması önerilir. Çakşır otu ancak tedaviye ilaveten onarıcı özelliğinden dolayı kullanılabilir.
]]>
İğdenin Zararları https://www.zararlar.com/igdenin-zararlari.html Thu, 28 Jun 2018 19:35:51 +0000 İğdenin Zararları, İğde ağacı Türkiye'de hemen hemen bölgede yetişebilir. Familyası iğdegiller üyesi olan iğdenin yaprağı grimsi renge sahiptir. Meyveleri ise sonbahar mevsiminde yenilebilecek olgunluğa ulaşır. Dikenli bir İğdenin Zararları, İğde ağacı Türkiye'de hemen hemen bölgede yetişebilir. Familyası iğdegiller üyesi olan iğdenin yaprağı grimsi renge sahiptir. Meyveleri ise sonbahar mevsiminde yenilebilecek olgunluğa ulaşır. Dikenli bir ağaçta yetişen iğdenin yaprakları ince uzun, yeşilimsi gri renkte, çiçekleri ise sarı renktedir ve etrafa oldukça güzel kokular yayar. İğde yemişi ise sarı renge sahiptir, dışı serttir, tadı ise mayhoştur. Halk arasında pisat, cışkan ve cıcıcılık isimleri ile bilinen ve vitamin deposu olan bu yemişinin dış kısmı, incecik kabukla ölçülmüştür, içi tüylüdür, çekirdeği ise büyüktür. İçerisinde organik asitler, uçan yağ, flovan glikozitler, tanem B ve C vitamini ve demir bulunan iğdenin meyvesi yenebileceği gibi çiçekleri de suda haşlanmış çayı yapılarak tüketilebilir. Vücut direncini artıran, öksürüğü gideren, soğuk algınlığı ve ishale iyi gelen ve daha birçok faydası olan iğdenin bilindiği gibi yanlış ve aşırı tüketildiği takdirde bazı zarar ve yan etkilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

İğnenin zararları nelerdir, genellikle ciddi bir yan etkinin ortaya çıkmasına neden olmayan iğde yine de her ihtimale karşı her gıdada bilindiği gibi fazla tüketiminden kaçınılmalıdır. Özellikle de hamile ve emziren kadınların vücudunda ne gibi etkilere neden olabileceği tam olarak bilinmediği için doktora danışmadan aşırı miktarda tüketilmemesinde fayda vardır. Bunun yanı sıra alerji gibi durumlarda da iğde tüketilmesi hemen bırakılmalı ve doktora başvurulmalıdır.  İğde meyvesinin aşırı miktarda tüketilmesi aynı zamanda kabızlık sorununun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle oluşabilecek yan etkilerden korunmak için iğdeyi yeterli miktarda tüketmeye özen gösterin.
]]>